Anasayfam Yap    -
Reklam     -
Kunye     -
Son Mansetler    -
Iletisim                                 
Facebook    -
MEB'DE BÜYÜK DEĞİŞİM TATİLLE BAŞLADI
ABD YA DA İRAN SAVAŞ FİTİLİNİ ATEŞLEDİ
CHP'NİN KİRALIK VEKİLİ DARBEYLE TEHDİT ETTİ
BAHÇELİ İSTANBUL'A MİTİLİNİ ATACAK

Karakter boyutu :13 Punto15 Punto17 Punto19 Punto

YÜZYILIN NEKBESİ

13.05.2019 / 12:24


Birkaç aydan beri ABD’nin Filistin sorununu çözmek için bir plan hazırladığı haber olmaktaydı. Yine basında yer aldığı kadarı ile planın adı “Yüzyılın Anlaşması” olacaktı. Planı ABD başkanının Yahudi asıllı damadı Jared Kushner, onun avukatı ve ABD Orta Doğu Danışmanı Jason Greenblatt ile ABD’nin şimdiki İsrail Bürükelçisi David Friedman tarafından hazırlanmaktadır. Adı geçenlerin planı, İsrail hükümeti tarafından hazırlanacak olan bir plandan ne kadar farklı olabilir? Filistinlilerin hakları böyle bir planda yer alabilir mi?



Yüzyılın Anlaşması aslında Jared Kushner planı gibi takdim edilse de gerçekte bir İsrail planıdır. Bu planı hazırlayanlar “Orta Doğu Barış Heyeti” diye adlandırılmıştır. Heyetin tamamı Yahudilerden oluşmaktadır. Anlaşmanın karşı tarafı sayılan Araplardan hiç kimse yoktur. Anlaşmanın en basit tanımı, en az iki tarafın olması ve tarafların anlaşmaya vardıkları görüşlerini kapsamasıdır. Oysa anlaşma diye takdim edilen bu plan tek taraflıdır. Yahudi tarafı fazlası ile var. Ama Arap tarafı yoktur. Böyle bir planı anlaşma saymak mümkün müdür?



ABD’de en İsrailci bir yönetim halen iş başındadır. Daha önce İsrail’in başkenti olarak ABD kongresinde “Kudüs” kararlaştırıldığı halde, şimdiye kadar ABD başkanları bu kararı uygulamamıştı. Araplar ile ilişkileri bozacağı ya da Orta Doğu’da yeni çatışmalara neden olabileceği ihtimalinden dolayı ertelenmişti. Oysa mevcut ABD başkanı bütün ihtimalleri önemsiz sayarak ABD elçiliğini Kudüs’e taşıyarak, gelmiş geçmiş ABD başkanlarından daha çok İsrailci bir çizgiye sahip olduğunu gösterdi. İşte böyle bir ABD yönetiminin hazırlattırdığı Filistin planında , Filistinlilerin haklarının korunacağını beklemek beyhudedir.



Nekbe günlerinin yaklaştığı bir sırada bu Yüzyılın Anlaşması haberleri daha çok görünür hale geldi. Resmi bir açıklama olmadığından anlaşma haberlerinin ne kadar gerçeği kapsadığını tahmin etmek zordur. Ancak bu haberlerin, anlaşmanın içeriği hakkında bir fikir vereceğinden de kuşku duyulamaz. Filistin Dış İşleri Bakanı Riyad Malki ise BM’de yaptığı konuşmada “Anlaşmanın hiç açıklanmamasını” istemiştir. Muhtemelen Filistin tarafının, anlaşmanın içeriği hakkında duyduğu kaygıyı, en kısa şekilde dünyaya ilan etmiş oldu.



Şimdiye kadar BM kararlarına bağlı olarak Filistin de iki devletli bir çözüm (Filistin ve İsrail devletleri) dünyadan sözlü de olsa büyük destek görmüştü. ABD başkanları bile iki devletli çözümü savunmuştu. Anlaşma haberlerine göre, yine iki devletli bir çözümden söz ediliyor. Filistin tarafının sahip olacağı devleti İsrail Başbakanı Netanyahu “Eksi Devlet” diye tarif etmişti. Yeryüzünde benzeri olmayacak bir devlettir. Filistin Devleti’nin silahlı gücü olmayacak. Filistin Devleti’ne bir saldırı olursa, işte o saldırıya karşı da Filistin’i İsrail Devleti koruyacakmış. Kudüs ise ortak başkent olacak, mülteciler geri dönmeyecek, Filistin Yönetim Bölgesinde kurulan yerleşim yerlerinin önemli bir kısmı İsrail’e bırakılacaktı. Gazze’nin Mısır’a bırakılması, Filistinlilerin ihtiyacı olan tarım için toprağın Mısır tarafından verilmesi ya da kiralanmasını kabul etmesi gibi Mısır’a da bir takım yükümlülükler getirilmektedir. İsrail’in yapıp ettiklerinden vazgeçmesini ya da işgallerinin bir kısmını bırakması gibi hususlar ise elbette yoktur. Anlaşma ile yeni olan tek şey, Filistin tarafının İsrail işgallerini, gasplarını tanımasının hedeflenmesiydi. Filistin Dış İşleri Bakanı her ne kadar anlaşmaya karşı çıkmış hiç açıklanmamasını istemiş ise de belki müttefiki Arap yönetimlerine (S. Arabistan, Mısır gibi) güvenerek Filistin tarafının önemsiz gördükleri itirazının aşılacağını hesaplamış olmalıdır.



AB sözcüleri anlaşma hakkında endişelerini açıklasalar bile ABD’ye karşı böyle bir plana AB’nin sonuna kadar karşı çıkacağını beklemek de gerçekçi değildir. Aynı durum Rusya ve Çin için de geçerlidir. Rusya ve Çin, Arap pazarını kaybetmemek için anlaşmaya itiraz edecektir. Ancak ABD’ye karşı Filistin’in yanında saf tutarlar mı? Şimdiye kadar ki uygulamaları göz önüne alındığında asla durmazlar.



Türkiye’de Filistin sorunu için iki devletli çözümü desteklemektedir. ABD’nin elçiliğini Kudüs’e taşıma ve böylece Kudüs’ü fiilen İsrail’in başkenti gören tutumuna karşılık Türkiye öncülüğünde BM genel kurulunda ezici bir çoğunluk tarafından, “Kudüs Filistin’in başkentidir” diye karar alınmasına karşılık, ABD elçiliğini Kudüs’e taşımaktan vazgeçmedi. Türkiye, BM vb kuruluşlarda İsrail ve ABD’nin aleyhine kararların alınmasını belki temin edebilir. Ancak ABD’nin ilan edeceği anlaşmaya karşı Türkiye’nin de elinde fazla bir seçeneğinin olduğunu söylemek mümkün değildir.



İran ise şiddeti gittikçe artan ABD kıskacına karşı zaten bir çeşit beka sorunu ile kuşatılmıştır. Doğrudan ya da dolaylı olarak İran’a karşı ABD’nin girişeceği operasyonların beklendiği bu hengamede İran’ın elinde de ABD’nin Filistin için hazırlattırdığı anlaşmayı engelleyecek fazla bir seçeneğinin olmadığı açıktır. Zaten İran yöneticileri kırk yıldan beri daha etkili olduğunu düşündükleri, İsrail’i haritadan silme çağrılarını muhtemelen anlaşmadan sonra da tekrarlamaya devam edeceklerdir. Ancak bu tür çağrılarında sorunun çözümüne en küçük bir katkı sağalamadığı da bilinmektedir.



ABD’yi İsrail’den ayrı düşünmek gerçekçi değildir. Bu nedenle ABD’nin öncülük ettiği, beğendiği bir anlaşma metni elbette İsrail’i memnun edecek, onun yağma ve işgallerini normal, meşru, kabul edilebilir bir şekle sokmayı öngörecektir. Yüzyılın Anlaşması diye haberleştirilen bu hikaye ise tek taraflı olmasının yanında Filistin tarafını, onun meşru beklentilerini asla hesaba katmayan, değer vermeyen bir içeriğe sahiptir.



Böyle bir anlaşmayı Filistin tarafı adına kimse imzalayabilir mi? Muhtemelen imzalamaz. Belki temsil yetkisi bile olmayan boşta gezer bir Filistinli bulup imzalatabilirler. Filistin tarafının bu anlaşmayı reddetmesi, elbette İsrail’in daha vahşi saldırılarını da beraberinde getirecektir. ABD kuklası olan Arap yönetimleri (S. Arabistan, Mısır gibi) anlaşma için desteklerini arz ederler. Zaten bu yönetimler, böylesi işgal planlarının hayata geçirilmesi için iş başındadırlar.



Görünen odur ki Filistin için yakın bir vadede barış beklemek hayaldir. Gerçekçi değildir. İsrail’in savaşla aldıklarını, barış anlaşması yoluyla teslim edeceklerini düşünmek akla ziyan bir beklentidir. Nekbe yıl dönümüne tekabül eden bu anlaşma haberleri Filistin’in yakın geleceğinde yeni Nekbelerin de beklenmesinden başka bir şey değildir.



Arap ülkelerinin, ABD kuklası yönetimler tarafından rehin alındığı bu dönemde “Arap Sokağının” da bir kıymeti harbiyesi kalmamıştır. Çünkü Arap yönetimleri kimin kuklası iseler, kendilerini ona beğendirmenin peşindedirler. Arap sokağının tepkisi kukla yönetimler için siyasi bir değer taşımaz. Mısır’daki sivil tepkileri bastırmak için ard arda yapılan seri idam cinayetleri bunun açık örnekleridir.



Hiçbir zulmün kıyamete kadar sür git devam edeceği beklentisi doğru değildir. Zalimlerin çoğusu kendilerini en güçlü saydıkları dönemlerinde yıkılmışlardır. Yakın bir dönemde İran Şahı Pehlevi, Mısır diktatörü Enver Sedat bunların ibretlik örneklerindendir. Zulüm karanlığının, barbarlığının bir korku hegemonyası oluşturduğu bu ülkelerde hiçbir zalimin de geleceği garanti değildir.



İsrail gibi ABD ve AB’nin hatta Rusya’nın mutlak desteği ile donanmış bir terör devletinin örgüt benzeri yapıların çabaları ile ortadan kaldırılamayacağı görülmüştür. Belki de bu yüzden Filistin’e baharı gelmesi kendisini çevreleyen Arap ülkelerinin kurtulması ile mümkün olabilir. O ülkeler kurtulup özgürleştiklerinde Filistin’in kurtulması için de ilk adım atılmış demektir. Yüz yıldan beri Batı destekli Yahudi katliamlarına, işgallerine karşı direnen Filistin halkının çabaları ile bahar Filistinden önce komşu Arap ülkelerine gelecektir. Filistin’i çevreleyen Arap ülkeleri ile olan sınırlar hiçbir anlamı olmayan birer harita işaretidir. O işaretler Filistin halkı ile komşusu Arap toplumları arasında asla ayırıcı bir çizgiye, güce sahip değildir.



Karanlığın koyulaştığı esnada sabahın yaklaşması gibi Filistin üzerinde anlaşma adıyla yapılan yeni nekbe örnekleri de pek ala sabahın, kurtuluşun işareti olabilir. Filistinlilerin tükenmeyen sabırlı direnişleri karanlığı dağıtan bir ışık görevi görmektedir.

Etiketler: YÜZYILIN NEKBESİ
Bu 46
Yazarın Diğer Yazıları


YAZARLAR

Ger?? Duymayan Kalmas? Kalemiyet.Com