Anasayfam Yap    -
Reklam     -
Kunye     -
Son Mansetler    -
Iletisim                                 
Facebook    -
28 ŞUBAT DARBECİLERİNİN CEZASI ONAYLANDI
TERÖRİST BAYIK ABD VE AB'YE YALVARDI
AYASOFYA KARARNAMSİ
CHP CAMİLERİ MÜZE YAPACAK

Karakter boyutu :13 Punto15 Punto17 Punto19 Punto

CHP HİSSELERİNİN GERİ ALINMASI YETMEZ AMA EVET

11.10.2018 / 00:00


Türkiye’de Milli Mücadelenin sürdürüldüğü dönemde (1919-1922) en büyük dış yardım, Türkiye’ye en uzak bölgeden Hindistan Müslümanlarından gelmiştir. Hindistan İngiliz işgali altındadır. Ama oranın Müslümanları yaptıkları miting ve gösterilerle, İngiltere’nin Türkiye’yi işgalini kınayıp protesto ederler. Bununla da yetinmezler, fakir olmalarına da aldırmadan kendi şartlarına göre o dönemde milyonlarca liralık bağış toplayarak Ankara’ya gönderirler.



Hint Müslümanlarının Türkiye’ye gösterdikleri bu yakınlığın pek çok nedeni vardır. Gazneli Mahmut’un Hint seferlerinden, Kanuni’nin Hint deniz seferleri ilk akla gelenlerdir. Osmanlı halifesine duydukları bağlılık da elbette bu nedenlerin arasınadır. Halifenin İstanbul’da İngilizlerin esaretinden kurtarılması en büyük temennileridir. Bunun için kendilerini, borçlu sorumlu saymışlar. Hilafet Komitesi adıyla kurdukları komisyon marifetiyle bütün Hindistan’dan topladıkları milyonlarca meblağ tutarındaki yardım parasını bu komite aracılığı ile Türkiye’ye ulaştırmışlar.



Yardım parası işgal altındaki İstanbul’a elbette gönderilmez, İstanbul’u ve Halifeyi kurtaracağını defalarca açıklayan TBMM’ye ve onun başkanına teslim edilmiştir. TBMM başkanı ise paraları kendi idaresinde tutmuştur. Yıllar bir birini kovalamış. Şartlar değişmiş. Halifeyi kurtarmak için yeminler eden TBMM’de Halifeliği kaldırmıştır. Halifenin bütün mal varlığına da el konularak kendisi ve ailesinde beşikteki bebeklerine varıncaya kadar tümü Türkiye’den sürgün edilmişlerdir.



Gariban Hint Müslümanlarının gönderdikleri yardım paraları ne olacaktır? Paralar geriye Hindistan’a gönderilecek değildir. Kurtarılacak Halife de zaten Türkiye’den kovulmuştur. İşte bu yardım parası ile 1924’te Celal Bayar tarafından İş Bankası kurulmuştur. Kuruluş sermayesine olan katkısı nedeniyle banka hisselerinin üçte birisinin sahibi de Kemal Paşa olmuştur. Halife için, Türkiye için gönderilen yardım parası bambaşka bir işe çok acaip bir yere tahsis edilmiştir. Yine Kemal Paşa vasiyeti arasına, bankadaki bu hissesinin yönetiminin CHP tarafından idare edilmesini de eklemiştir.



Türkiye’nin en büyük bankalarından birisi olan İş Bankası’nın dört yönetim kurulu üyesini CHP tayin etmektedir. O üyeler eliyle bankayı CHP yönetmekte ya da yönetimine ortak olmaktadır. Dünyada böyle bir örnek yoktur. Üstelik siyasi partiler kanununda, partiler ticaret yapamaz diye açık hükümlerde vardır. Ayrıca 1923-1950 arasında hazineden CHP’ye külliyetli miktarda gayri menkul aktarılmıştır. CHP bu haliyle dünyanın en büyük gayri menkul zengini bir siyasi partidir.



CB Erdoğan, İş Bankası’ndaki CHP hisselerinin hazineye devrini öngören bir kanun için MHP’nin desteğine ihtiyaç olduğunu söyledikten bir süre sonra Devlet Bahçeli yerinde ve saygı değer bir kararla böyle bir kanun teklifine MHP’nin destek olacağını açıklamıştır. Bunun için MHP’yi de onun genel başkanını da kutlamak icap eder. Artık söz bitmiş sıra eyleme gelmiştir. Ak Parti bir an önce harekete geçmeli yüz yıldan beri süre gelen bu acaip yanlışı, halifeliğin kurtarılması için gönderilen yardım parasının halifeliğin batırılmasında kullanılması ve yüz yıldan beri de bu paranın CHP tarafından sevk ve idaresinin artık engellenmesi aciliyet kazanmıştır.



Ancak şunu da kabul etmeli ki bu adım yeterli değildir. İş Bankası’ndaki CHP hisselerinin hazineye devredilmesi, yüz yıl önce o yardım parasını gönderen Hint Müslümanlarına karşı yapılan büyük yanlışı kısmen telafi edebilir. Buna karşılık tek parti döneminde CHP’ye aktarılan menkul ve gayri menkullerin de aynı gerekçeyle hazineye devri gerekir. Demokratik kurallar içinde bir partiye ayrıcalıklı muamale yapılması hazine imkanları ile mal varlığına boğulması aklın vicdanın kabul edebileceği bir iş değildir. CHP şimdiye kadar İş Bankasında hakkı olmayan hisselerin kullanımından dolayı soruşturulmalıdır. Soruşturma sonucuna göre ortaya çıkacak meblağ geriye dönük olarak faiziyle birlikte hazine için tahsil edilmelidir.



Aslında bu da yetmez. 1923-1950 arasında hazinenin imkanları ile CHP’nin sahip edildiği ne kadar menkul ve gayri menkulu varsa onların da bir hesabı dökümü yapılmalı ve faizi ile birlikte geri alınmalıdır. Yok efendim devlet kuran partiymiş, Kemal Paşa’nın partisiymiş diyerek bu partinin kanunlar önünde ayrıcalıklı bir muameleye tabi tutulması, gayri menkul zenginlikleri ile diğer partilerin önüne geçmesi ve yine o zenginliklerle halkın değerlerini aşağılamaya çalışması engellenmelidir.



MHP’nin bu konudaki yapıcı katkısı elbette Türkiye için büyük bir hizmettir. Günümüzde bütün siyasetlerini Tayyip Erdoğan’a karşı kin ve düşmanlıkla ayarlayan eski tüfek bazı MHP’lilerin Erdoğan-Bahçeli ikilisine karşı CHP saflarında mevzilenerek çıkardıkları şamatanın asla bir kıymeti harbiyesi yoktur. Ciddiye alınmamalıdır. Onlar artık klasik chp’lidirler. MHP ile ilişkileri anılarda ve eskilerde kalmıştır. Yüz yıldan beri milletin sırtından, hazinesinden tırtıklanan imkanların geri ödenmesi zamanı gelmiştir. Buna öncülük etmenin şerefi de Erdoğan-Bahçeli ikilisine düşmektedir.

Bu 426
Yazarın Diğer Yazıları

YAZARLAR

Ger?? Duymayan Kalmas? Kalemiyet.Com