Anasayfam Yap    -
Reklam     -
Kunye     -
Son Mansetler    -
Iletisim                                 
Facebook    -
TTB HEMEN KAPATILMALIDIR
YAPARIZ DİYORSAK YAPARIZ
KARİYE CAMİSİ DE MÜZELİKTEN KURTARILDI
KÖTÜ BEYAZ ADAMIN KÜSTAHLIĞI

Karakter boyutu :13 Punto15 Punto17 Punto19 Punto

HANGİ PARTİ'NİN ADAYINA OY VERMELİ?

29.03.2019 / 20:07


Seçim tartışmaları her zaman abartılı olur. Ancak bu seferki tartışmaların şiddetini, içeriğini sadece seçim abartısı ile açıklamak yeterli olmaz. Bazı benzemezlerin yaptıkları millet ittifakına ve içeriden dışarıdan aldıkları desteğe dikkat edildiğinde olay çoktan yerel seçim sınırlarını aşmıştır. Fetö-DHKPC ve PKK'da bu seçimler için kendilerine göre bir seferberlik içindedirler. Üstelik bunu gizlemeye ihtiyaç bile duymuyorlar.



PKK yöneticileri kendi tabanları saydıkları kitleye, “Kürdistan’da Ak Parti-MHP faşizmini yeneceğiz batıda ise gerileteceğiz” diye çağrılarda bulunurken onun şehir yapılanması demek olan HDP sözcüleri de aynı nakaratı tekrarlamaktadır. İçinde yer aldıkları “Millet ittifakının” büyük şehir belediye başkan adayları içinde “kazandıklarında bileceklerdir ki bizim, HDP’nin sayesinde kazanmışlardır” diye hem uyarılarını hem de tehditlerini sıralamaktan geri durmuyorlar.



Buna karşılık “Millet ittifakı” içinde yer alan diğer benzemezler ise Türkiye’nin doğu bölgesinin “Kürdistan” diye adlandırılmasına bir itiraz da bulunamamışlardır. Kuvay-ı Milliye ve kalpak edebiyatı yapanlar, “Kürdistan” adlandırmasını sessizlikle geçiştirmeye ve sessizce onaylarını sunmaya devam ediyorlar. Zaten yüz yıl önce de kalpakla kovulanların şapkalarını baş tacı ederek kalpağı yasaklamamışlar mıydı?



Siyasetin eskilerinden Hüsamettin Cindoruk da sonunda tartışmada yerini aldı. “Bu yerel seçimlerde Millet İttifakının kazanması halinde parlamenter sistemin, Cumhurbaşkanlığı sisteminden intikamını almış olacağını” iddia etti. Böylece meselenin Çemişkezek belediyesi meclis üyeliğine kimlerin seçileceği yada İstanbul yahut Harran Belediye başkanının kim olacağından ibaret olmadığını açık etti.



Bu yerel seçimlerin dikkat çeken bir önemli özelliği de millet ittifakını oluşturan biri birine benzemez partilerin belediye başkanı ve meclis üyeleri arasında 380 civarında PKK-Fetö-DHKPC ve hatta Deaş’lı yahut sempatizanı olan kimselerin de yer almasıdır. CHP yüz yıl öncesi misyonuna geri dönerek “millet ittifakı” adıyla bilcümle terör örgütleriyle aynı safta mevzilenerek milletin nefesini kesmeye çalışmaktadır.



Saadet Partisi de “millet ittifakı” içinde yer almadığını bütün il ve ilçelerde kendi adayları ile seçimlere katıldığını iddia etse bile Urfa ve Adıyaman illerindeki adaylarının PKK tarafından neden desteklendiğini ve bu destek için adı geçen illerde PKK’lı adayların neden geri çekildiğini açıklayabilmiş değildir. PKK’lıların bu saatten sonra hidayete ererek ve sırf saadete ulaşmak niyetiyle ve sevabına bu işi yapmayacaklarını herkes bilir. O halde bu desteğe karşılık Saadet Partisi’nin PKK’lılara ne vaat ettiği sorusunun cevabı yoktur.



Millet ittifakının tutarsızlığı ya da ahlakilik sorunu burada başlamaktadır. PKK ile gizlice ittifak ettikleri halde millet önünde bunu açıklayacak cesaretleri yoktur aksine hayır biz ittifak etmedik diyorlar. Böylece en çok kullandıkları yalan silahı ile milleti yeniden bir kere daha aldatacaklarının hesabı içindedirler. Daha önceki seçimlerde millet bu tür dalavere sahiplerini fena halde sandıkta mahkum etmişti. Bu seçimde de aynı işi yapması kuvvetle muhtemeldir.



Cumhur İttifakının diğer ittifaka göre olumlu ve tutarlı sayılacak ilk özelliği açık olmalarıdır. Ak Parti ile MHP arasındaki ittifakı gizlemediler. Aksine bunu memleket için yaptıklarını savundular. Ortak aday çıkardılar. Değinilen terör örgütleri veya benzerlerine de listelerinde asla yer vermediler. Ak Parti ve MHP’nin ittifak öncesinde biri birlerine karşı olan tutumları ile bugünkü siyasetleri arasında ki çelişkiyi ise 15 Temmuz Darbesinin yol açtığı “doğal bir sonuç” diye açıkladılar. Artık bunun ne kadar doğal bir sonuç olarak millet tarafından kabul edilip onaylandığı ise seçim akşamı görülecektir.



Bu seçimde de tekrarlanan ve artık kaçınılmaz hale gelen siyasi ittifakların iki temel nedeni olmalıdır. Birincisi geçen 17 yıla rağmen muhalefet partileri Ak Partiye karşı seçimlerde bir sonuç alamadılar. Muhtıralar verildi, Ergenekon, Balyoz planları yapıldı, önce yargı sonra askeri darbe ile devirmeye çalışıldı ama hiçbirisinden sonuç alınamadı.



2017’de kesinleşen Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi ile de artık partiler eski yerlerini kaybettiler. Özellikle küçük partilerin varlığı sorgulanır oldu. Siyasi sitem başkanlığın doğası icabı giderek iki partili bir yapıya doğru evrilmektedir. Şimdilik bu evrimle iki ayrı ittifak cephesi adıyla olsa bile gerçekte iki ayrı siyasi yapıdan ya da iki ayrı siyasi partiden başkasının bu sistemde geleceği yoktur. Her ne kadar Hüsamettin Cindoruk ruh çağırır gibi, eski parlamenter sistemin intikamını bu seçimde alacağını hayal etse bile mevcut siyasi şartlar içinde bu temenni bir hayal sınırlarını aşma imkanına sahip değildir.



Ak Parti her ne kadar aday belirleme yönteminde kendi tabanı için hayal kırıklıklarına yol açsa da aday olarak vitrine koyduğu Nihat Zeybekçi gibi bazı isimler, kendi mahallesi yerine karşı mahallenin gönlünü almayı tercih etse de Ak parti’nin hak ve özgürlüklerin önünü açması, ulaşım, iletişim, sağlık, bayındırlık vb konularda ki hizmetleri ise yol açtığı hayal kırıklıklarını şimdilik örtmektedir.



Ak Parti’nin yanlışlarını abartarak hizmetlerini ve doğrularını inkar etmek asla doğru olmaz. Saç baş yolduran bazı adaylarının, densizlikleri, cehaletleri, temsil yeteneklerinin yokluğu Ak Partiye sırt çevirmeyi ve CHP ile müttefiklerini sevindirmeyi meşrulaştırmaz. CHP yöneticileri ve müttefikleri 31 Mart akşamı fena halde içip zilzurna olacaklardır. Sevinçlerinden değil de seçimi kaybetmiş olmanın kederinden dolayı içmeleri memleketin yararına olacaktır.



 



 

Bu 294
Yazarın Diğer Yazıları


YAZARLAR

Ger?? Duymayan Kalmas? Kalemiyet.Com