30 Yıldır Atatürk’le Aldatan Adam ! : Yaşar Nuri Öztürk
Ayşe Özgün’le hergünde tanıdık zat-ı şahanelerini ilk olarak.
Sonra Hürriyet keşfetti bu büyük yeteneği!!!
Yıl ; 80′lerin sonuydu..
Aradan geçti 30 yıl.
Egosu her daim zirveleri zorlayan bu zavallı, aradan geçen bu 30 yılda hep alçalmanın limitlerinde dolaştı durdu. Zirvedeyim sanarak o naçiz benliğini.
Bir dönem tarikatçı oldu sonra tasavvuf düşmanlığında denedi şansını.Uzunca bir süre mezheplere saldırdı ancak sonra birden Ebu Hanife’yi keşfetti.
Bunun bir keşif değil kelimenin tam anlamıyla bir haysiyet cellatlığı olduğunu kısa süre sonra yazdığı kitapla öğrendik.
Hezeyanla mamul bu kitapta Hazreti Peygamber-İmam-ı Azam ve M.Kemal üçlemesi (teslis) yaparak tevil ve tahrifte ne kadar ‘Usta’ olduğunu bir kez daha gösterdi seküler ‘Vaiz’imiz.
Bakınız bu husuta ne diyor kitabında İlahiyat baronu Yaşar Nuri Öztürk :
Tarihin diyalektiği “Hz. Muhammed-İmamı Azam-Mustafa Kemal üçlüsü”nden, zulme karşı bir birlik çıkarmıştı. Kelimei Şehadet düşmanlarıyla “müslüman” kimlikli hainler bu birliği, emperyalizme destek veren bir teslise dönüştürdüler. Bugünkü İslam dünyasının ve Türkiye’nin kaderi bu teslisin yarattığı savaş mihverinde belirleniyor. Ya Kelimei Şehadet Düşmanlarının emperyalist teslisi kazanacak yahut da Hazret-i Muhammed-İmamı Azam-Mustafa Kemal üçlüsünün antiemperyalist birliği. Savaşların savaşı işte budur. Gerisi, hikâye ve dekor. (Arapçılığa karşı Akılcılığın öncüsü İmam-ı Azam Kitabından)
İşin komik yanı ise Atatürk’le Ebu Hanife’yi eşitleme çabasına giriştiği bu çabanın İhlas sahibi! Kemalistler tarafından dahi yoğun eleştiri alması oldu.
Hayatını Şeriat’a adayan bir İslam alimi ile her anını Kuran’a muhalefet ederek yaşamış bir Çağdaş Önder’i nasıl aynı kefeye koyabildiği açıkca sorgulandı kemalist çeverelerce.Bu megolaman vazgeçmedi iddiasından ve başta Habertürk olmak üzere soft laikler tarafından afaroz edildi M.Kemal’in değerini düşürdüğü gerekçesiyle.
Büyük Nutkunda b düşüncelerini çok açık ifade ediyordu M.Kemal:
Büyük nutkunda diyorki halk fırkası proğramında ilan ettiğimiz esaslar içerisinde proğrama sokulmamış bazı mühim meseleler vardı.mesela cumhuriyetin ilanı,hilafetin kaldırılması,şeri mahkemelerin kaldırılması,medrese ve tekkelerin kapatılması,şapka giyilmesi….bu maddeleri proğrama sokarak vaktinden evvel cahil ve mürtecilerin bütün milleti zehirlemelerine lüzum görmedim…!(nutuk s.f. 437, ayrıca bakınız Tek Adam cilt 3,s.f. 89)
Allah’a ve Resul’üne hayatı boyunca bir kez olsun iman ettiğini söylemeyen (taktik gereği olanlar hariç) zina, kumar, içki,faiz gibi melanetlerden hiçbir dönemde vazgeçmeyen İslamın Şeri değerlerine muhalif ne varsa topyekun örtüsüz ve ölçüsüz bir düşmanlık sergileyen M.Kemal’i ‘Kuran Mümini’ yapmakta yine bu adamın! ‘Marifeti’ idi..
M.Kemal Allah’a inanmadığınıda söylemektende çekinmiyordu:
Tabiat insanı türetti, onları kendine taptırdı da. Ancak insanların dünyada yaşayabilmeleri için, onların tabiata egemenliğini de şart kıldı. Tabiata egemen olmasını bilemeyen yaratıklar, varlıklarını koruyamamışlardır. Tabiat onları, kendi unsurları içinde ezmekten, boğmaktan, yok etmekten ve ettirmekten hiç çekinmemiştir.
3 Mayıs 1935
(Atatürk Söylev ve Demeçleri, C. II, s. 278-279.)
Ancak anlaşılan Yaşar Nuri ne büyük nutku nede M.Kemal’in zamanında eser yazan arkadaşlarının yazdıklarına inanmıyordu.
Aleviliğin mitolojik Ali’si gibi O’da Kemalistlerin Atatürk’ün den gayr-ı bir M.Kemal’e iman ediyordu.
Aslında herşeyi biliyordu ama dün ve bugün İmanını ve onurunu satan onca din tüccarı gibi O nunda sıralayabileceği bir yığın gerekçesi vardı.
İkbal ve şöhret öncü rol oynamıştır hakikati ketmekte ısrar eden ‘Belam’ zihniyyet için.
Öncekilerin uyguladığı yöntemi O da başarı ile sürdürdü.Yiğitçe söyleyemediklerini Türkiye’nin 90 yıllık klasiği olan M.Kemal’in ardına saklanarak söyleme geleneğini ustaca icra etti …
Uzunca bir süre Seba Tümer’le şuh kahkalar eşliğinde verdiği vaazlarda kin kustu kalabalıkların kutsallarına, arsızca.
Herşeyi ve herkesi kıyasıya eleştiren bu gözüpek kahraman! Bahse konu M.Kemal olduğunda ise iflah olmaz bir meczup edasıyla başlıyor derin tazim nutkuna.
İslam adı altında pazarlamaya çalıştığı dinde Namaz hiç olmadı.Kuran’ı basit kelime oyunları ile amaçlarına hizmet ettirmekten hiç çekinmedi.
Başörtüsünün tesettür kapsamına girmediğinide tüm dünya 1400 yıl sonra yine ‘Hazret’ten’ ! öğrendi.
Muhatab alınıp adam yerine konmadıkça öfkesi daha çok kabardı.
Daha çok saldırdı Türkiyeli müslümanlara.
Daha fazla kemalist oldu inadına.
İlahiyatçı diye çağrıldığı ortamlarda aniden aks değiştirip hukukçu şapkasıda olduğunu söyleyiverir…Olmadı felsefeciyim diyerek girer mevzuya. Son olarak siyasete merak sardı ve artık Siyasetçi şapkasınıda giyerek kemale erdi Seküler din baronumuzun evrimleşme süreci..
Bir çok şapkası var Yaşar Nuri’nin ancak hepside frenk işi.Türkiye halkı, O’nada şapkalarınada 30 yıldır kıymet vermedi.O da intikam alıyor kalabalıklardan kutsallarına saldırarak.
Tıpkı Ulu Önderi gibi..
Chp den kendisini Milletvekili yapan o dönemin genel başkanı Deniz Baykal için ‘Anadolu’dan çıkan yiğit ve yağız yörük delikanlısı’ dedikten kısa bir süre sonra yine aynı şahıs için ‘Sahtekar ve yalancı’ diyecek kadar dönek ve pişkinde bir tip.
Sonra parti kurdu.Rezil oldu. % 0,5 oy alınca şapkasını alıp sindi bir süre .
Bu şahsı tanımak adına verilebilecek örneklerden biriside 2007 seçimleri arefesinde Van’da düzenlediği mitinge güvenlik görevlileri ve gazeteciler dışında katılan olmadığını gördüğünde yaptığı ibretlik konuşmadır..
Şöyle diyordu İlahiyatçı,siyasetçi,hukukçu Yaşar Nuri o konuşmasında :
Seçimlerde seçim kampanyaları için 380 trilyon liralık bir pay ayrılmakta.Bu paralarla seçim kampanyaları adına sokakları kirleterek tarumar etmek haramdır. O paraların 3′te 2′si, okulu olmayan köylere okul, dershanesi olmayan okullara dershane, tuvaleti olmayan okullara tuvalet apılmak üzere bir fonda biriktirilsin ve buralara harcansın. Böylece çok daha iyi bir iş yapılmış olur. Ama bu paralar, mitinglerde flama ve bayraklara verilirse günaha bulaşmış olurlar, o mitinglere gidenler de aynı günaha bulaşırlar. Bu paraları şov için, inat için harcıyorlar. Bu para haramdır. Benim bu mitinglerde kaç kuruş param varsa haram olsun”
Gerçekten Müthiş bir taklacılık örneği.
CHP’nin 2002 seçimlerinde hemen her mitingte Baykal’ın vitrininde mankenlik yaparken helal ve haram denklemi gözetmeyen ‘dinci-politikacı’ hakperest kesilmişti birden.
Yaşar Nuri eski türkiye’den kalan karanlık bir silüet.
Olabildiğince tenzil-i Rütbe eylesede şimdilerde 6 ok un gölgesinde (Halk Tv de) öfke kusmaya devam ediyor.
En son Muhammed Mursi’ye yönelik salya akıtırken izlediğim bu ilke yoksunu ‘Din Baronu’ Mursi’yi dikta heveslisi olmakla itham etmişti..
Ben diktatörüm diyen Atatürk’e tazimde sınır tanımayan bu algı özürlünün Mısır Halkının kahir ekserisinin oyu ile yönetime gelen bir Müslümana dönük tahammülsüzlüğünü sadece Firavn Sevicilikle açıklayabiliriz.
Bu ve benzerlerine etki edecek herhangi bir akli-nakli vede insani yöntem geliştirildimi bilmiyorum.Bildiğim tek şey ise, hevasını İlah edinenlerin hesap günü işlerinin hiçte kolay olmayacağı.
-‘İslamlık devrini yapmış,fayda ve zararlarını ortaya koyarak eskimiş,ömrünü bitirmiş bir şeydir.O müesseseyi ne korumaya,nede yeniden bir aşı yaparak gençleştirmeye niyetimiz yoktur.Zaten böyle bir teşebbüs,kurumuş bir ağaca hayat vermeye çalışmak gibi beyhudedir..’ Ahmet Hamdi başar. (Atatürkle üç ay ve 1930 dan sonra Türkiye tan matbaası İstanbul 1945 s.f. 45-50 ) Diyen Mustafa Kemal’e sarsılmaz bir bağla bağlı olduğunu her fırsatta dile getiren Yaşar Nuri ,ülkemizde kendisine yüklenen misyonu başarıyla ifa etmiş tipik bir tezvirat elemanından öte değer taşımamaktadır.
Alllah Süphane ve Tealadan niyazım ise bizi iblisin oyuncağı bu ve benzeri muhterislerden beri ve emin eylemesidir..
Selam hidayete tabi olanlara