Anasayfam Yap    -
Reklam     -
Kunye     -
Son Mansetler    -
Iletisim                                 
Facebook    -
TTB HEMEN KAPATILMALIDIR
YAPARIZ DİYORSAK YAPARIZ
KARİYE CAMİSİ DE MÜZELİKTEN KURTARILDI
KÖTÜ BEYAZ ADAMIN KÜSTAHLIĞI

Karakter boyutu :13 Punto15 Punto17 Punto19 Punto

DOĞU TÜRKİSTAN'DA ÇİN VAHŞETİ DEVAM EDİYOR

10.12.2018 / 20:37


Doğu Türkistan’da Komünist Çin işgali insan aklını dumura uğratan kitlesel soykırımlarına zulümlerine devam ediyor. İki milyona yakın Uygur Türk’ü toplama kamplarında özel Çin işkencesinden geçirilir, milyona yakın Uygur genç kız ve erkekleri Çin’in bilinmeyen bölgelerine gönderilip ailelerinden koparılır, bir o kadar Uygur Çocuğu da ailelerinden alınıp yine bilinmeyen yerlere götürülürken, başta sakal bırakmak, başörtüsü örtmek, oruç tutmak, gibi temel ve görünür her türlü İslami ibadetler de yasaklanmıştır. Bütün bunlara itiraz edenler ise uyduruk bir yargılamanın ardından idam edilmektedirler.



Doğu Türkistan’ın çilekeş mazlum, onurlu mağdur halkı Uygurlar maalesef Türkiye’de haber bile olmuyor. 2008 ve 2009’da benzeri işlerin şiddetlendiği bir dönemde Başbakan Tayyip Erdoğan konuşmalarında Çin zulmünü sıkça lanetlerdi. O konuşmalardan bir sonuç alınamamış olsa da hiç olmazsa Uygurlara sahip çıkması bakımından oldukça önemliydi. Sonra bu tür konuşmaların Çin zulmünü daha çok arttırdığı, aslında iyi ilişkilerin Uygurların sorunları için daha faydalı olacağı gibi bir hava esmişti. Dönemin Dış İşleri Bakanı Ahmet Davutoğlu Çin’i oradan da Doğu Türkistan’ı 2010 yılının Ekim ayında ziyaret etmesi sorun için asla bir çözüm olmamıştı.



Çin hükümeti bir taraftan Uygur gençlerinin camilere gidişlerini engeller diğer taraftan da onların neredeyse tümünü bilinmeyen uzak bölgelere gönderirken dünya da benzeri olmayan bir “kardeş aile” uygulaması ile her Uygur ailesine bir Çinli erkeği zorla yerleştirerek benzersiz bir zulüm örneği daha ortaya koymuştur. Genel nüfus politikasından Uygurlar da fazlası ile baskı altına alınmışlar, şehirlerde bir köylerde ise ancak iki çocuk sahibi olmak gibi ayrı bir zulüm örneği daha yaşamaktadırlar. Çin’in bu nüfus baskısı ile Uygurlar var olan nüfus oranlarını bile bir süre sonra koruyamaz duruma gelecektir. Bir milyar 400 milyonluk devasa bir insan kitlesi içinde sayıları 30 milyon civarında olduğu tahmin elden Uygurların eriyip gitmemesi işten bile değildir.



Güya Birleşmiş Milletler, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi ile kurulmuş, 1948’de alınan bir kararla da “insan hakları ihlalleri” bu tarihten sonra artık ülkelerin iç işi olmaktan çıkarak uluslar arası bir sorun halini almıştır. Uygurların gördüğü benzersiz zulümle de bir kere daha anlaşılmıştır ki, zulüm Müslüman olanlara, Türk olanlara yapılırsa “haber değeri” bile taşımamaktadır.



Türkiye bu kadar iç sorunlara boğulmuş ve kendisini kuşatan dış sorunlarla uğraşırken, Uygur meselesi ile yeterince uğraşabilir mi? Uğraşsa da sonuç alabilir mi? Türkiye’nin imkanlarının da her sorunu çözmeye yetmediğini herkes teslim eder. Ancak başta Birleşmiş Miller toplantıları olmak üzere, Türk yetkililerin katıldığı uluslar arası toplantılarda, Çin vahşetini gündeme getirmesinin hiçbir etkiye yol açmayacağı da söylenemez. Türkiye Dışişlerinin 200-2009 dönemindeki Uygur ilgisini, hassasiyetini nasıl kaybettiğinin de yeterli bir açıklaması yoktur.



Aydınlık hizbinden Ayhan Akfırat’ın iddialarına bakılırsa “Uygurlar altın dönemlerini yaşamaktadır ve Çin Hükümeti de Atatürk’ün yaptıklarını yapmaktadır.” Nasıl bir kiralanma ya da akçeli ilişkiye bağlı olarak bu iddiaları yazabilmektedirler? Gerçekten bir cevap bulmak zordur. Hangi dini ve etnik grup, Türkiye’de “kardeş aile uygulamasına” maruz bırakılmıştır? Ya da Atatürk adıyla Çin zulümlerini örtmeye çalışmanızla hangi sonucun değişeceğini beklemektesiniz?



Aydınlık hizbi ya da diğer resmi adıyla Vatan Partisi, Türkiye’de açıkça Çin siyasetlerini, zulümlerini savunmaktadır. Çin’in amigoluğunu yapmaktadır. Bu partinin Çin hesabına yaptıklarının milyonda birini Uygurlar, bırakın Türkiye hesabına yapmayı, kendileri için yaptıklarında sokaklarda kurşuna dizilmektedirler. Türkiye’de ise “Uygurlara sahip çıkmak” neredeyse ayıp sayılmaktadır.



Çin zulümleri dünya medyası için asla haber değeri taşımamaktadır. Belli ki bu durum Çin vahşetini daha da azdırmaktadır. Aydınlık Hizbi aracılığı ile ve büyük bir abartı ile “Doğu Türkistanlı gençlerin İŞİD vb örgütlere katılarak terör estirdikleri” gibi bir propaganda sürekli tekrarlanmaktadır. Bir taraftan Uygurlar hayali terör kaynağı sayılarak, onlara yapılan zulümler haklı gösterilmeye çalışılırken diğer taraftan da ABD Dış İşlerinin ara sıra Uygurlara sahip çıkar gibi yapmasını da Uygurları mahkum etmenin bir başka aracı haline getirmeğe uğraşmaktadırlar.



Oysa Türkiye’den başka Orta Asya Türk Cumhuriyetleri vardır. Onlardan Kazakistan-Kırgızistan gibileri de Şangay üyesidirler. Bu üyeliklerini Uygurlara yapılan zulümleri ortadan kaldırmak için ya da hafifletmek için kullanabilirlerdi. Görünen odur ki Rusya Türk Cumhuriyetlerini bağımsız olarak tanıdığında vekil olarak kendi yetiştirmelerini o ülkelerin başına yerleştirmiştir.



Türklerin ana vatanları olan Doğu Türkistan, İslam’ın Türkler arasında yayılmasının da başlangıcı olan bu ülke Çin işgalinde kaldığı müddetçe bu tür haberler yer küreye yayılmaya devam edecektir.



 

Bu 289
Yazarın Diğer Yazıları


YAZARLAR

Ger?? Duymayan Kalmas? Kalemiyet.Com