Anasayfam Yap    -
Reklam     -
Kunye     -
Son Mansetler    -
Iletisim                                 
Facebook    -
TTB HEMEN KAPATILMALIDIR
YAPARIZ DİYORSAK YAPARIZ
KARİYE CAMİSİ DE MÜZELİKTEN KURTARILDI
KÖTÜ BEYAZ ADAMIN KÜSTAHLIĞI

Karakter boyutu :13 Punto15 Punto17 Punto19 Punto

ESKİDEN RAMAZAN NASIL BAŞLARDI

27.05.2017 / 13:11


Bilindiği gibi Müslümanların hac ve oruç gibi ibadetleri Hicri/Ay takvimine göre ayarlanmıştır. İslam’ın evrenselliği dikkate alındığında ibadetlerin bu takvime göre düzenlenmesinin önemini anlamak kolaylaşır. Çünkü Güneş/Milat takvimine göre düzenlenmiş olsalardı, dünyanın bir köşesindeki Müslümanlar sürekli kış mevsiminde oruç utarken diğer bir köşesindekiler ise sürekli yaz mevsiminde oruçlarını tutarlardı. İbadetlerin bu takvime göre düzenlenmiş olması elbette sadece bu mevsim nedeniyle sınırlandırılamaz. Ama mevsim nedeni bile oldukça hassas bir düzenlemeyi açıklıyor.



Bunun dışında Hicri/Ay takviminin bir kutsallığını kimse bilmiyor. Ay takvimi Sümerlerden beri Arap yarım adasında kullanılmıştır. Araplarda bu adanın asli sakinlerinden olduklarından onlarda eskiden beri Ay takvimini kullanmıştır. İslam ortaya çıktığında yine Araplar bu Ay takvimini kullanmaktaydılar.



Müslümanlar eskiden beri ramazan ayına birlikte başlayıp birlikte bitiremezler. Bölgeden bölgeye, ülkeden ülkeye başlarken ve bitirirken bazen bir günlük bazen de iki günlük farklılıklar ortaya çıkmaktadır. Haberleşmenin, ulaşımın, teknolojinin çok sınırlı olduğu eski dönemlerde ramazana başlarken bitirirken görülen bu farklılık belki dönemin şartları içinde kaçınılmazdı. Ayın görülmesi ile başlamış olurdu ramazan orucu. Aslında bu Bakara/185. Ayette de böyle açıklanmıştır. Ne var ki ayı, doğru sözlülüğünden şüphe edilmeyecek birisi mi birden fazla kişinin mi görmüş olacağı gibi görüş ayrılıkları da bilindiğinden artık başlarken bitirirken bir iki günlük farklılık kaçınılmaz sayılmıştır.



İçinde bulunduğumuz dönemin şartları içinde bu farklılıkların bir anlamı olabilir mi? Çünkü güneşin ya da ayın şu kadar yıl sonra ne kadar süreyle tutulacağı, hangi ülkeden ne kadar süreyle bu tutulmanın gözleneceği yıllar önce hesap edilmektedir. Tutulmanın görüleceği ülkelere bu işin meraklıları akın ettikleri de bilinmektedir.



Ne var ki sıra ramazan ayını başlatacak hilalin/ayın görünmesine gelince birden bire her türlü teknik bilgi, imkan/fırsat yok sayılmaktadır. Her yıl ramazan ayının başlangıcında başta Suudi Arabistan olmak üzere bazı ülkelerin vatandaşları çöllerde, dağ başlarında ellerinde dürbünleri, teleskopları ile hilali gözetlemeleri ile haber olmaktadırlar. Bu konulara ne ölçüde vakıf oldukları, ellerinde ki araç gereçlerin hilali gözetlemeye de ne kadar elverişli olduğu bilinmeden ya da önemsenmeden onlardan gelecek habere göre ramazan orucu başlamakta ya da bitirilip bayram edilmektedir.



1980’lerin başlarında bazı çevrelerin ciddiye aldığı hoca efendilerden gelen telefonlara göre ramazana başlanırdı. Bu hocaefendiler elbette bir dürbünle teleskopla dağ başlarında ya da açık arazide hilali de gözetlemezlerdi. Evlerinde radyolarından Suudi Arabistan vb ülkelerin radyolarını takip ederek duyduklarını ilan ederlerdi. Arabistan gibi ülke yönetimlerini bütün bir yıl “tağut” bilenler her nedense iş ramazanın başlangıcında hilalin görülmesine gelince birden bire onların tağut olmalarını yok sayarak, radyolarından ilan ettikleri haberlere göre ramazana başlar yada bitirirlerdi. O ülkelerin radyo haberlerini duyuran hocaefendiler de aslında onları tağut bilirlerdi. Ancak ramazan hilalinin tespitinde o tağutların haberlerine o konu için adeta bir güvenirlilik istisnası tanırlardı.



Yaşı elverişli olanlar hatırlayıp teslim edecektir ki o dönemde hemen her şehirde az veya çok bir grup insan bu haberlere göre, bulunduğu şehrin ahalisinden bir iki gün, önce veya sonra ramazan orucuna başlar aynı şekilde ramazan bayramını da yine o şehrin ahalisinden bir iki gün önce veya sonra yapardı. Bu tutun ana nedeni de yerli tağutun haberlerinin, kararlarının ibadet konularında bağlayıcı olamayacağı idi. Nedense Arap ülkelerinin tağutları için bu konuda geçerli sayılan istisna, tağut bilinen yerli yönetimler için hiç hesaba katılmazdı. Kimse de bu çelişkiyle ilgilenmez, önemsemezdi.



27 Mayıs 2017 tarihinde yine bir grup Suudi Arabistan vatandaşının açık sahrada, çölde ellerindeki teleskop vari aletleri ile hilali gözetledikleri haberleri yazılı görsel medyada yer aldı. Hayatlarının her anını teknolojinin en son ürünleri ile geçirenler ramazanın başlangıcının tespitinde eski yöntemleri kullanmayı tercih ediyorlar. Ayın, güneşin 20, 30 yıl sonra hatta daha fazla yıl sonra tutulmalarının nereden ne kadar yıl sonra ve kaç dakikayla izlenebileceğinin herkesçe bilindiği ve kabul edildiği bir dönemde, hilali gözetlemenin de ilgili ve uzman kişilerden oluşan (rasathane gibi) bir kurumdan tarafında gözetlenmesinin pekala mümkün ve hatta kaçınılmaz olduğunu teslim ederek ona göre davranmak yerine yüz yıllar öncesinde olduğu gibi dağ başlarında çöllerde ay görmek için pusuya yatanlarımız İslam anlayışımızın hüzünlü halinden başka bir şey değildir. Herkese hayırlı ramazanlar dilerim.

Bu 723
Yazarın Diğer Yazıları


YAZARLAR

Ger?? Duymayan Kalmas? Kalemiyet.Com