Anasayfam Yap    -
Reklam     -
Kunye     -
Son Mansetler    -
Iletisim                                 
Facebook    -
TTB HEMEN KAPATILMALIDIR
YAPARIZ DİYORSAK YAPARIZ
KARİYE CAMİSİ DE MÜZELİKTEN KURTARILDI
KÖTÜ BEYAZ ADAMIN KÜSTAHLIĞI

Karakter boyutu :13 Punto15 Punto17 Punto19 Punto

YENİDEN HAÇLI SEFERİ

25.03.2019 / 14:05


Yeni Zelanda’da 15 Mart günü 28 yaşındaki Brenton Harrison Tarrant adlı bir terörist Christchurch kentinde iki ayrı camiye düzenlediği saldırı sonunda Cuma namazı için toplanmış olan Müslümanlardan 50 kişi katledip 300’den fazlasını da yaralamış oldu. Tarrant elbette sorunlu, manyak birisiydi. Ancak onun yaptığı bu terör katliamı yalnızca manyaklıkla açıklanacak türden bir vahşet değildir.



Tarrant katliamını Facebook hesabından canlı yayınladığı gibi katliam silahı olan uzun namlulu tüfeğinin fotoğraflarını da propaganda için paylaşmıştı. Tüfeğinin adını “Türkofagos” (Yunancada Türk yiyici, 1821’de Osmanlılara karşı savaşan Nikitas Stamatelopoulos’un lakabı) koymuş.



Tüfeğinin üzerinde yazı yazılabilecek hemen her noktaya bir şeyler yazmış. “Tours 732” Puvatya Savaşı, Abdurrahman’ül Gafiki komutasındaki Müslüman Arap Ordusu, Charl Marten komutasındaki Hıristiyan ordusuna yenildi. Böylece İslam’ın Batı Avrupa’ya ulaşması engellendi. “Miloş Obiliç”. 1389’da 1.Kosova Savaşından sonra I.Murat’ı şehit eden Sırp fedaisi, “Janson Hunyadi” II.Murat ve oğlu Fatih Sultan Mehmet’in Belgrat Şehrini almalarını engelleyen Sırp Komutanı. “Ernest Rüdiger von Starhemberg” 1683’te Kahlenberg Savaşı’nda Osmanlı Ordusunu yenen generallerden birisi.



“Odo The Great” 721’de Toulouse Savaşında Emevi Ordusunu yenen Aquitaine Dükü. “1189” Üçüncü Haçlı Seferi. Selahaddin Eyyubi’nin Kudüs’ü haçlılardan alması üzerine düzenlenen bu haçlı seferinde İngiltere Kralı Arslan Yürekli Richard yenilmişti. “Akka 1189”, Üçüncü Haçlı seferi esnasında Selahaddin Eyyubinin elindeki Akra’yı kuşatıp işgal etmişlerdir. “1683” Osmanlıların Viyana’yı ikinci defa kuşatıp yenildikleri tarihtir. “Antonio Bragadin” Kıbrıs’ın fethi esnasında Lala Mustafa Paşaya karşı direnmiş, esirleri öldürmemek için yaptığı anlaşmaya uymadığından Lala Mustafa Paşa tarafından derisi yüzülerek idam edilmişti. “Bohemond” Norman asıllı ve birinci haçlı seferi komutanlarındandır, Antakya’da Haçlı Kontluğu kurmuştur.



“1098 Antioch” 1.Haçlı seferinde Antakya’nın Haçlılar tarafından kuşatılıp işgal edilmesi. “Gaston IV” Bearn Vikontu Gaston IV, Birinci Haçlı seferinde Antakya ve Kudüs’ün işgallerine katılmıştır. “David Soslan” Gürcistan Kraliçesi Tamarra’nın kocası, İldeniz oğulları ve Türkiye Selçuklularına karşı savaşmış 1202’de Selçukluları yenip Kars’ı işgal etmiştir. “David IV”, David Ağmaşenebeli, 1211’de Selçuklu Ordularını Tiflis’in batısında Didgori Savaşı’nda yenerek Selçukluları Gürcistan’dan çıkarmış ve daha sonra aziz ilan edilen Gürcü Kralıdır.



 “Konstantin II Asen”,1404’de Bulgaristan topraklarını geri almak için Osmanlılara karşı isyan etmiştir. “Frunjin”, 1404’te Osmanlılara karşı isyan etmiş Varna vb Haçlı seferlerine katılmıştır. “Stefan Lazar”, 1389’da yapılan birinci Kosova Savaşı’nda öldürülen Sırp Kralıdır. “Horo Szilagyi Mihaliy”, 1456’da Osmanlılara karşı Belgrat’ı savunanlardandır. Yakalanıp İstanbul’da idam edilmiştir.



“Gjergi Arianiti”, George Aryaniti, Arnavut asilzadesi, İskender beyin müttefiki. “İskender bey”, II Murat ve Fatih’e karşı mücadeleleri ile Arnavutluk’un fethini geciktiren kişi. “Stefan cel Mare”, Fatih ve II.Bayezid’e karşı Boğdan’ı savunan ve aziz ilan edilen prenstir. “1684 Vac”, 1684’te Charles de Lorraine komutasındaki Avusturya Ordusunun, Kara İbrahim Paşa komutasındaki Osmanlı Ordusunu mağlup ettiği savaş. “Salankamen”, Ludwing von Baden komutasındaki Avusturya Ordusu, 1691’de Köprülüzade Fazıl Mustafa Paşa komutasındaki Osmanlı Ordusunu mağlup etti bu savaşta Köprülüzade de şehit düştü.



“İvankovac”, İvankovac Köyünde 1805’de Osmanlılara karşı ilk Sırp isyanı başladı. “Shıpka”, Şıpka geçidi, 1877-1878 Osmanlı Rus Savaşında, Rus-Bulgar kuvvetleri Şıpka’da Osmanlı birliklerini mağlup etti. “Iosif Gurko”, 93 Harbinde Osmanlı kuvvetlerini Şıpka Geçidinde mağlup eden Rus komutanıdır. “1913 Bolayır”, 1.Balkan savaşında 26 Ocak 1913’te general Georgi Todorov komutasındaki Bulgarların, Fahri Paşa komutasındaki Osmanlı ordusunu mağlup etmesi. “Anton”, İsveç’te göçmen iki çocuğu katleden Anton Lundin Petterson. “Alexandre Bissonnette” 2017’de Kanada’da bir camiye saldırıp 6 kişiyi katleden bir terörist. (Sabah Gazetesi, 17 Mart 2019)



Kabul edilmelidir ki terörist Tarrant sıradan bir manyak değildir. Doğrudan tarihle meşgul olan insanların bile pek çoğunun ilgilenmediği ya da bilmediği tarihi bir malumatın sahibidir. Kendine o malumat ile bir yol çizmiştir. Tarrant’ın sadece Türkiye’deki gezi haritasının karşılaştırılması bile Türkiye’deki tarih bilincinin sefaletini ortaya koymaktadır. Türkiye’deki tarih eğitimi hiçbir işe yaramadığı gibi okuyanların tarihten kopmasına kendi tarihi ile sorunlu bir haline gelmesine yol açmaktadır.  



 



Terörist Tarrant 2016’da Türkiye’ye gelmiş. İstanbul, Efes (İzmir-Çeşme), Tokat-Sivas, Ağrı, Mersin, Konya illerine uğramış. Her birinde birkaç gün kalmış. Tokat’ı seçmesi de katliam nedeniyle haber oldu ki Kazıklı Voyvoda adlı Vilad Tepeş’in hapsedildiği Tokat Kalesinde hapsedilmiş olmasından dolayıdır. Ulahlar tarafından Tepeş (Cellat), Macarlar tarafından Drakul (Şeytan), Osmanlılar tarafından ise kazıklı Voyvoda diye adlandırılan Vilad Tepes, İrlandalı yazar Stoker’in yazdığı Drakula adlı vampir romanı nedeniyle de Drakula olarak da tanınmıştır.



 



Tarrant kendisine ait You Tube sayfasından bir de bildiri yayınlamış. “Türklerin ancak İstanbul boğazının doğusunda huzur içinde yaşayabileceklerini ama boğazın batı yakasına ve Avrupa’ya gelenlerin öldürüleceğini, Konstantinopolis'e gelip bütün camileri yıkacağını, Ayasofya’nın minarelerden kurtarılacağını, Konstantinapol’ün Hıristiyan şehri olacağını…” iddia etmiş.



Bu tür ifadeler hasta ruhlu bir manyağın hezeyanları mıdır? Yoksa aslında Hıristiyan Dünyası bilinç altının açığa çıkması mıdır? İkinci ihtimalin çok daha inandırıcı olduğu açıktır. Tarrant’ın sıraladığı bu isteklerinin Hıristiyan Aleminde ne ölçüde içselleştirildiği elbette önemlidir. Ya da o alemin bize saçma gibi gelen bu istekler için neler yapabileceği de öenmlidir.



 



Tarrant’ın bu katliamı tek başına yapması pek inandırıcı değildir. Türkiye içinde ezana karşı gösterilen haince tepkiler, Yeni Zelanda’daki katliamlarda bile utanmadan anamuhalefet liderinin “İslami terörden” söz etmesi örnekleri, Türkiye içinde İslam’a gösterilen tepkilerin örneklerindendir. Türkiye’de bu tepkiler olurken Yeni Zelanda vb yerlerde de İslam’a karşı gösterilen nefretin, düşmanlığın boyutları daha fazla olmalıdır. Her fırsatta Müslümanlara yönelen bu saldırılar da uzun bir süreden beri İslam düşmanlığının sonuçlarından birisidir.



Yeni Zelanda’da meydana gelen bu katliama, bir Haçlı Saldırısı ya da katliamı demek isabetli olur mu? Bu sorunun cevabından önce iki örnek olayı hatırlamak açıklayıcı olacaktır. Katliamdan sonra, Avustralyalı senatör Fraser Anning, “Katliamdan Müslümanları” sorumlu tutan bir açıklama yapmıştı. Açıklamadan sonra 17 yaşındaki Will Connolly, bu senatörü protesto etmek için kafasına yumurta atmıştı. Ardından tutuklanan Connolly için kampanya ile toplanan “yardım paralarının büyük kısmını Christchurc’daki terör saldırısı mağdurlarına bağışlayacağını” açıkladı. Kendisi daha 17 yaşındadır. Hiçbir siyasi amacı, gizli niyeti olabilecek bir yaşta ve konumda değildir. Şimdi bu gencin tutumunu nasıl açıklamak icap eder? Hıristiyanların tamamını Tarrant tipinde görmek gerçekçi değildir. Önemli olan Connolly gibi henüz doğası (fıtratı) bozulmamış olan insanlara ulaşmaktır. Onların da zaman içinde birer Tarrant olmasını engellemektir.



İkinci ve daha dikkat çekici örnek olay ise Yeni Zelanda başbakanı olan Jacinda Arder’in katliamdan sonraki tutumudur. “Olayda hayatını kaybedenlerin bütün ailelerine vatandaşlık verileceğini, silah almanın eskisi gibi kolay olmayacağını bunun için yasaların değiştirileceğini, adadaki bütün camilerin önünde artık polislerin bulunacağını” açıkladı. Hayatını kaybeden Müslümanların ailelerini başörtüsü ile ziyaret etti. Şehit cenazelerinin kaldırılması törenine yine başörtülü gitti. Törende görevli bayan polisler başlarını örttü. Katliamı takip eden ilk Cuma namazı meydanlarda kılındı. Önemli sayıda Hıristiyan hanım başlarını örterek cemaatin etrafında halka oluşturdu.



Başbakan Arder’in öncülük etmesiyle Yeni Zelanda Hıristiyanları (en azından bir bölümü) çok iyi bir sınav vermiş oldu. Bu tür katliamlar nedeniyle bütün Hıristiyanların “görüldükleri yerlerde kafalarının behemehal ezilmesi gereken düşmanlar olmadığı” görülmüş oldu.



O halde bu tür katliamları doğrudan Hıristiyanlık dinin icabı gibi bilmek, bütün Hıristiyanları da suçlu ve katil bilmek doğru değildir. Ancak Haçlı Seferleri döneminden beri yaşanmış olanları da yok saymak gerçekçi olmaz. Zaten o seferlerin adı da belki bu yüzden Hıristiyan Seferleri değil, Haçlı Seferleri olmuştur. Hıristiyanlığını, Müslümanlara saldırmanın bir bahanesi, ideolojik ve dini gerekçesi bilmenin bunu uygulamaya dökmenin karşılığı olmuştur. Hatırlanmalıdır ki Aralık 2017’de Kudüs’ü işgal eden İngiliz generali Allenby’de “bugün Haçlı seferleri sona ermiştir” demişti. Bu örnekte de görüldüğü gibi Haçlı seferlerini 11. Ve 13. Yüzyıllarda tarihte kalan bir olay gibi düşünmek gerçekçi olmaz. 2001’de Taliban bahanesiyle Afganistan’ı işgale başlayan ABD Başkanı Bush’da kendi işgalini “Haçlı Seferi” diye adlandırmıştı.



Ortada saldırganlığa, katliama dönüşen bir çeşit Hıristiyanlık anlayışı var ki bunun adı da Haçlı Katliamı ya da Haçlı Saldırısıdır. Bu adlandırma katliamlardan doğrudan doğruya Hıristiyanlığı ya da bütün Hıristiyanları sorumlu tutmak anlamına gelmez. Orta yerde fiili bir durumun, Hıristiyanlık adına yapılan saldırganlıkların hem de Hıristiyanlık adı kullanılmadan yapılmış olan bir açıklamadan başka bir şey değildir. Üstelik Haçlı saldırganlığı Avrupa’da bazı kesimler için bir hayat tarzına var oluş nedenine dönüşmüş gibidir. Bunları görmezlikten gelmek doğru olmaz. Haçlı Saldırganlıkları ele alınırken Yeni Zelanda Başbakanı Arben gibi veya 17’lik Connolly’lerin varlığı da unutulmamalıdır. Belki de onlarda görülen insani duyarlılık bütün insanlık aleminin en acil ihtiyacıdır.



Ekşi Sözlük yazarlarından Şükela adlı bir mahluk ise katliamdan sonra yazdığı tweet’inde: “Videoyu izlerken keşke Türkiye’ye gelip bu Cuma günü camileri temizlese diye iç geçirdim.” Ancak eskiden beri böyledir. Türkiye’deki İslam muhalifleri daha saldırgan ve daha saygısızdır. Dünyanın neresinde bir Müslümanın başına taş düşse bunlar o gün bayram ederler. Üstelik bu Ekşi Sözlüğün katliam sevicisi yazarı da yakın bir zamanda “yazarlık yeteneğinden” dolayı anamuhalefet lideri tarafından ödüllendirilmiştir.

Bu 237
Yazarın Diğer Yazıları


YAZARLAR

Ger?? Duymayan Kalmas? Kalemiyet.Com