Anasayfam Yap    -
Reklam     -
Kunye     -
Son Mansetler    -
Iletisim                                 
Facebook    -
ABD'NİN İRAN'A ASKERİ SALDIRI SEÇENEKLERİ VAR MI?
MUHARREM TÖRENİNDE KENDİ KAFASINI KESTİ
ABD'NİN FAVORİ DİKTATÖRÜ SİSİ
ABD'DE UYGUR TÜRKLERİ TASARISI

Karakter boyutu :13 Punto15 Punto17 Punto19 Punto

TÜRK MÜSLÜMANLIĞI

18.07.2017 / 18:05


Türk Müslümanlığı dönem dönem kullanılan bir tanımdır. Elbette bu tanımın içini kullananlar kendi isteklerine göre doldurmakta, süslemektedirler. Bu yüzden Türk Müslümanlığının anımı döneme, şartlara ve kişilere göre değişmektedir. Yine de bu tanımı kullananların ortak vurgularına da rastlanmaktadır. Bir defa derin bir Arap nefreti vardır. Araplardan farklı olmak, onlara benzememek, iyiliğin, doğruluğun neredeyse ilk şart sayılmaktadır. Bu aslında Kemalizmin önemli bir başarısıdır. Osmanlının yıkılmasında, İngiltere’nin  kemalizmin yerini gizlemenin bir yolu da bu Arap nefretidir.



Namık Kemal Zeybek’te Türk İnancı adlı kitabında Türk Müslümanlığı deyimini fazlası ile kullanmaktadır. Arap Müslümanlığı ile Türk inancı arasındaki farkı anlatırken birinci fark olarak “Tanrı inancına” yer veriyor. Zeybek üslubuna büyük bir heyecan katarak, Evreni Tanrı bilen Panteizm’i Türk inancı diye adlandırmaktadır. Evrenin sonradan yaratılmış olmasını, Tanrı’nın bu evrenin dışında aşkın bir güç olarak onu yaratmasını da “Arap İslam’ı, Arap Müslümanlığı” diye adlandırmaktadır.



İddiasına göre Türkler 16. Yüzyıla kadar Türk İslam’ına bağlı iken bu dönemde Kanuni zamanında Arap Müslümanlığını benimseyerek, felsefeyi yasaklamışlar, “Türk’ün ocağı da o zaman batmış.” Bu iddiası için Katip Çelebi’yi şahit göstermesi ise Çelebi için bir felaket sayılabilir. Çelebi M.S. 2017’de böylesi işler için adının şahit olarak gösterildiğini nereden bilsin?



Felsefenin yasaklanması, okunmasının engellenmesi kötü bir iştir. Bunu yapanlar özgür düşünceyi, aklın kullanılmasını yasaklamışlar demektir. Fakat bu rivayette iki önemli yanlış bir arada toplanmıştır. Yazılı metinlere göre dünyada felsefenin öncüleri Yunanlılardır. Felsefe her derde deva bir iş olsaydı Yunan tarihinin de çok istisnai bir yere sahip olması icap ederdi. Oysa Yunan tarihi başkalarının egemenliği altında geçmiştir. Son olarak dört yüz yıl Osmanlılar Yunanlıları bir vali ile yönetmiştir. Yunanlılara o felsefeleri ne vermiştir? Bağımsız bir idare kurma, örnek bir hukuk geliştirme, güçlü bir askeri düzen kurma, kendi kendine yeter bir tarım ve ticarete sahip olmak gibi seçeneklerin hangisini Yunan felsefesi Yunanlılara sağlamıştır? Hiçbirisin.



Bu rivayetteki ikinci büyük yanlış da Osmanlı eğitim düzenini bilmemek anlamamaktır. Osmanlı medreseleri tek elden şimdi olduğu gibi bir bakanlık tarafından yönetilmezlerdi, bütün medreselerde tek bir müfredat olmazdı. Medreselerin hocaları, bağlı olduğu vakfın mütevellileri ya da çevresinde etkili olan bir hoca efendi tarafından farklı müfredatların uygulandığı pek çok örnek vardır. İstanbul’da padişahların kurduğu medreselerde ki yasaklama kararların bir etki payı vardır ama bu etki asla mutlak bir bağlayıcılığa sahip değildir.



Zeybek, 1923/1938 dönemini Türkiye’nin aydınlanma dönemi olarak adlandırsa da bu isimlendirme elbette ona ait değildir ve doğru da değildir. Her işe bir kişinin karar verdiği bir dönem, o kişiye muhalefetin ise “vatan hainliği” sayıldığı bir dönem belki her şey olabilir ama sadece “aydınlanma dönemi” olamaz. Zeybek’te böyle konuşup yazarak emekliliğin tadını çıkarıyor olmalıdır.



İşin tuhafı, Arap milliyetçileri de Arapların geri kalmasından doğrudan Türkleri sorumlu tutarken, Kemalistler ve Türk milliyetçilerinin bir bölümü de bundan Arapları ya da Arap Müslümanlığı dediklerini sorumlu saymaktadırlar. Oysa Kemalizmin öncüleri 1923’te “geri kalmamızın sorumlusu İslam’dır” görüşündeydiler. Şimdi onlar kadar bu konuyu açıkça söyleyemeyenler ise sorumluluğu yeni icat ettikleri “Arap İslam’ında” aramaktadırlar.



Şunu hatırlamak icap eder ki batıda gelişme anlamında ki en büyük atılım coğrafya keşifleridir. Bu keşifler sayesinde batının egemenlik alanı genişlediği gibi hiç hayal edemediği büyük bir zenginliğin de sahibi olmuştur.Coğrafya keşifleri ile kazanılan  o büyük zenginlik olmasaydı batıda sanayı devriminin olması da hayal olurdu.



Zeybek gibi Kemalizmi kutsayanların bu konuyu anlamadıkları Türkiye’de aydınlanma dönemi için gösterdikleri tarihtir. Bir ülkede hemen herkesin aklının yok sayılarak sadece bir kişinin aklıyla işlerin yürütülmesinden aydınlık bir sabaha değil ama muhalif olan herkesin hain sayıldığı bir geceye ulaşılmıştır.

Bu 430
Yazarın Diğer Yazıları


YAZARLAR

Ger?? Duymayan Kalmas? Kalemiyet.Com