Anasayfam Yap    -
Reklam     -
Kunye     -
Son Mansetler    -
Iletisim                                 
Facebook    -
NASIL BİR ŞEREF YOKSUNUSUN?
28 ŞUBAT DARBECİLERİNİN CEZASI ONAYLANDI
TERÖRİST BAYIK ABD VE AB'YE YALVARDI
AYASOFYA KARARNAMSİ

Karakter boyutu :13 Punto15 Punto17 Punto19 Punto

YENİDEN ESAT İLE İTTİFAK

19.08.2017 / 13:22


İran Genel Kurmay Başkanı Bagheri’nin 15 Ağustos’ta kalabalık bir general heyeti ile birlikte Ankara’yı ziyaret etmesi ardından görüşmelerin olumlu, verimli geçtiğinin ilan edilmesi, Suriye meselesinde yeni bir safhanın da başladığını göstermiş oldu. Aslında daha önce Suriye konusunda Türkiye, Rusya ve İran arasında üçlü görüşmeler anlaşmalar yapılmıştı. Bunların bir sonucu olarak da Halep muhaliflerden arındırılmış, yüz binlerce sivil ölüm pahasına kenti terk etmek zorunda kalmıştı. Suriye konusunda İran Türkiye mutabakatı aslında yeni bir mesele değil. Görünen odur ki sonuncu da olmayacaktır.



İran Genel Kurmay Başkanının Türkiye ziyareti farklı tepkilere de yol açtı. Bazı çevreler Türkiye İran ittifakının bölge sorunlarının çözümünü temin edeceği gibi, kendi isteklerinin, hayallerinin açıklanmasına da neden oldu. Böyle bir beklentinin son derece abartılı hatta hayali olduğu açıktır. Çünkü başta ABD ve Rusya olmak üzere emperyalistler bölgede müdahil iken, onları bölgeden çıkaracak güçleri olmayan Türkiye ve İran ittifakının ise böyle bir sonucu doğurması akla uygun bir beklenti değildir.



Üstelik Suriye iç savaşının bu kadar bu kadar büyümesinin ve uzamasının doğrudan sorumlusu İran’dır. Savaş başladığında Türkiye’nin Esat ile oldukça iyi ilişkileri vardı. Türkiye bu iyi ilişkilerine dayanarak, Esat’a halka karşı silah kullanmaması gibi telkinlerde bulundu. Davutoğlu’nun 6 Ağustos 2011’de ki son Şam ziyaretinin esas içeriği de budur. Ancak İran/Fars yönetiminin Suriye halkına duyduğu düşmanlık, nefret sebebi ile bu olayı Suriye halkının cezalandırılması için bir bahane olarak kullanma siyasetinin bir sonucu olarak, “Esat kırmızı çizgimizdir, ondan vaz geçemeyiz” gibi çıkışları Esat’ı halkı katletme için cesaretlendirdiği gibi Fars hükümeti de dünyanın dört bir yanından topladığı Şii gönüllülerle bu katliamların suç ortağı oldu.



ABD ile Afganistan ve Irak’ta oldukça iyi ilişkileri olan İran, Suriye konusunda esas müttefik olarak Rusya’yı seçti. Suriye iç savaşında başlangıçta müdahil olmayan Rusya, İran’ın ısrarları sonunda bütün askeri gücü ile Suriye iç savaşına gelip katıldı. Tahran Cuma imamı Ayetullah Kermani de hutbelerinde sık sık Rus askerlerinin Suriye’de başarılı olması için dua etti. Ne var ki Irak’ta İran’ın yakın müttefiki olan ABD, Suriye’de esas müttefik olarak PKK’yı seçti. ABD’nin PKK flaması ile Suriye’de işgal alanını genişletmesi İran’ı da yeni arayışlara bu arada Türkiye ile ittifaka yöneltti. Irak’ta İran için bir imkan bir fırsat olan ABD, Suriye’de giderek İran işgali için tehlikeli olmaya başladı.



Türkiye ile İran’ın Suriye konusunda tümüyle anlaşmaları mümkün değildir. ABD eliyle PKK’nın Suriye’de ki  işgalini sınırlandırmak gibi bir konu ile sınırlı olacak bir Türkiye İran mutabakatı olabilir. Böyle bir mutabakat PKK işgalini sınırlandırsa bile Suriye meselesi çözülmüş olmayacaktır. Bu hengamede hükümete yakın yayın organlarında “tehlike büyüdü, herkesle hatta Esat ile de ittifak edilebilir” gibi telkinlerin ise (İbrahim Karagül 17 Ağustos 2017 Yeni Şafak) tebessüm ettirdiği görülmektedir. Çünkü iflas etmiş bir tüccar ile hiç kimse ortak olmak istemez. Yedi yıllık Suriye iç savaşında bir milyondan fazla insanın ölümünden doğrudan sorumlu olan on milyondan fazla insanın iç ve dış göçüne neden olan ordusu dağılmış ancak İran ve Rusya’nın dış yardımları ile bir heyula gibi görüntüsü devam eden bir Esat iflas etmiş bir tüccardan daha kötü bir durumdayken onunla ittifak Türkiye’ye hiçbir şey kazandırmayacaktır. Suriye savaşı başladığından beri son derece insani ve ahlaki ilkelere dayalı Türkiye siyaseti, Esat ile yapılacak muhtemel bir ittifaktan yara alacak ve lekelenecektir. Umulur ki Türkiye’de karar alıcılar böyle bir yanlış yapmasınlar.



Türkiye İran mutabakatı Suriye’de ki Fars işgalini asla meşrulaştıramaz. Kalıcı hale de getiremez. Afganistan, Vietnam örneklerinde olduğu gibi eninde sonunda Suriye’de ki Fars, Rus ve ABD işgali bir gün sona erecektir. Türkiye’nin İran ile mutabakatı Fars işgalini meşru ve mazur hale getirmeyecektir. Bu işgalin dışında ABD’nin PKK adı ile Suriye’de işgal sahasını genişletmesinin engellenmesi ile sınırlı bir Türkiye İran mutabakatı daha gerçekçidir. Ancak bu mutabakat sadece Afrin ile sınırlı kalırsa doğru olmayacaktır. Başta Telrıfat olmak üzere PKK işgaline uğrayan Halep, İdlip çevresinde ki yerlerin geri alınması Afrin’i dört bir yandan kuşatmaya yetecektir. Kuşatılmış Afrin’de ise beyaz bayraktan başka bir bayrak görmek mümkün değildir. Buna karşılık Menbiç ve Telabyad’ın PKK işgalinden kurtarılması ise hem buraların halkına büyük bir iyilik olacaktır hem de PKK koridorunu büsbütün imkansız hale getirecektir.

Bu 573
Yazarın Diğer Yazıları


YAZARLAR

Ger?? Duymayan Kalmas? Kalemiyet.Com