Anasayfam Yap    -
Reklam     -
Kunye     -
Son Mansetler    -
Iletisim                                 
Facebook    -
MALCOLMX SUİKASTI İÇİN YENİ KANITLAR
AĞLAYIP KÖPEKLERİ SEVİNDİRMEYECEĞİM
ERCÜMENT ÖZKAN'IN ARDINDAN
HAİTİWAJİ KAMPINDA GÖRÜLMEMİŞ İŞKENCE

Karakter boyutu :13 Punto15 Punto17 Punto19 Punto

FASIL 78

AKİF DOĞRUL
23.01.2021 / 14:04


Tasavvufta bir terim var ZULMET diye ve ehli tarik olmayan insanlarda olan ve fiilleri ile ürünlerine de sirayet eden bir zulümler birlikteliği, bir karanlık ve nurdan yoksunluk hali diye ifade edilebilir... O nedenle zulmet penceresi, bir gerçeklik midir ve böyle başat bir aforizma mıdır, natamam duran hala... Rızık darlığı acaba bu zulmet olayı doğruysa Sünni cephede Silsile-i Sadatın ya da Şia cephesinde, On İki İmamın elinden tutmamakla alakalı olabilir mi? Ancak bu reçetemiz pozitivist olmaktan uzaktır. İdealar dünyasına aittir...



 Sigara külüyle düet yaptım dün, bugün, yarın ve öteki gün... Hiç de hoşuma gitmedi. Öksürük de yapmadı ama bir tekaüdün son anları gibi bir şeydi. Emekli ikramiyesini bile yiyememişşöyle hayatı boyunca bir hayr yapmamışşerri def etmemiş ve hani vardır ya içinde söyleyemediği ateşten kelimeler(SK) kalmıştır ya, o da kendi içinde yok olup gitmiş. Bir solukta muhatabına haykıramamış.



 Bu misal, bir adem içinde yer eden ve bir kor alev olup bacasız bir viraneden çıkamayan duman misali kendi içini karartmış ve öylece ölüp gitmiş Ben, sen de olmayasın diye yazıyorum da evvela kendi nefsime derim yanlış anlama...



 Gül, Ümittir her zaman... Her nedense, saygısız aykırılıkları oportüne etmek elinde mi ki, ne biliyorsun? Biraz da sen ağla, ahmak duyguların adamlaşır belki... Sert içkiler, keskin kokular gibi bilmediğin ve tanımadığın arkadaşların olsun. Şeb-i Arus'lardayım zaten beni kötü kötü söyletme. Ben söyleyeceğimi bir Name'de ve Hızır Makamı'nda söyledim zaten... Boşuna çabalamaların ve çabalamalarınız bunu çok iyi biliyorum...



 Hiçbir şey susturamadı o içimdeki avazı. Hala ağlamak kaldıramaz, yangınlardan arda kalmış o biçimsiz günahı. Engelliyim ben aslında... Bir ameliyat düzeltir mi acaba kalbin menzilindeki ikincil merhamet kesafetini. Takdire şayan, trajik, yetemediğim, o saf gönüllüye bakışımın değişmemesi ise bir son mektup yazamadığımdandır. Bildim bunu... Ayran gönüllü, şıpsevdi, maymun iştahlı yani ne derseniz doğrudur... Suçluyum evet tam bir kötümser, uykulu, sabah ezanını eliyle susturan, kalbi hiç mutmain olmamış bir ikiyüzlüyüm... Daha doğrusu nifak alametleri tezahür etmiştir, ta içerimde...



 Tehlikeli bekleyişler bu ülkede birincil olarak ETRAK olmaktandır, bildim bunu... İkincil duygularım hiç olmadı ki bir tanımlama yapabileyim... Sürgün akşamlarda, içerim buz kesilir… Ve artık hatırıma gelmeyen yaşanmamış teyakkuz nezaketinden bile müteessirdir... Suskun taraftarlar haberini getirmez, meraksızım aslında, pek de bir beklentim yok... Süngüsüz silahların yorgunluğu sirayet etmiştir, hüküm verilmiştir artık ben bir iktidar yorgunuyum, tam da sona yaklaşmış kerameti kendinden menkul evliyalar(!) gibi hükümsüzüm, bir kitapta yerim yok...



 Söyle bu mudur, şiddetin, nefretin ve de hiddetin?



Tesirsizdir hepsi bana isabet-i ayn olamaz.



Bu mudur senin yıkılası devleti ebed müddetin?



Kesretin, nasıldır, nasıldır nedametin?



Ve sonra seni insan yapan merhametin;,



Hakkı işaretin, bir çırpıda yok olan kerametin?



Yok olan devletlerin, sırrına bile erilmeyen cesaretin?



Tükenmez bir yaradır kimseye göstermediğin velayetin,



Tedrici ayrılıklarla bezenmiş melanetin



Tam da ortasında duruyorsun hepsinin...



Çekil de insanlar sırrına ersin nihayetin?



Kullanılmış duygularıöncesi ve sonrası nasıldır?



Ne arıyorsun içinde sen bu muhayyer yıkıntıların?



Zirve yaptığında ise bu hal saçmalama katsayıların, art arda gelir ve içinden çıkamazsın melanetin.



Nerede söyle sahi şu bir türlü sırrına erilmeyen esrarın ve rızık korkusu olmuş ticaretin?



Hepsi sanal ama var yine de hepsinin fevkinde dirayetin.



Lakin her şey boş, boşla her şeyi ve koş peşinden selametin...



 Günışığı yakamozlar yaşarım, yalnız ben miyim diye hani etrafıma bakmayı da ihmal etmem. Lakin, hepsi hissiz ve sakittir yığınların. Münferiden bir insan yoktu ve hepsi topluca, tapınan Hinduları andırıyordu. Siluet geçer önümden, belki de geçer gibi geliyor bana... Her neyse konumuz neydi, kitabımın adı niye HIZIR MAKAMI imiş. Hızır'ı görmüş müyüm? O vakit görmemiştim diye biliyorum lakin bir şahıstan şüphelenmiştim sene 89 idi. Bugün soruyorsanız gördün mü diye tam emin değilim... Bu bende kalsın, belki arkadaşı istemez söylememi...



 Velespite binsem nefessiz kalır mıyım acep demiş ve çekinmiştim. Sonra içimde bir ses kükredi :"Bin ve süüstüne üstüne ölümün” dedi...



 Şu dünyada tezgahtar bile olamadık, öyle ya hiçbir tezgah bilmem ki. Tenezzül ederim ve asla mağrur değilim. Her hesap bir çarşıda biter. Saklan arkasına korkunun, ticaretini yap gönençli yaşa, belki zenginlik iyi gelir, teravihsiz akşamlara... Kimsin sen, hakikat olsan da çekil git...(NFK)  Seni aramak bütün meydanlarda ve loş sokaklarda…İçimi eritti yeter... Bir de aklımda Kara’nın Arabi’si var ki yanar ha yanar yanar…





Etiketler: FASIL 78
Bu 48
Yazarın Diğer Yazıları


YAZARLAR

Ger?? Duymayan Kalmas? Kalemiyet.Com