Anasayfam Yap    -
Reklam     -
Kunye     -
Son Mansetler    -
Iletisim                                 
Facebook    -
ABD'NİN İRAN'A ASKERİ SALDIRI SEÇENEKLERİ VAR MI?
MUHARREM TÖRENİNDE KENDİ KAFASINI KESTİ
ABD'NİN FAVORİ DİKTATÖRÜ SİSİ
ABD'DE UYGUR TÜRKLERİ TASARISI

Karakter boyutu :13 Punto15 Punto17 Punto19 Punto

NEŞE İLE DOLMA GÜNÜ

23.04.2019 / 10:54


Günaydın. Çocuklar. Uykudan önce dinlediğiniz masalların toplamı kadar bugün büyüklerinizden masal dinleyebilirsiniz. Büyüklerimiz her gün masal anlatırken "bayram dedikleri günde" bile niye anlatıyorlar diye sakın şaşırmayın. Büyüklerinizin ömrü masallarla geçmiştir. Duyduklarınızın masal olduğunu bilmeniz doğruya ulaşmak için ilk adımdır. Ulusal egemenlik dediklerini, niye biz çocukların bayramı ile aynı güne denk getirmişler diye de sormayın. 1913-1950 arasında zaten ulusal egemenlik de yoktu. Bugün bayram sayıldığında ise ulusal egemenlik aslında "çocuk işi" olarak görülmüştü.



Tarihte bugün Meclis'te açılmış değildir. İstanbul'daki meclis Ankara'ya taşınmıştır. Hele meclisin kuruluş günü hiç değildir. Meclis 20 Mart 1877'de kurulmuştu. Ama bazıları benden önceki meclis, meclis sayılmaz iddiasındaydı. Bu yüzden kendisinin içinde olduğu meclisi, meclis saydı. Meclis Anka'ya taşındıktan sonra yavaş yavaş meclis özelliğini de kaybetti. Çünkü milletvekilleri artık seçimle değil atamayla milletvekili olmaya başladılar. Ulusal iradeye sadakat yerine, bir kişinin iradesine sadakati varlık nedeni bildiler. Aradan kapkara uzun bir dönem geçti.



Eski padişahlık döneminde milletvekilleri görüşleri nedeniyle tutuklanmadılar, öldürülmediler. Ama sonraki padişahlık döneminde ise bazı milletvekilleri olanlar hem tutuklandılar hem de öldürüldüler. Milletvekilleri öldürüldüğü zamanda, seçim yerine atamayla milletvekili oldukları zamanda bile duvarlarda yine “egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” cümlesi yazılmıştı. Her şey aslında bu cümlenin yazıldığı duvarların arkasında yapılmıştı.



Aydın'dan gelen bir efe, Adnan Menderes, meclisi yeniden meclis yaptı. Milletvekillerini de atamayla değil seçimle milletvekili yaptı. Millete, ülkeye sadakat yerine, varlığını bir kişiye sadakate armağan edenler Aydınlı efe Menderes'i iki arkadaşı ile birlikte astılar. Hem de onları kanlı bir darbeyle devirdikleri günü, 27 Mayıs Darbe gününü "Hürriyet ve Anayasa Bayramı" diye 20 yıl boyunca Türkiye'de resmi bayram yaptılar. Bütün bu zulümleri,cinayetleri işleyen, 27 Mayıs darbecilerini de Anayasaya ekledikleri özel bir maddeyle ömür boyu tabii senatör yaptılar. İşte bunları aklınızda tutun ve bugün törenlerde duyduklarınızı asla kabullenmeyin. Çünkü onları kabul etmek bir yalana, bir mitolojiye teslim olmak demektir. Ömür boyu aklınız vicdanınız o yalanların oyuncağı olur.



Evet Türkiye'nin çocukları ilk meclisin 1877'de açıldığını unutmayın. Eski ve yeni padişahlık dönemlerinde kadınların seçme hakları yoktu. Kadınların seçme ve seçilme hakkı bütünüyle ve ancak 2015 genel seçimlerinde verilmiş oldu. Ondan önce, başı örtülü bir teyze milletvekili olarak seçilmişti de şimdi ölüp gitmiş olan birisi "Bu kadına haddini bildirin" diye bağırmıştı. Gerçekten de öyle oldu, o kadına haddini bildirdiler. hem milletvekilliğini geçerli saymadılar hem de vatandaşlıktan çıkardılar.



Bugün “insanların neşeyle dolduğunu” iddia ederlerdi. Hatırlayın. Her şeyin yasak olduğu bir dönemde, geçim darlığının dayanılmaz olduğu bir zamanda, her işe bir kişinin karar verdiği bir devirde hangi normal insan neşeyle dolabilirdi? O dönemin yöneticilerini eleştirmek vatan ihaneti sayılırdı. Çünkü iktidar sahipleri, vatan demekti. Onları eleştirip karşı gelmek bu yüzden vatan ihaneti sayılırdı. Böyle bir suçun cezası da idamdı. Yalnız idamlar o günün şanına uygun olarak kapalı yerlerde yapılmazdı. Şehirlerde meydanlarda idamlar yapılırdı. İdam edilenlerin cesetleri de birkaç gün dar ağaçlarında sallanırdı. Gelip geçenler günlerce o cesetleri seyrederlerdi. Düşünün şimdi, siyasi nedenlerle bir yakınınız şehrin  meydanında idam edilmiş ve cesedi de günlerce teşhir edilmiş olsaydı, içiniz neşeyle dolar mıydı?



Köylü de milletin efendisi ilan edilmişti. Köylü deyip geçmeyin. Nüfusun % 80 kadarı köylüydü. Köylülerin hayat şartları çok kötüydü. Perişanlık içindeydiler. Dönemin Ankara valisi olan Nevzat Tandoğan diye birisi vardı. Köylü amcaları Ankara şehrinin içinde sokmazdı. Ankara’da yabancı ülke temsilcileri var, köylüleri bu perişan kıyafetleri ile görürlerse ülkemizin imajı bozulur derdi. Yani köylünün milletin efendisi sayıldığı bir zamanda başkent Ankara’ya girmesi bile yasaktı. Düşünün ki o köylüler bir de efendi sayılmasalardı acaba halleri nasıl olurdu. İçi hala neşeyle dolan birisi var mı?



Bir de Eren Bülbül abinizi ve şehit olan diğer asker ve polis amcalarınızı da hatırlayın. Ereni’de PKK'lılar katletmişti. O da bir zamanlar sizin gibi Türkiye'nin sokaklarında oyun oynamıştı. Dağlarından odun bile toplamıştı. ama bugün aramızda değil. En çok da onların yokluğu ile içimizde oluşan boşluk, burukluk ağır gelmektedir. Hoşça kalın. 

Bu 62
Yazarın Diğer Yazıları


YAZARLAR

Ger?? Duymayan Kalmas? Kalemiyet.Com