Anasayfam Yap    -
Reklam     -
Kunye     -
Son Mansetler    -
Iletisim                                 
Facebook    -
28 ŞUBAT DARBECİLERİNİN CEZASI ONAYLANDI
TERÖRİST BAYIK ABD VE AB'YE YALVARDI
AYASOFYA KARARNAMSİ
CHP CAMİLERİ MÜZE YAPACAK

Karakter boyutu :13 Punto15 Punto17 Punto19 Punto

TUNCELİ YENİDEN DERSİM OLUR MU?

07.05.2020 / 14:49


Dersim/Tunceli olaylarını konuşup yazanlar, çoğunlukla kendi taraflarının önyarglarını tekrarlıyorlar. Somut, tarihi gerçekleri yok sayıyorlar. Olayların içinde yaşamış olan kişilerin görüşlerini, anılarını yok görmüyorlar. Bu tutum elbette bilimsel değildir. Bir yanlışın çokça tekrarlanması onu yanlış olmaktan çıkarmaz. Bir defa Dersim/Tunceli meselesini Kürt Meselesi değil, Zaza meselesi olarak görmek icap eder. Çünkü bu olayın yöneticilerinden olan Nuri Dersimi'nin anılarına göre, 38 Zazaki aşireti bu olaya karışmışken Kürt/Kırmanç olan aşiret yalnızca iki tanedir.



Dersim'de bir olay yokken, "sırf Kürt/Alevi oldukları için katledildikleri" iddiası, uydurma bir gerekçedir. Zaten Dersimliler Kürt değildir. Alevilik ise Dersim ile sınırlı değildir. Başka illerde de önemli miktarda Alevi nüfus vardır. Bu yüzden Dersim olayını Alevi meselesi bilmek yanlıştır. Dersim'de hiçbir hadise yokken "sadece Kürt/Alevisi olduklarından katledildiler" iddiası da Nuri Dersimi'nin anılarına göre yanlıştır. Çünkü Dersimi, isyanlarından, hazırlıklarından, isteklerini telgrafla Ankara'ya bilmelerinden vs söz etmektedir.



Ama Seyit Rıza ve yanındakiler, olup bitenleri anlayamadığı, eskiden olduğu gibi bir grup asker gelir, hiçbir şey yapamadan geri dönüp giderler mantığı ile davranmaları bu büyük faciaya neden oldu. Çünkü "Dersime sefer olur ama zafer olmaz" görüşündeydiler.



Dersim'de "yalnızca isyancıların tenkil edildiği" iddiası da külliyen yanlıştır. Çünkü isyan eden aşiretlerin meskun olduğu yerlerde, isyan eden etmeyen ayırımı yapmadan, çocuk yaşlı, kadın ayırımı gözetmeden, bulunabilen herkesin kırımdan geçirilmesi, yalnızca asilerin tenkili değil, doğrudan onların aileleri, aşiretleri ile birlikte yok edilmesidir. Belki bir soykırım (tertele) değil ama öyle sıradan bir asileri cezalandırmakla sınırlı bir iş hiç değildir.



Günümüzde Dersim'de garip bir kimlik mücadelesi sayılacak işler devam etmektedir. Dersim, Kürt mü Zaza mı? Dersim "ille de Kürttür" diye ısrarının arkasında, PKK olduğundan onların şamatası çok duyuluyor. Çünkü buna hayır diyenler katlediliyorlar. Oysa bir toplumun kimliği silahlı bir terör grubunun zorbalığı ile tayin edilemez. Zorbalığı tek kutsal bilen PKK, Dersim'im Zaza kimliğinin önünde kanlı bir engeldir. Dersim’in yaşadığı felaketin Aleviliğinden kaynaklandığı iddiası da ciddi bir sorundur. Çünkü Dersimli olmayan Aleviler bu sorunu yaşamadı. Şeyh Said olayı nedeniyle de benzeri bir felaket yaşanmıştı. Demek ki olayı Alevilikle açıklamak yanlıştır.



Günümüz Dersim/Tuncelisinde en fazla etkili olan anlayışlardan birisi de Kemalizmdir. Kemalizmin bu olaylara rağmen nasıl olup da orada taban bulduğu sorusunu iyi analiz etmek icap eder. Orada Bazı Alevi ileri gelenleri, Sünni çoğunluğa karşı, Kemalizmi kendileri için daha yakın daha makul görüyor olmalı. Yoksa olayın celladına aşık olmak formülüyle de açıklanması inandırıcı değildir. Dersimli olsun olmasın, Sünni çoğunluğun kemalizme yönelen eleştirisine karşılık, bazı Alevi ileri gelenlerinin bir fedai gibi meydanda görünmesinin makul bir açıklaması olmalı.



Türkiye'nin hukuk devleti tanımına uygun bir idareyi tastamam kurması Alevi için de Sünni için de hayatın kolaylaşması, değerinin artmasıdır. Rekabet ve çatışmanın olmadığı bir Türkiye'de barışın, refahın artması her iki kesimin de faydasınadır. Doğru tutum ise Aleviliği ve Sünniliği biri birinin rakibi, hasmı gibi görmemektir. Hak ve özgürlüklerin genişlemesi, garantiye alınması ne Alevinin ne de Sünninin zararına değildir. Birinin talebine karşı diğerinin engel olma örnekleri yanlıştır, beyhudedir. İnsani de değildir.



Dersim Kürt olduğu için, Türk ırkçılığından dolayı bu felaketin yaşandığı iddiası da tarihi gerçeklerle, Nuri Dersimi’nin şahitliği ile asla bağdaşmamaktadır. Dönemin hükümetinde bir ırk takıntısı olduğundan kuşku duyulamaz. Ancak Dersim olayını Nuri Dersimi gibi olayın şahidi durumunda olan kimselerin yazdıklarından bağımsız olarak açıklamak yeterli olmaz. Üstelik Seyit Rıza’nın Şeyh Said’e ihanet ettiği için başına bu felaketin geldiği gibi garip iddialarında yeniden tedavüle sürüldüğü bilinmektedir.



"Coğrafya kaderdir" ilkesi belki de Tunceli için daha çok öğreticidir. Türkiye'nin bölünmesi hayali, bazıları için yalnızca bir takıntı olarak kalır. Varsayalım ki gerçekleşti. O takdirde bile Tunceli kaçınılmaz olarak Türkiye tarafındadır. Çünkü haritadaki yeri, etrafındaki şehirlerin sosyal yapısı, sadece bu sonuç için elverişlidir. "Dersim Kürdistan'dır" sözü ise Tekirdağ ya da Sinop Kürdistan’dır demek kadar akıl ve coğrafya dışıdır. Oysa akıl sorunlarımızı çözmek içindir. Aksine sorunlarımızı büyütmek ya da çoğaltmak için değildir.



CB Erdoğan daha Başbakan iken bu konuda önemli bir adım atarak devlet adına özür dilemişti. Bu felakette 13 bin kişini katledildiğini söylemişti. CB Erdoğan’ın bu çıkışı her ne kadar Tunceli’de siyasi bir karşılık bulmadı, Tunceli seçmeni PKK partisi ve CHP’nin arkasında durmaya devam etmiş olsa bile hak ve hakikat adına CB Erdoğan’ın yeni bir adım ile Tunceli adını Dersim’e çevirmesi artık tarihte kalması gereken bu sorununu temelli çözümünde fayda sağlayabilir. CB Erdoğan böylece kendisine de yakışan bir işi daha yapmış olur. 

Bu 45
Yazarın Diğer Yazıları


YAZARLAR

Ger?? Duymayan Kalmas? Kalemiyet.Com