Anasayfam Yap    -
Reklam     -
Kunye     -
Son Mansetler    -
Iletisim                                 
Facebook    -
TTB HEMEN KAPATILMALIDIR
YAPARIZ DİYORSAK YAPARIZ
KARİYE CAMİSİ DE MÜZELİKTEN KURTARILDI
KÖTÜ BEYAZ ADAMIN KÜSTAHLIĞI

Karakter boyutu :13 Punto15 Punto17 Punto19 Punto

AZERBAYCAN ERMENİSTAN VE İRAN ÜÇGENİNDE HAKİKATİN YERİ

14.04.2019 / 22:50


Güney Azerbaycan’da Erdebil şehri Cuma İmamı unvanını taşıyan Ayetullah Seyyid Hasan Amuli, Kuzey Azerbaycan-Ermenistan ve İran arasındaki münasebetleri analiz eden bir konuşma yaptı. Amuli’nin iddiasına göre, “Ermenistan ile Kuzey Azerbaycan arasındaki ihtilaf Batılı ülkelerin çıkardığı bir meseledir. İran, Rusya ile müttefik olarak, Siyonist İsrail’e karşı Lübnan cephesinde savaşırken, Karabağ Sorunu nedeniyle eğer Ermenistan’a karşı Kuzey Azerbaycan’ın yanında fiilen olsaydı, Rusya’ya karşı da bir cephe açmış, iki ayrı cephede savaşmak zorunda kalmış olacaktı. Bu da, İslam Devrimi’nin mukadderatı ile oynamak, onun kutsal hedeflerini tehlikeye atmak olacaktı.”



Amuli Türk olan birisidir. Ancak Hamaney’in Erbil’deki temsilcisidir. Görevi elbtte Türkleri hamaney’e bağlamaktır. Hamaney’in, Fars işgal yönetiminin görüşlerini Erbil halkına kabul ettirmeye çalışmaktır. Ondan hiç kimse, Hamaney’i ya da Fars hükümetinin siyasetini eleştirmesini beklemez. Ancak, Fars hükümetinin yapıp ettiklerini hangi nedenlerle savunduğunu görmek bakımından söyledikleri önemlidir. Amulinin söylediklerine göre, İran ABD-İsrail’e karşı Rusya ile müttefiktir. Bu ittifakı sürdürmek ise “İslam Devrimi’nin kutsal hedefleri” için gereklidir. Artık bu durumda Karabağ meselesini Kuzey Azerbaycan penceresinden görmemek o kutsal hedefler için kaçınılmazdır. Azerbaycan Türklerinin ise, İran’dan yardım beklemeleri beyhudedir. Çünkü İran kutsal hedeflerine ulaşmak için Karabağ Sorunu için Kuzey Azerbaycan’a yardım edecek değildir.



Yine Amuli’ye bakılırsa, “Batılı güçlerin çıkardığı bu Karabağ Sorunu için İran, Kuzey Azerbaycan’a fiilen yardım etmediği gibi ilgisiz kalırsa, Azerbaycan Türklerinin nezdinde İran hem vefasız hem de hain bir kardeş durumuna geleceğinden dolayı böylece Azerbaycan-İran ittifakı ihtimali de ortadan kalkmış olacaktı. İran ise bu planlara karşı orta bir yol izlemiş, Kuzey Azerbaycan’da direniş birlikleri kurmuş,  tatbikatlar yapmış, silah mühimmat ve genelde savunma sistemi kurmak için gereken her türlü yardımı yapmış, mevcut hükümetin onayı ile, Rahim Kaziyev ve Ruşen Cevadov’un talebi üzerine, Azerbaycanlı gençler askeri eğitim için İran’a getirilmiş, ortak karargahlar kuruldu ve ordunun başına da Tebrizli Erdebilli generaller getirilmişti.”



Amuli her ne kadar Cuma imamı unvanını taşıyor ise de konuşmasından, olayları tahrif etme, hayal etme, İran’ın Azerbaycan’a karşı Ermenistan’ın yanında mevzilenmesini örtmek, mazur göstermek gibi görevlerinin olduğu da anlaşılmaktadır. Amuli’ye inanılacak olursa İran bu işleri bazen gizli bazen açık yapmıştır. Ama İslam Devrimi’nin kutsal hedefleri için ittifak yaptığı Rusya bu çalışmalardan hiç haberdar olmamıştır. Halbuki Rusya’nın Ermenistan’da askeri birlikleri vardı. Ermenilerin Azerbaycan topraklarını işgallerine Rusya fiilen askeri yardım etmekteydi. Böylece cephede askeri birlikleri olan Rusya’nın, İran tarafından yapıldığı iddia edilen bu işleri görmemesi mümkün değildi. Ancak İran’ın bu işleri hayal olunca Rusya’nın görmesi de mümkün olmamıştır. Rusya olmayan işleri nasıl görecektir? Amuli’nin adlarını andığı Rahim Kaziyev ve Ruşen Cevadov ise Cumhurbaşkanı Ebulfezl Elçibey’e Rusya’nın desteği ile askeri darbe yapan serserilerdir. Adı geçen bu şahıslara İran gerçekten askeri yardım etmiş ise ancak Elçibey’in devrilmesine yardım etmiş demektir. Ancak Amuli’nin iddiasına göre, İran’ın Ermenistan’a yardım ettiği haberleri Siyonistlerin uydurduğu haberlerdir ve bu yalan haberler ile Azerbaycan halkı da ıslanmaktaymış.



Ermenistan’ın İran’dan gelecek askeri malzemeye ihtiyacı olur mu? Çünkü İran’ın kendisi askeri malzemeye muhtaç bir haldedir elindeki askeri malzemenin önemli bir kısmı ise modası geçmiş türden silahlardır. İran’ın askeri malzeme ihtiyacını önemli ölçüde Rusya ve Çin’den karşıladığı bilinmektedir. Rusya ise fiilen askeri birlikleriyle Ermenistan’ın yanında savaşmıştır. Ermenistan’ın ihtiyacı olan askeri malzemeyi Rusya ve batılı ülkeler fazlası ile karşılamaktadırlar. Buna karşılık Ermenistan, enerji fukarası bir ülkedir. Petrolü, doğalgazı yoktur. Petrol ve doğalgaz zengini olan İran ise Ermenistan’ın bu ihtiyacını karşılamaktadır. Yani Amuli İran Ermenistan’a askeri yardım yapmadı derken muhtemelen ve istisna cinsinden doğru söylediği tek husus işin bu kısmı olabilir.



Amuli söylediklerinin inandırıcı olması için Türkiye’den de örnekler vermeyi gerekli görmüştür: “Siyonistler Türkiye’de ordu içindeki Ergenekon’a, İran’ın Azerbaycan’a yardımlarının engellenmesi görevini vermişlerdir.” Ergenekon ise Veli Küçük başkanlığında bir birlikle hareket ederek, büyük kayıpların verilmesine, Hocali katliamına neden olarak bir darbe hazırlamış. Türkiye’den giden Ergenekon Rus yanlısı ayaz Muttalibov’u devirmek ve İran’ın yardımlarını kesmek için hareket etmiş. Hayret ki Türkiye’den gittiğini söylediği küçük birliğe karşı ta Afganistan’dan İran’ın getirdiği binlerce savaşçı, Tebrizli ve Erdebilli generallerin idare ettiklerini söylediği o muazzam ordudan hiç ortada bir eser yoktur. Ergenekon örgütü bu işleri yaparken o ordu nerededir? Aslında İran tarafından organize edildiği iddia edilen bir ordu ya da Afganistan’dan taşınan binlerce savaşçı Azerbaycan’da hiç olmamıştır. Ama Cuma İmamı Güney Azerbaycan halkını inandırmak için pehlivan tefrikalarına benzeyen hayali hikayeler anlatmayı tercih ediyor.  



Amuli’nin dediğine göre Ergenekon’un ihanetleri sayfa sayfa anlatılıp o generaller Türkiye’de can verirken Azerbaycan’daki karşılıkları ise İlham Aliyev’in yanında önemli görevlerde bulunmaktadırlar. Amuli böylece İlham Aliyev’i de Ergenekon ile çalışan birisi olarak ilan etmektedir. Oysa Aliyev, kişisel saltanatını sürdürmenin dışında böylesi işlere zerre kadar değer verip mesai harcayacak birisi değildir. Ama bunun bir önemi yoktur. Mademki Aliyev İran’ın elemanı değildir o halde mutlaka bir yerlerin ajanıdır ve suçlu taraftadır. Dolayısı ile onun da suçluların arasında adının anılması asla ihmal edilemez. Nitekim Amuli de ihmal etmiyor.



İran Yüksek Mahkemesi Başkanı Musavi Erdebili, Kuzey Azerbaycan’a giderek, “İran’ın Irak ile sekiz yıllık savaş tecrübesinden de faydalanarak Karabağ’ı kısa sürede kurtarmayı halk hareketi liderine teklif etmiş ancak ondan, ben İran’a sadece Tebriz’i Azerbaycan’ın başkenti ilan etmek için gelirim, cevabını almıştır. Böylece ortak işbirliğinden ve yardımlardan vazgeçildi.” Karabağ’ı değil Tebriz’i isteyen Azerbaycan halk hareketi lideri kimdir? Nerede ne zaman böyle bir konuşma yapılmıştır. Ancak camide vaz ederken bir kaynak belirtme ihtiyacı duymayan, dinleyen herkesi de kendisine itaat etmekle görevli gibi gören Amuli her nedense yer, zaman hatta isim belirtmekten da kaçınıyor. Musavi Erdebili tarafından yapılan böyle bir teklif de hayalidir. Hani Batılı güçler, İran’ı Ermenistan’a karşı savaşa sokarak Rusya ile ittifakını bozmayı planlamıştılar? Musavi Erdebili bu teklifi ile batılı ülkelerin İran ile Rusya arasındaki ittifakı bozarak, İslam Devrimi’nin kutsal hedeflerine karşı mı gelmiş olmaktadır?



Amuli, İran birkaç ülkeyi aşıp Lübnan’daki Şiilere yardım ederken neden Azerbaycan’dakilere yardım etmesin diye soruyor. Oysa bu sorunun cevabını kendisi elbette biliyor. Lübnan Şiilerine İran Şah’ı Pehlevi de yardım ediyordu Bu yardım bir Fars siyasetidir. İran Şahı aynı zamanda Suriye’de baba Esat’a da yardım ediyordu. “İslam Cumhuriyeti” adıyla İran ise Şahın bu siyasetini aynen sürdürmektedir. Lübnan ve Suriye siyaseti ise Farsların Azerbaycan’a karşı olan düşmanlıklarını açıklayan sadece uzak bir örnektir.



Amuliye göre Hocali faciasının da sorumlusu İsrail ve Türkiye’dir. İnsan aklına ziyan bu iddialarda zerre kadar bir hakikat payı yoktur. İsrail’in Azerbaycan’da elçiliği ve casus yuvaları varmış. İran’ın Azerbaycan’daki tutumunu Amuli bu gerekçeyle meşru göstermeye çalışıyor. Oysa Ermenistan’ın da İsrail ile iyi ilişkileri vardır. Ermenistan’ın İsrail ile iyi ilişkilerinin olması İran Ermenistan işbirliğine engel olmazken, Rusya’nın İsrail ile olan ilikileri İran Rusya ittifakına engel olmazken, Kuzey Azerbaycan’da İsrail elçiliğinin olması İran’ın Ermenistan siyasetini aklamaya yetmez.



Amuli kadrolu bir Fars elemanı olarak Kuzey Azerbaycan İsrail ilişkilerini analiz ediyor. Azerbaycan ile İsrail arasındaki ilişkiler, İsrail’in Azerbaycan’a silah satmasına bağlı değil, Azerbaycan ulusal servetinin yöneticiler tarafından yağmalanması ile oluşan kara paranın Yahudi bankerler ile aklanmaya çalışılması imiş. Aliyev yönetimi zaten ülkeyi baba mirası gibi görmektedir. Bir kara para aklama işi de olabilir. Ancak İran ile Azerbaycan arasındaki konu ya da anlaşmazlık asla bu kara para meselesi ile açıklanamaz.



Amuli gibi Fars yönetiminin kadrolu elemanları Kuzey Azerbaycan’ın ayakta duramayarak, kendini koruyamayarak, İran’ın önünde diz çökmesini ve İran’a bağlanmasını hayal ettikleri gibi doğrudan Amuli’nin kendisi konuşmasında ilhaktan bile söz ediyor. İran rejiminin Azerbaycan’da gözü kulağı olan Hacı Alikram’ın hayalinin de böyle olduğu anlaşılmaktadır. Azerbaycan’da ki Aliyev yönetimine karşı İran’ın sürdürdüğü düşmanca propagandanın temelinde yatan aslında bu nedendir. Çünkü Aliyev, yönetimini, baskıcı olmakla, halkı aldatmak için yalan haberler yaymakla, halkın zenginliklerini talan etmekle, Azerbaycan düşmanları ile işbirliği yapmakla suçlamaktadırlar.



Oysa Aliyev’e yöneltilen bu eleştiriler bir ölçüde Fars rejimini tarif etmektedir. İran’da rejimin baskıcı olmadığını kim iddia edebilir? İran’da basının devlet tekelinde olduğunu sabah akşam rejimin hesabına haberler uydurup tekrarladığını kim inkar edebilir? İran ulusal gelirinin nerelere harcandığını İran halkının bilmesine imkan var mıdır?



Amuli gibi isimler, Azerbaycan’dan İran’ın uydusu olmasını, İran’ın dostlarını dost, düşmanlarını ise düşman saymasını beklemektedirler. Azerbaycan’ın ayakta kalmak için petrolden doğalgazdan başka bir geliri yoktur. Batılı şirketler eliyle bu kaynakların dünya pazarlarına aktarılmasını ise Azerbaycan’ın yağması gibi anlatıyorlar. Aslında Azerbaycan’ın en büyük suçları arasında Türkiye ile hemen her alanda geliştirdiği işbirliği vardır. Çünkü bu sayede Azerbaycan, İran’a Rusya’ya muhtaç olmaktan kurtulmaktadır.



Hayatın doğal akışı Kuzey Azerbaycan ve İran’ı karşı karşıya getirmiştir. Çünkü Azerbaycan’ın güney kısmı İran işgalindedir. Elçibey ise bu işgali açıkça belirtmiştir. Her ne kadar Aliyev bu konuda Elçibey gibi değil ise de Kuzey Azerbaycan’daki genel hava güneyin işgal altında olması gerçeği hep gündemdedir. İran ise Ermenistan saldırıları, işgalleri ile aslında Kuzey Azerbaycan’ın cezalandırılmasını, Tahran yönetiminin önünde diz çökmesini beklemiştir. Üstelik bu beklenti için de çok çirkin ve ucuz bir propaganda Amuli gibilerinin aldatıcı dilleri ile tekrarlanmaktadır.



Günümüzde İran işgalindeki Güney Azerbaycan halihazırda İran yönetimi için en önemli iç tehdit durumundadır. İran’da nüfusun yarıya yakın kısmını oluşturan Türkler, İran hükümetinin kendilerine karşı Ermenistan gibi bir başka işgalci ile işbirliği içinde olduğunu görmüşlerdir. Şiiliğin İran’ı bu işbirliğinden ayırmaya yetmediğini de tecrübe etmişlerdir. Türkleri, Fars yönetimine bağlı tutan en önemli nedenin Şiilik olmasına rağmen, aynı nedenin Fars yönetimini Türklere karşı bir sorumluluk altına sokmadığını, aksine Ermenistan gibi bir ülkeyle işbirliğini de bilmektedirler. Fars yönetiminin, “Azerbaycan İsrail ile işbirliği yapıyor” türünden nakaratı ise ne işgal altındaki toprakalrın kurtulması için, ne de İran’ın Ermenistan ile ittifakını kesmesi için bir formül değildir. Azerbaycan halkının fars yönetiminden gördüğü düşmanlık ise İsrail söylemi ile geçiştirilecek türden değildir.



İran, Safavi Türklerinin zorlaması ile Şiileşmiştir. Yani farslar Şiiliklerini oradaki Türklere borçludurlar. Ancak Şiilik farsları Türklere yaklaştıran bir neden olmamıştır. Ermenistan’a karşı Azerbaycan’ın tercih edilmesine de neden olmamıştır. Farslar hala Şiilik vurgusu ile Türkleri kendilerine, bağımlı, itaatkar tutmaya çalışmaktadırlar. 1828 Türkmen Çayı Anlaşması ile Rus işgaline uğrayan Kuzey Azerbaycan bağımsız olmasına karşılık, İran işgalindeki Güney Azerbaycan hala işgalden kurtulamamıştır. İran’da ’da nüfusun yarısını oluşturan Türklerin hiçbir kültürel hakkının olmayışına karşılık, 80 bin civarındaki Ermenilerin her türlü kültürel hakları teslim edilmiştir. Azerbaycan-Ermenistan meselesinin dışında, İran’da ki Ermenilerin sahip oldukları hakların hiçbirisine Türklerin sahip olmayışları bile Fars yönetiminin tercihini her zaman Ermenilerden yana yaptığını göstermektedir.

Bu 235
Yazarın Diğer Yazıları


YAZARLAR

Ger?? Duymayan Kalmas? Kalemiyet.Com