Anasayfam Yap    -
Reklam     -
Kunye     -
Son Mansetler    -
Iletisim                                 
Facebook    -
TTB HEMEN KAPATILMALIDIR
YAPARIZ DİYORSAK YAPARIZ
KARİYE CAMİSİ DE MÜZELİKTEN KURTARILDI
KÖTÜ BEYAZ ADAMIN KÜSTAHLIĞI

Karakter boyutu :13 Punto15 Punto17 Punto19 Punto

AŞURA TÖRENLERİ NİÇİN YAPILIYOR?

01.10.2017 / 00:00


Aşura, on sayısının karşılığı olan aşr veya develerin güdülmesiyle ilgili ışr kökünden türeyen Arapça bir kelime olarak kabul edilir. Terim anlamı ise Hz. Musa’nın kavmi ile birlikte Mısır’dan ayrılması, Hz. Nuh’un gemisi ile Cudi’ye çıkması gibi biri birinden oldukça kopuk ve ispatı da zor olan olaylar için kullanıldığı anlatılır. (Yusuf Şevki Yavuz, DİA,C.4, İstanbul 1991, s.24) Bunların arasında en yaygın kullanımı ise Hz. Hüseyin’in 10 Muharrem 680’de Irak/Kerbela’da dost ve arkadaşları ile birlikte katledilmesinin anma günü olarak kabul edilmesi ve kullanılmasıdır.



Elbette Hz. Hüseyin’in başına gelen bu büyük felaket bütün Müslümanları derin bir acıya mateme boğmaya devam etmektedir. İslam büyükleri arasında Hz. Hüseyin’den önce de şehit edilenler oldu. Hz. Ömer, Hz. Osman, Hz. Ali hatta Hz. Hasan’nın bile zehirlendiği düşünülürse O’nu da bu şehitlerin arasında saymak icap eder.



Hz. Hüseyin’in soyundan gelenlerin O’nun vahşice şehit edilmesinin yıl dönümlerinde bırakın bu gün yapıldığı gibi olmasını buna benzer bir anma töreni yaptıklarını gösteren hiçbir bilgi yoktur. Bu anma törenlerinin benzeri ilk olarak Mısır’da Şii/İsmaili Fatımiler (909/1171) başlatıldı. Bu demektir ki Kerbela’dan ortalama 230 yıl sonra ilk defa Mısır’da anma törenleri yapılmıştır. Mısır’dan sonra ise Irak’ta Şii/İmamiye Büveyhiler (935/1055) bu törenleri genişleterek devam ettirdiler. Fatımiler, halkı Şii olmaya zorlamadıkları için onların törenleri dar bir saha ile sınırlı kaldı. Oysa Büveyhiler doğrudan Sünni/Abbasi halifelik merkezini ele geçirdikleri için Abbasilere ve Sünnilere karşı daha saldırgan ve yıkıcı bir siyaseti tercih ettiler. Günümüzde ki Şii siyasetinin de temellerinin oluşmasında ilk adımı atmış oldular. Günümüz Şii Siyasetini asıl şekillendiren içeriğini genişletenler ise Safaviler (1501/1723) olmuştur.



Lübnan ve Bahreyn’den taşıdıkları Şii/İmami ulemanın da yardımı ile Azerbaycan ve İran halkını zorla Şiileştirdiler. Bunun için inanılmaz barbarlıklar yaptılar. Şii olmadıkları için katlettikleri insan sayısı o kadar fazladır ki bir emsali ancak Avrupa’da Protestanlığın ortaya çıkmasında görülebilir.



Şii/İmamiye’ye (İsna-i Aşeriye-12 İmam) göre “Hz. Ali ve onu takiben diğer imamların imametleri doğrudan Allah tarafından bildirilmiştir. Ancak ilk üç halife ve onların yolundan gidenler bu bildirimin rağmına davranmış Hz. Ali ve diğer İmamların haklarını gasp etmiştir. Üstelik İmamların çoğusu da bunlar tarafından katledilmiştir. Bu yüzden ilk üç halifeden teberra (uzak olma) ve 12 İmama tevella (bağlılık) etmeyi imanın ilkesi saymak icap eder.”



12 İmamın imametini kabul etmeyenler, Mutezili, Sünni, Harici, Zeydi ne olursa olsun hepsi “nasibi” sayılır. Bu görüşten hareket eden Safaviler camilerde sokaklarda meydanlarda hemen her yerde Şiiliğin gereği saydıkları işleri/rükünleri yapmış itiraz edenleri öldürdükleri gibi Şii olmayı kabul etmeyenleri de öldürmüşler ya da Azerbaycan’dan İran’dan göç etmelerine neden olmuşlardır. Hakim oldukları şehirlerde Sünnilerin okudukları ezanı yasaklayarak kendilerinin uygun gördükleri ezanı okutmuşlar, Sünni nüfusun meskun oldukları şehirlerde onların saygılarına muhatap olan kimselerin türbelerini hatta camilerini bile yakıp yıkmışlardır.



Safaviler için Kerbela törenlerinin özel bir anlamı olmuştur. Nasibi saydıklarına karşı halkı (Şiileri) galeyana getirmenin, onlara karşı büyük bir kin ve düşmanlık duymalarının bir aracı olarak kullanmışlardır. Kınadıkları Emevilerden / Abbasilerden daha çok barbarlık etmişlerdir.



Günümüzde ise bu Safavi geleneği büyük ölçüde “İran İslam Cumhuriyeti” eliyle sürdürülmektedir. Hemen her ülkede bulunan Şii/İmami topluluklar eliyle aylar öncesinden başlayan Kerbelayı anma tören hazırlıkları yapılır. Milyonlarca insan kendilerini bıçakla, zincirle kanlar içinde bırakacak şekilde eza ve cefa ederler. Kanlarını Hz. Hüseyin için akıttıklarına inanırlar. Çocukların gözleri önünde bazen çocukların da kafalarından sırtlarından zincir ve bıçaklarla kanları akıtılarak Hz. Hüseyin’e bağlılıklarını sunarlar. Böylesi törenlerle büyüyenler kimlere karşı kin ve düşmanlıkla dolmaktadır? Bu törenleri neden sadece Hz. Hüseyin için yaptıklarının ondan önce şehit edilen diğer İslam büyükleri için neden benzeri törenler yapmadıklarının da makul bir açıklaması da yoktur. Şiiler, Kerbela törenleri ve diğer İmamları anmak için yaptıkları işlere yöneltilen eleştirileri de “doğrudan İmamlara yöneltilen eleştiri” sayarlar ve bunu bir düşmanlık nedeni kabul ederler. İmamlarını masum sayan inançları arasına zamanla kendi yapıp ettiklerinin de masum ve dokunulmaz olduğunu içselleştirmişlerdir.



Kerbela’nın milyon kat fazlası günümüzde Suriye ve Irak’ta İran eliyle tekrarlanmaktadır. 1337 yıl önceki bir katliama karşı bütün hayatlarını adayanlar Suriye’de yüz binlerin katledilmesini, milyonların aç sefil susuz ilaçsız çaresiz ve evsiz bırakılmasını bir hak olarak görmektedirler. İran yöneticileri batıl Safavi geleneğinin mukallidi olmuştur. Teslim edilmeli ki onlardan daha fazla kan dökmek için çaba sarf ediyorlar. Hz. Hüseyin’in adaleti, merhameti, bilgeliği İran yöneticileri için asla bir örnek değil ama Yezid’in Safavilerin yaptıkları onlara yol ve yöntem olmuştur. Kerbela törenleri İran hükümetinin yayılmacılığında bir kin nefret ve düşmanlık ikliminin yayılmasında aracılıktan öteye hangi işe yaramaktadır?



Aşura törenleri bu haliyle Müslümanların her hangi bir temel sorunu için çözüm olmuyor. Aksine tarihte kalan sorunları güncelliyor. Bir kesimin diğerine karşı dindirilemez bir kin ve nefretle dolmasına yol açmaktadır. Şiiler şu sorunun cevabını düşünmelidir ki benzeri törenler kendilerine karşı yapılsa, milyarı aşkın topluluk kendilerine karşı aylarca hatta yıllarca kin ve düşmanlıkla şartlandırılsa buna hangi gözle bakarlar? Kerbela törenlerini bu haliyle sürdürdükçe, Emevilerin / Safavilerin yaptıklarının benzerini Suriye / Irak gibi ülkelerde yapmaya devam ederken ara sıra fırsat buldukça “vahdet, vahdet” diye konuşmaları nefret uyandıran bir riyakarlıktan öteye geçemeyecektir.

Bu 830
Yazarın Diğer Yazıları


YAZARLAR

Ger?? Duymayan Kalmas? Kalemiyet.Com