Anasayfam Yap    -
Reklam     -
Kunye     -
Son Mansetler    -
Iletisim                                 
Facebook    -
NASIL BİR ŞEREF YOKSUNUSUN?
28 ŞUBAT DARBECİLERİNİN CEZASI ONAYLANDI
TERÖRİST BAYIK ABD VE AB'YE YALVARDI
AYASOFYA KARARNAMSİ

Karakter boyutu :13 Punto15 Punto17 Punto19 Punto

KANAL MUHALEFETİ

31.12.2019 / 08:39


İstanbul Kanalı Türkiye’nin gündemini adeta rehin aldı. Herkes kanal da yatıp kanal da kalkıyor. Kanalın yapımını Türkiye için felaket sayanların söyledikleri büyük ölçüde biri birine benziyor. Kanalın İstanbul coğrafyasında, çevresinde, Marmara Denizi’nde yol açacağı olumsuz değişiklikleri sıralayanların söyledikleri, diyelim ki teknik nedenlere dayalıdır ve siyaset alanının dışındadır. Gerçekten Marmara Denizi’nin fazladan kirlenmesine yol açar mı, İstanbul’un Batı tarafındaki su kaynaklarının kurumasına ya da tuzluluğuna etki eder mi? Aslında bu soruların cevabı ÇED raporunda verilmiş. Teknik ayrıntılardan oluştuğu için galiba ne okundu ne de haber değerine sahip oldu.



Boğazlar konusunda Montrö Sözleşmesini Türkiye için büyük başarı olarak görenler aynı zamanda Lozan Anlaşmasını da savunmaktadırlar. Bu kadar tutarsızlığı aynı anda peş peşe sıralayabiliyorlar. Gerçekten Montrö başarı ise Lozan da büyük bir felaket demektir. Lozan’ı eleştiren bir tek cümleye bile tahammül edemiyorlar. "Kemal Paşa'nın akıl diplomasisi ile Montrö Sözleşmesi yapılmış, ardından Hatay geri alınmış." İkinci Dünya savaşı öncesinde, Türkiye'yi yanımızda tutalım, Almanya ile ittifakını engelleyelim diyen İngiliz akıl diplomasisi olmasaydı, Montrö olur muydu, Hatay Türkiye'ye katılır mıydı? Hayır katılmazdı. Montrö’de olmazdı. Türkiye, her konuda olduğu gibi Boğazlar konusunda da Lozan’ın nasıl bir zafer olduğunu kutlamaya devam ederdi!



Kemal Paşa döneminin diplomasisi, İngilizleri memnun eden bir akla ayarlıdır. Türkiye'nin ihtiyaçları ya önemsizdir ya da ikinci sıradadır. Dönemin şartlarına bağlı olarak Hatay'ın Türkiye'ye katılmasını ise Türkiye, Almanya ile ittifak etmesin diye İngilizlerin verdiği bir rüşvet saymalıdır. Başka bir açıklama akıl sınırlarını zorlamak olur.



Son günlerde Kanal için muhalefet çevreleri yeni bir icatta bulunarak, ABD donanması Montrö Sözleşmesi nedeniyle İstanbul Boğazından Karadeniz’e geçemediği için işte bu engeli aşmanın bir çaresi olarak Kanal yapılmaktaymış. Muhalefet çevreleri bütün siyasi tercihlerini Batılıları memnun etme kuralına göre ayarladıkları için, herkesi de kendileri gibi düşünüyor olmalılar. ABD donanmasının Karadeniz’e ulaşması için Montrö gerçekten bir engel ise o donanma Çanakkale Boğazını nasıl geçecektir? Çünkü Montrö Sözleşmesi sadece İstanbul Boğazı ile ilgili değil aynı zamanda Çanakkale Boğazındaki geçişleri de düzenlemektedir. Çanakkale Boğazından ABD donanmasının geçişine engel olamayan Montrö İstanbul Boğazını geçmesinde nasıl engel olabilir?



Üstelik Montrö ile Boğazlar çevresinde Türkiye’nin hükümranlık hakları garanti altına alınmıştır deniliyor. Bunu diyenler, önce Karadeniz’de kıyısı olan ülkeler böyle bir Kanalı yaptırmazlar diye tehdit ediyorlar. Madem Montrö ile Türkiye’nin hükümranlığı garanti altında ise başka ülkeler Türkiye’nin bir bölgesinde ki kanal yapımına hangi hak ve güçle engel olabilirler? Sonra bu hükümranlık hakkı ile yapılacak kanal nasıl ABD donanmasına hizmet edecektir? Türkiye’nin hükümranlık haklarının kullanarak ABD donanmasının geçişine hizmet etmemesi için, Türkiye hükümranlık haklarından vaz mı geçmelidir?



 



Emekli bazı generallere bakılırsa, kanalın yapılması ile Trakya’nın savunmasında sıkıntı yaşanır, kanal üzerindeki köprülerin tahrip edilmesiyle Trakya’nın lojistik desteği de yok olurmuş. Bazı emekli generalleri dinlemek her zaman karamsarlık nedeni olmaktadır. Muadilleri arasından özenle seçilerek önce kurmay sonra general yapılanların kurmay zekası böyle mi işlemektedir? 21. Yüzyıldaki savaşları hala geçen yüzyılın ulaşım araçlarına göre düşünüp tasarlıyorlar. Boğaz’ın altına Marmaray ve Avrasya Tüneli yapan iradenin kanalın altına bir iki yol yapamayacağına kesin kes inanmışlar.



Kanal için referandum yapılması bu tartışmaları bitirir mi? Büyük bir ihtimalle bitirmez. Muhalefet cephesi 1950’den beri kaybettiği bütün seçimleri gayrimeşru ilan etmiştir. Kazanamadığı her seçimden sonra doğrudan “cahil çoğunluk” diye halkı suçlamıştır. Kendisine destek veren seçmen kitlesini “aydınlanmış seçmen”, kendisine oy vermeyen seçmen kitlesini ise “geri, cahil, makarnacı seçmen” diye aşağılamıştır. İstanbul Kanalı için bir referandum yapılsa da seçmen kanal için evet demiş olsa, muhalefet cephesi yine o seçmenin makarna vb hediye paketleriyle kandırıldığını iddia etmekten kaçınmayacaktır. Bundan dolayı kanal için referandum yapılmasının, bu tartışmaları bitirme potansiyeli yoktur.



Kanal için referandum isteyen muhalefetin çelişkisi de büyüktür. Çünkü kanal ile İstanbul’un içe sularının tuzlanacağını, içilemez hale geleceğini, Marmara Denizi’nin kirleneceğini, daha da önemlisi İstanbul ve çevresi için büyük depremleri tetikleyeceğini iddia etmektedir. Bu kadar hayati sorunlar referandum ile nasıl ortadan kalkacaktır? Halkın çoğunluğu kanal yapılsın dediğinde İstanbul ve çevresini alt üst edecek deprem tehlikesi ortadan kalkacak mıdır? Halk kanal istedi diye depremler, olmayacak mıdır? Referandum sonucuna bağlı olarak Marmara Denizi kirlenmekten kurtulacak ve İstanbul’un içme suları tuzlanmayacak mıdır? Kanal muhalefeti çelişkilerin tutsağıdır.



Türkiye’de muhalefet gerçekten referandum ile tartışmaları bitirmeye cesaret edebilir mi? Ağızlarından düşürmedikleri laiklik için referandumu göze alabilirler mi? Yüzyıldan beri laikliği bir kere bile referanduma götürememişlerdir. Muhalefet, Ak Parti döneminde yapılan her referandumun sonucunu şaibeli ilan etmiştir. Daha iki sene önce CB Hükümet düzen için yapılmış olan referandumu içlerine sindirdiler mi? Meşru gördüler mi? Hayır görmediler.



Türkiye’de görünen odur ki muhalefetin varlık nedeni halka yapılan hizmetlerin engellenmesidir. Bu yüzden üç boğaz köprüsüne, Marmaray ile Avrasya Tüneline, Seyhan ve Keban barajlarının yapılmasına, hatta Vatan caddesinin açılmasına bile itiraz etmemişler miydi? Muhalefetin bu konuda sabıkası hayli kabarıktır. Yalancı çobanın cisimleşmiş örgütlü hali gibidir. İstanbul Kanalı’nın Türkiye’ye getirip götürecekleri muhalefetin şamatasına göre tayin edilemez, anlaşılamaz ölçüde önemlidir 

Etiketler: KANAL MUHALEFETİ
Bu 132
Yazarın Diğer Yazıları


YAZARLAR

Ger?? Duymayan Kalmas? Kalemiyet.Com