YA İŞİD’SİN YA HİÇ
İki gün önce Halep’in kuzeyinde yer alan ve Türkiye sınırında yer alan Azez ve Rakka arasında kalan bölge tamamen Irak Şam İslam Devletinin kontrolüne geçti..
Peki Şimdi Ne Olacak ?
Öncelikle bu hat boyunca gerek tel örgülerden gerekse resmi sınır kapılarından giren her kişi ve yardım konvoyu İşid’in onayı olmadan Halep’e gidemeyecek.
Yaklaşık olarak 250 Türkmen,Arap ve Kürt köyünden kaçan yüzbinlerce insanın Türkiye’deki kamplarda veya şehirlerdeki sefaleti devam edecek.
İşid bu bölgede ‘’ Sahveci Mürtedlerle’’! verdiği şanlı! Savaşı kazandı.Şimdi ilk hedefi Halep’te ki sahveciler ! olacak.Ve yeni göç dalgaları ve yeni ölümlere şahitlik edeceğiz.
Zira yayınladıkları onlarca bildiride kendileri dışında kalan tüm grupları ‘Hain’ ilan ettiklerini ve tüm Suriye’yi yeniden özgürleştirme iddiasında olduklarını biliyoruz.
Suriye’ye mazlum halkı Esad zaliminden kurtarmak için geldiğini söyleyen İşid’in şu an Esad ile çatışan tek bir noktasının dahi bulunmadığını biliyormusunuz?
Namlularını bu çaresiz halka çevirmiş ve onların Esad zaliminden binbir meşakkat ve şehitler vererek kurtardıkları bölgeleri yeniden işgal ediyorlar.
En küçük eleştiri bu çevrenin gözünde küfür olarak itham edilmeniz için yeterli..Her yaptıklarını ‘mutlak doğru’ görerek ve kendileri dışında her yapılan yanlışlığa mahkum ederek yol almaya çalışıyorlar.
Son 10 günde Rejim güçleri bir çok bölgede ilerleme kaydetti.İşid sözcüleri ise her fırsatta diğer muhalif grupları temizledikten sonra Beşşar’ın ordusu ile savaşacağını deklare ediyor.
Bu Grup’un kesin olmamakla birlikte en iyimser rakamla 6.500 askeri bulunmakta.Karşısında ise İran destekli işbirlikçilerle birlikte 200.000 (ikiyüzbin)’ e yakın askeriyle düzenli bir ordu mevcut.
Suriye’nin İşid yokken cihadı başlatan ve sürdürenlerini yok sayıyor ve tekfir ederek öldürüyorlar.
Rakka,Mumbuç,Cerablus,Gandura,Çobanbey,Al Bab,Azez şu an artık kendi kontrollerinde..
Ve Türkiye sınır İşide emanet.
Olayların başladığı ilk günlerde çatışmaların şiddetinden kaçan binlerce insanın sınırdaki sefaletini bir fiil gözlemledim.
Peki ama bu insanlar kimden ve ne için kaçıyorlardı ?
55 yaşlarında bir adamın 3 gün süren sınır bekleyişinden sonra geçirdiği kalp krizi sonucu ölmesi ise şahit olduğum bir diğer hadise idi.
Şu an Halep’te kurtarılmış alanlar çok ciddi bir kuşatma tehlikesi altında.Halep’in hatta tüm Suriye’nin tek nefes aldığı kanal olan Türkiye sınırı ise İşid ablukası ile çevrelendi.
Amaç ne ve buralarda zaman ve mühimmat tüketen İşid’in motivasyon unsuru nedir bilmiyorum..
Rakka,Al Bab ve Hereitan ve Dane gibi yerlerde öldürülen kesilerek duvar üstlerinde teşhir edilen kellelerin önünde zafer çığlığı atan kişileri bu yaptıklarının doğruluğuna inandıran amiller neler olabilir ?
Suriye devrimi alenen çalınıyor..
İslam geleceğin yegane kurtuluş ümididir.Ancak temsil niteliğini ve ilahi mesajın kapsayıcı düsturunu içselleştiremeyen bir ümmet bu daveti Nebevi bir metodoloji dairesinde sürdüremez ise kendimiz kadar islamın muştusuna muhtaç kitlelerde kaybedecek.
Suriye ; yaman bir imtihan arenası.Ümmetin olmakla -ölmek arasında sınandığı çetin bir savaş mahalli.
İslamın karşısında saf tutmuş onlarca karanlık mihrak varken içimizden ayrıştırılmaya çalışılmamız derin analiz gerektirmeyen bir karanlık elin varlığını açıkca göstermektedir.
Zor ama imkansız olmayana dönük ümitlerim sürüyor.Hemde içimizde filizlenen kurtuluş hülyasını karartmak ve yeniden dirileceğimiz Bilad-ı Şam topraklarını kirtletmek isteyenlerin varlığına rağmen..
Özetle ‘ İşid kazansın Suriye kaybetsin’ derdinde olanların söylem ve eylemleri savaşı içeriden kirleten birincil etken olmuştur.Ümmeti topyekun kuşatan ve Suriye’nin mazlum halkına yeniden İslam nizamının şekillendirdiği bir ülke armağan edecek kutlu savaşı sonuna kadar desteklemeliyiz.
Küresel istikbara ve yüzyılı aşan zulüm çağına son verecek direnişin harcı kardeş olduğumuzu en derin haliyle hissetmekle mümkündür..Tekfir ederek ve grup- cemaat maslahatlarını genelin menfaatinin üzerinde görerek herhangi bir zaferin elde edilemeyeceği görülmelidir.
YILMAZ BİLGEN