Anasayfam Yap    -
Reklam     -
Kunye     -
Son Mansetler    -
Iletisim                                 
Facebook    -
ABD'NİN İRAN'A ASKERİ SALDIRI SEÇENEKLERİ VAR MI?
MUHARREM TÖRENİNDE KENDİ KAFASINI KESTİ
ABD'NİN FAVORİ DİKTATÖRÜ SİSİ
ABD'DE UYGUR TÜRKLERİ TASARISI

Karakter boyutu :13 Punto15 Punto17 Punto19 Punto

YENİ BİR YOL YENİ BİR DÖNEM

11.03.2017 / 12:06


Altı yıllık iç savaştan sonra Suriye’de sona yaklaşıldığını gösteren işaretler çoğaldı. IŞİD’in elinde ki bölge güneşin altında ki kar gibi erimeye devam ediyor. IŞİD’in ortaya çıktığı 2013 baharında Suriye topraklarının çoğunluğu muhaliflerin, Halep, Şam gibi büyük şehirlerin ancak bir bölümü Baas’/Esat’ın elinde iken PKK/PYD’nin işgalinde ki bölge ise bugünkünün onda biri kadardı. 2017 baharında ise IŞİD Rakka çevresinde kıstırılmışken muhalifler İdlib’in tamamı ve Halep’in kuzeyini ellerinde tutarken geri kalan bölgenin çoğunluğu ise Baas/Esat’ın ve PKK/PYD’nin işgaline girmiştir. ABD ve müttefikleri IŞİD ile mücadele ediyoruz diye PKK işgal bölgesini büyütmüş benzeri bir işgali de İran ve Rusya destekli Esat yapmıştır.



Elbette savaş henüz bitmiş değildir. Arma bazı sonuçlar ortaya çıkmıştır. ABD ve müttefiklerinin muhalifleri desteklediği ya da muhalif direnişin bir ABD kurgusu olduğu Fars yalanı palavrası olarak inandırıcılığını kaybetmiştir. IŞİD, PKKyi onun işgalini büyüten bir unsur olarak yolun sonuna gelmiştir. IŞİD’in bir daha yıldırım hızıyla eski gücüne ulaşması kaybettiği yerleri geri alması mümkün değildir. IŞİD, ABD’nin PKK’yı Suriye’de hormonlu bir şekilde büyütmesinin, Kuzey Suriye’de bir PKK koridoru açmasının ya da PKK Kürdistan’ı kurmasının bir aracı olarak işlev gördü.



PKK ise, ABD, İran ve müttefiklerinin doğrudan dolaylı yardımları ile hiç yoktan Suriye’de bir işgal bölgesi tesis etmiş ve işgalini bütün Kuzey Suriye’ye yaymak üzere iken çok gecikmiş olarak Türkiye devreye girmiş PKK işgalinin bütün Kuzey Suriye’yi ele geçirmesini engellemiştir. PKK işgalinde ki her köy ve kasaba hançer büyüklüğünde bir kılçık olarak onun boğazına saplanmıştır. Nazi yöntemlerini mumla aratan etnik temizlik ile Kuzey Suriye’de meskun olan Arap ve Türkmen nüfus hatta PKK’lı olmayan Kürtler bile zorla tehcir edilerek PKK işgali pekiştirildi.



Burada akla gelen ilk soru PKK’nın Tel-Abyad vb Arap/Türkmen çoğunluklu yerleri işgal ederken Türkiye’nin neden o zaman müdahale etmediğidir. Elbette Suriye’ye yardım götüren tırların durdurulması gibi ihanetler Türkiye’nin işini zorlaştırmıştır. Türkiye’nin muahliflerin ihtiyacı olan ağır silahları vermeyişi ve tutuk davranması Suriye’de İran/Rusya ve PKK işgal bölgelerini önemli ölçüde genişletmiştir.



Suriye savaşı giderek bir kördüğüm haline gelirken bu düğümün çözüleceği yer muhtemelen Münbiç olacaktır. Çünkü bir yıl kadar önce Münbiç IŞİD işgalinde iken burayı PKK ile işgal eden ABD, PKK’nın en kısa zamanda çekileceğini defalarca garanti etmişken şeytanlığını göstererek PKK’yı orada yerleşik hale getirmiştir. El-bab’dan sonra Münbiç’e yönelen TSK’yı engellemek için PKK’lılar artık ABD bayrağı kullanmaya onunla Türkiye’ye karşı korunmaya çalışmaktadır. TSK’nın ilerlemesine karşılık Münbiç’in batısında ki bazı yerleri de İran/Esat kuvvetlerine devrederek Türkiye’ye karşı yeni bir cephe hattı oluşmayı seçmiştir.



Başbakan Yıldırım’ın Münbiç’in batı bölgesinde ki bazı yerlerin Esat kuvvetleri tarafından işgalini “onlar da Suriyelidir orada olmalarının bir sakıncası yoktur” çıkışı, Türkiye’nin bütün Suriye’nin yeniden Esat/İran tarafından işgaline razı olduğu anlamına gelir mi? Türkiye’nin bu tutumu “sureti değiştirerek manayı korumak” diye açıklanabilir mi? Böyle bir açıklamanın inandırıcılığı hayli zordur. Çünkü manadan bağımsız bir suret düşünmek gerçekçi değildir. Münbiç’in güney batısına ulaşan Rus askerlerinin PKK/PYD sembolleri ile dolaşmaya başlaması, irili ufaklı bütün şer odaklarının Türkiye’ye ve Suriye halkına karşı PKK’nın yanında saf tuttuklarını garanti etmez.



Batılı güçler Suriye’nin kuzeyinde bir PKK koridoru isteyebilirler. PKK’yı bunun için bir örtü bir araç olarak kullanmak istedikleri de söylenebilir. Ancak Türkiye’nin ısrar etmesi ve ilerlemesi halinde ABD’nin Türkiye’ye karşı Münbiç’te savaşması da zayıf bir ihtimaldir. Böyle bir savaş Türkiye’nin bütünüyle ABD ittifakından kopması anlamına gelir. ABD kendisi ile ittifak halinde ki bir Türkiye yerine düşman bir Türkiye’yi neden tercih etsin? Bunun mantıkla açıklanabilir bir tarafı yoktur. Ama Türkiye’yi caydırmak için giderek baskılarını arttıracaklardır belki PKK’lılara yardımlarını arttırarak daha büyük can kayıplarının yaşanmasına yol açacaklardır.



ABD ve müttefikleri ne yaparsa yapsınlar Türkiye’de istikrar devam ederse Türkiye’yi Suriye sahasında aciz bırakamazlar. Türkiye tek başına o sahada elbette belirleyici değildir ama Türkiye’yi hesaba katmayan hiçbir senaryo da Suriye’de başarılı olamaz.



Türkiye Suriye sahasında haklı taraftır. Suriyelilerin ezici çoğunluğunun dualarının ve gönüllerinin Türkiye ile birlikte olduğuna kuşku yoktur. Savaş uzasa da kayıplar artsa da Türkiye’nin onaylamadığı bir plan Suriye sahasında gerçekleşme ihtimalini kaybetmiştir. Suriye için yeni bir yol yeni bir dönem başlamıştır.

Bu 672
Yazarın Diğer Yazıları


YAZARLAR

Ger?? Duymayan Kalmas? Kalemiyet.Com