Anasayfam Yap    -
Reklam     -
Kunye     -
Son Mansetler    -
Iletisim                                 
Facebook    -
TTB HEMEN KAPATILMALIDIR
YAPARIZ DİYORSAK YAPARIZ
KARİYE CAMİSİ DE MÜZELİKTEN KURTARILDI
KÖTÜ BEYAZ ADAMIN KÜSTAHLIĞI

Karakter boyutu :13 Punto15 Punto17 Punto19 Punto

PİŞMANLIK

29.12.2018 / 00:00


Fetöcüler yıllarca soru çaldılar, hak etmedikleri yerlere geldiler, kendilerinin yerine gelebilecek olanlara attıkları türlü iftiralarla onların ceza almalarına, işten atılmalarına neden oldular, gelen giden iktidarlar Fetöcüleri önemli bildikleri yerele tayin etmek için yarıştılar. İstedikleri ihaleleri kolayca aldılar. Onların isteğine göre kanunlar değişti, kanunlar çıkarıldı. Bütün bunlar Fetöcülerin hırsını körükledi. Ülkenin neredeyse rakipsiz, ortaksız tek sahibi oldular. Sadece Türkiye içinde değil Türkiye dışında da Türk Devleti’nin bütün imkanları seferber edilmişti. Dünya onların ayakları altına serilmişti. Daha 1992’de dönemin Başbakanı Süleyman Demirel, “Orta Asya Türk Cumhuriyetlerinde Fetöcülere yardım edilmezse alanın İran yanlısı hiziplere kalacağını” iddia etmişti. Bütün iktidarların Fetöcülere hizmet için yarıştığı asla şüphe götürmez. Maalesef bu yarışa Ak Parti hükümetleri bile katıldığı gibi Ak parti döneminde Feötücüler hormonlu büyüme dönemi yaşadılar.



Fetöcülerin büyümesine gördüğü olağan üstü yardım ve desteği sadece Türkiye hükümetleriyle devletiyle sınırlı bilmek de hatalıdır. Türkiye’den gördüğü yardımın daha fazlasını ABD vb ülkelerden fazlası ile görerek dünya çapında tehlikeli bir örgüt durumuna gelmişti.



Kaderin ettiğine bakın ki aynı Fetö muhtemelen dışarıdan aldığı emirle Ak Parti’yi devirmeye çalıştı. Hem de yolsuzlukların hesabını soran bir rol ile bunu yapmaya yeltenmişti. 17/25 Aralık 2013’te hükümete karşı doğrudan yargı yoluyla giriştiği darbe teşebbüsü güç bela püskürtülmüştü. Oradan sonuç alamayınca daha kesin ve kati bir darbeye, 15 temmuz 2016 günü askeri darbeye teşebbüs etmişti. Sokaklarda tankla, uçakla, panzerle, helikopterle halka saldırmışlar, 251 kişiyi katletmişler, 2000’den fazla insanı da yaralayıp sakat bırakmışlardı. Nihayet bu kanlı darbeleri de başarısız oldu ve pusuya yattıkları bütün devlet kuruluşlarında temizlenme dönemi yaşadılar.



15 Temmuz askeri darbesinden sonra tutuklanan Fetöcülerde neredeyse hiç pişman olan yoktur. Hocaefendi dedikleri kişiye olan bağlılıkları devam ettiği gibi onun tarafından uydurulup tedavüle sokulan her çeşitten yalan dolan ile rüyalarla akşam sabah Ak Parti’nin devrileceğini kendilerinin yeniden ve daha kesin şekilde iktidara döneceklerini zannettikleri haberleri görülmektedir.



Fetöcülüğün bir din istismarına, temelinin yalana dayandığı kuşku götürmez. Ancak buna rağmen on binlerce ailenin mağduriyetine rağmen “insan cinsinde pek rastlanmayan” bir sadakatle bağlılıklarının nasıl devam ettiği hala önemli bir sorundur.



Bazılarına göre “bu bir din istismarıdır. Din istismarı bu örgütlenmelere, yıkıcı faaliyetlere neden olmaktadır.” Böylesi örgütlenmeleri külliyen yasaklayacak önlemlerle benzeri sorunların çözüleceği iddiası bu çevrelerde baskındır. Her konuda olduğu gibi temel referans saydıkları tek parti dönemindeki uygulamaların tekrar edilmesi halinde böylesi din istismarlarının da engellenebileceğine kesinkes inanmışlardır. Doğrusu din ile ilgili sayılan hemen işin suç sayılması ve din ile ilgili sayılan her türlü işe tevessül edenlerin tekrar “vatan haini” sayılarak cezalandırılmaları dönemi artık tarih olmuştur, tekrarı da mümkün değildir. Hatırlanmalıdır ki tek parti döneminin kuruluşu da (1919-1923) apayrı bir din istismarı ile mümkün olmuştu. Şimdi o dönemin mirasçıları diğer konular gibi din istismarı da “sadece bizim hakkımız” havasındadırlar. İnanmadıkları ve etkisini, izini yok etmek için seferber oldukları din üzerinde “bir istismar tekeli” istemeleri de ibretlik başka bir olaydır. Oysa istismar bir hak olamayacağı gibi bu konuda rekabete engel olmak da mümkün değildir.



Bu çevrelerin iddiaları hiç inandırıcı değildir. Çünkü her derde deva saydıkları laiklik takıntılarına göre askeri okullara öğrenci alırken, öğrencilerin ana-babalarının fotoğraflarını isteyecek ölçüde işi rayından çıkarmışlar ve kendilerinden olmayan herkesi “irticai faaliyette” bulunmak diye kanunlarda olmayan bir suçla askeri okullardan ve hatta hemen her yıl YAŞ toplantılarının ardından külliyetli miktarda insanı savunmalarını bile almadan atmışlardı. Oysa 15 temmuz darbesiyle görüldü ki eğer Fetöcüler darbelerini 3-5 yıl daha ertelemiş olsalardı, Fetöcü olmayan subay ve general orduda kalmayacaktı. Demek ki laiklik takıntısı ve her işin bu takıntıya göre halledilmesi ısrarı da Fetöcüleri engelleyici bir çare olmamıştır. Bu yüzden din istismarını engellemek için laikliğin bir çare olacağı iddiası boştur. Bu çevrelerde geçmişte yaptıkları büyük yanlışlıklar için pişmanlıklarını açığa vurmadıkça konu hakkında bütün söyledikleri anlamsızdır.



Fetöcülerin bu kadar badireye rağmen tüm insani değerlerden soyutlanmış olarak hala hiçbir pişmanlık duymadan bir şarlatanın yalanlarını tekrarlamaya devam etmelerinin psikoloji ilmiyle ve onun imkanları ile bir açıklaması olabilir. Keşke konunun uzamanı olanlar tutuklu Fetöcülerle görüşerek onların nasıl olup da insanlık, millet, din, ülke ve aile gibi değerlerden, aidiyet duygularından koparılabildiklerini ve bunun bilimsel analizini gösteren bir inceleme yapmış olsalardı. Görünen odur ki kimsenin bu konuyla ilgilendiği yoktur.



Fetöcülerden pişmanlık bekleyenler nasıl olup da benzeri yalanları on binlerin tekrarlayabildiklerini şaşkınlıkla tv ekranlarına gazete sayfalarına taşıyanların büyük çoğunluğu geçmişte Fetöcülerle iyi ilişki içindeydiler. Kendileri bu konuda bir pişmanlık ifade etmeden fetöcülerden pişmanlık beklemektedirler. Oysa geçmişte hangi üstün özellikleri için Abant toplantılarında, yurt dışı gezilerinde ağırlandıklarını, Fetö medyasında istihdam edildiklerini, hocaefendilerini övme yarışına girdiklerini açıklamalılar. Kendilerinin yaptıkları büyük yanlışlar için pişmanlık duymayanların başkalarından pişmanlık beklemeleri gülünç değil midir?

Etiketler: PİŞMANLIK
Bu 323
Yazarın Diğer Yazıları


YAZARLAR

Ger?? Duymayan Kalmas? Kalemiyet.Com