Anasayfam Yap    -
Reklam     -
Kunye     -
Son Mansetler    -
Iletisim                                 
Facebook    -
28 ŞUBAT DARBECİLERİNİN CEZASI ONAYLANDI
TERÖRİST BAYIK ABD VE AB'YE YALVARDI
AYASOFYA KARARNAMSİ
CHP CAMİLERİ MÜZE YAPACAK

Karakter boyutu :13 Punto15 Punto17 Punto19 Punto

TÜRKİYE'NİN SURİYE'Yİ ÖZGÜRLEŞTİRMESİ

24.12.2018 / 11:50


Suriye İç savaşı sekiz yılını doldurmak üzeredir. Bu savaşın belli başlı dönüm noktaları hatırlanacak olursa, Türkiye’nin 6 Ağustos 2011’den itibaren Esat çetesine karşı cephe alması, IŞİD’in 2012’den itibaren Suriye’nin orta ve kuzey doğu kesimini işgal etmesi, dünyanın dört bir yanından topladığı Şii gönüllüleri ile Esat Çetesini  korumada yetersiz kalan İran’ın 2015’de Rusya’yı adeta zorlayarak Suriye’ye getirmesi, IŞİD’e karşı mücadele etme iddiası ile ABD ve müttefiki 60 ülkenin Suriye’de boy göstermesi diye özetlenebilir.



19 Aralık 2018’de ise CB Tayyip Erdoğan ile görüşmesinin hemen ardından ABD başkanı Trump’ın Suriye’den ABD askerlerini çekme kararı ile artık Suriye İç Savaşı yeni bir merhaleye ulaşmıştır. Trump seçim kampanyalarında zaten Suriye’den çekilmeyi vaad etmişti. Birkaç defa bu vaadini hatırlatan açıklamaları da olmuştu. Ancak ABD ordusu istihbaratı bunu engellemişti. Şimdi CB Erdoğan’ın yürüttüğü diplomasinin de katkısı ile Trump kesin bir dille çekilme kararını ilan ediverdi.



Bu çekilme kararından ABD cayabilir mi? Böyle bir ihtimal imkansız değil ama zor görünüyor. Çünkü ABD iç siyasi dengeleri bakımından oldukça önemli olan bu karar ABD’de adeta bir deprem etkisi yaptı. ABD Savunma Bakanı Jim Mattis, IŞİD ile mücadele koordinatörü gibi unvanlar taşıyan ama bu unvanı ile daha çok PKK’ya alan açan McGurk gibi pek çok şahıs görevlerinden istifa etmelerine rağmen Trump kararından vazgeçmedi.



ABD’nin Suriye, Irak vb yerlerdeki işgal girişimlerinde ortağı olan İngiltere ve Fransa’da çekilme kararına muhalefet ettiler. Fransa muhalefetini “ABD’nin çekilmesi ile ortaya çıkacak boşluğu dolduracağını” ilan etmeye kadar ileri götürdü. İsrail’in katliama doymayan Başbakan unvanlı Netanyahu’su da bu çekilme kararının “İran’a yayılma alanı açacağı” ile o da karşı çıktı. Oysa İran, Suriye’nin örtülü işgalcisidir. Esat iktidarının sahibi ya da en azından ortağıdır. ABD’nin çekilme kararının İran için yeni fırsatlar doğuracağı iddiası temelsizdir. Fransa’nın ABD’den doğacak boşluğu doldurma vaadi ise eğlencelidir. Fransa hangi hakla, gerekçeyle Suriye’de yeniden işgalci olacaktır? Suriye İç Savaşı’nda Esat Çetesinin her zaman arkasında Suriye halkına karşı yer almıştır. Savaş mağduru Suriyeli mültecilerden kaç kişi vardır Fransa’da? Elbette kimse yoktur.



ABD’nin çekilme kararı en çok PKK işgal alanı için tehlike çanlarını arttırdı. Çünkü uzun bir süredir bu işgali bitirmek için hazırlanan Türkiye’nin işi kolaylaştı. ABD’nin doğrudan ve karadan himayesinden yoksun kalan PKK’nın orada defterini dürmek Türkiye için önemli ölçüde kolaylaşmış oldu. ABD’nin Suriye’de işgaliyle inşa ettiği askeri üs vb tesislerinin önünde, AB ülkelerindeki temsilciliklerinin etrafında toplanan PKK’lıların ABD’ye yalvararak, gitme kal diye ısrar etmeleri ise kendileri için yaklaşan tehlikeyi gördüklerinin işareti olmalıdır. Şimdi kadar Suriye vb yerlerde kimlerin koruması ile işgalci olabildiklerinin de ibretli bir açıklamasıdır. Elbette ABD on binlerce tır dolusu askeri malzemeyi PKK’ya vererek onu donatmıştır. O malzemeyle PKK’nın Suriye’de ve Türkiye içinde terör saldırılarında pek çok can kaybının yaşanması ihtimali vardır. Ama bu can kayıpları bile sonucu değiştirmeyecektir.



Türkiye ile Suriye’de sınırlı bir ittifak içinde olan Rusya ve İran’ın tutumu da önemli olacaktır. Şimdiye kadar İran içlerinde bir terör faaliyeti yapmaması kaydı ile PKK her zaman İran’ın desteğini, himayesini almıştır. PKK’nın Suriye sahasında ezilerek yok edilmesine İran’ın oynak diplomasisinin nasıl bir tepki göstereceği de yakın zamanda görülecektir. İran bu desteğini PKK’ya sürdürse bile Türkiye’nin operasyonunu sonuçsuz bırakması ya da engellenmesi imkanı yoktur. İran’ın PKK’yı Suriye’de ezilmekten koruma çabaları ise sadece Fars diplomasisinin güvenilmezliğinin yeni örneklerini oluşturacaktır.



Türkiye ile olan büyük ticari kapasitesi, enerji nakil işlemleri, Ukrayna’da yetersiz de olsa Batı ülkelerinin baskısına maruz kalması, ABD’nin ticari ambargosu ile kuşatılması gibi nedenlerden dolayı zor durumda olan Rusya’nın PKK’yı korumak için Türkiye’ye karşı doğrudan ve engelleyici girişimlerde bulunması neredeyse imkansızdır. Ara sıra Türkiye’nin operasyonuna itiraz etse bile Rusya doğrudan karşı çıkma imkanına sahip değildir.



İçerde askeri açıdan kolu kanadı kırılan PKK’nın Suriye’de ezilmesi Türkiye’nin geleceği için önemlidir. Güneyden kuşatılmışlık ve oradan tehdit altına alınmış olma durumu fiilen bitecektir. Suriye’de PKK işgalindeki bölgenin özgürleştirilmesi demek Türkiye’de bulunan milyonlarca Suriyeli mültecinin de önemli bir kısmının kendi yurduna dönmesi için kapı açacaktır. Gecikerek de olsa Türkiye’nin belki 2013-2014’de yapması icap eden bir operasyonu şimdi yapması Suriye İç Savaşının finali bakımından da oldukça etkili olacaktır. Suriye için yeni bir anayasa çalışmalarının başladığı bir dönemde Suriye topraklarının bir bölümünün daha özgürleştirilmesi Türkiye’nin Suriye’nin şekillenmesindeki etkisini de arttıracaktır. Türkiye’nin askeri operasyonu için uluslar arası alanda son derece uygun olan bu ortamı yeterince değerlendirmemesi ise Türkiye’yi yönetenler için büyük bir vebal olacaktır.

Bu 245
Yazarın Diğer Yazıları


YAZARLAR

Ger?? Duymayan Kalmas? Kalemiyet.Com