Anasayfam Yap    -
Reklam     -
Kunye     -
Son Mansetler    -
Iletisim                                 
Facebook    -
TTB HEMEN KAPATILMALIDIR
YAPARIZ DİYORSAK YAPARIZ
KARİYE CAMİSİ DE MÜZELİKTEN KURTARILDI
KÖTÜ BEYAZ ADAMIN KÜSTAHLIĞI

Karakter boyutu :13 Punto15 Punto17 Punto19 Punto

İSKİLİPLİ ATIF HOCA NİÇİN İDAM EDİLDİ?

08.02.2017 / 00:00


İskilipli Atıf Hoca olarak tanınan İslam Aliminin adı Mehmet Atıf’dır. 1875 Çorum İskilip doğumlu iken 3 Şubat 1926’da yani daha 51 yaşında iken Ankara’da idam edilmiştir. Onun hakkında idam kararı veren ve uygulatan Ankara İstiklal Mahkemesi ise Mahkeme Başkanı Ali Çetinkaya-Afyon Milletvekili (Kel Ali), Savcı Ali Küçüka-Denizli Milletvekili, Mahkeme Üyeleri: Kılıç Ali-Antep Milletvekili, Reşit Galip-Aydın Milletvekillerinden oluşmaktadır. Mahkeme üyeleri dikkat edilirse CHP’nin milletvekilleridir aynı zamanda.



Aslında Atıf Hoca tek başına da idam edilmiş değildir. Yanında Babaeski Müftüsü Ali Rıza fendi de idam edilmiştir. İdam gerekçeleri de “Şapka Meselesidir”. Günümüzde bazı çevrelerin iddialarına bakılırsa şapka için değil, “Milli Mücadeleye karşı çıktıkları” için, “Milli Mücadelecilerin aleyhine bildiri yayınladıkları “ yargılanıp idam edilmişlerdir. Oysa bunlar iftiradır.



Çünkü Ankara İstiklal Mahkemelerinin tutanakları yayınlanmıştır. Bu tutanaklar okunduğunda görülecektir ki yargılama doğrudan “Frenk Mukallitliği ve Şapka” adını taşıyan kitap meselesi ile yargılanmıştır. Atıf Hoca kitabını 1922’de yazmıştır. 1924’te Milli Eğitim Bakanlığından izin alarak yayınlamıştır. Şapka İnkılabı denilen gülünç olay hakkında ki kanun ise 25 Kasım 1925’te çıkarılmıştır. Özetle kanundan iki yıl önce basılmış olan bu kitap “Şapka Kanununa muhalefet suçu” sayılmıştır. Dünyanın hiçbir yerinde bir kanundan iki yıl önce basılmış olan bir kitap, o kanuna muhalefet etmiştir diye suç sayılarak kitabın yazarı idam edilmiş değildir. Böyle bir örneği insanlık tarihi yalnızca 1926 Türkiye’sinden hatırlamaktadır.



Atıf Hoca, Medresenin aynına sıra Kabataş Lisesinde öğretmenlik yapmış, 1905’te Mederse görevlilerinin haklarını iyileştirmek için yaptığı çalışmalar nedeniyle Bodruma sürgün edilmiş oradan Kırım’a kaçmış, İkinci meşrutiyetin ilanı ile İstanbul’a dönmüş, 31 olayından sonra bir haftalığına tutuklanmış suçsuz olduğu tespit edilince serbest bırakılmış, 1913’te Mahmut Şevket Paşa’ya yapılan suikast nedeniyle suçlanarak Sinop’a sürgün edilmiş birisidir. Elli yıllık kısa ömründe her dönemin mağduru olan birisidir.



Ne var ki 1924’te basılan kitabı temel hukuk kuralları çiğnenerek, kanundan önce basılmış kitap için idam edilmiştir. Karardan önce mahkeme savcısı üç yıl hapis istediği halde karar idam şeklinde olmuştur. Mahkemede Atıf Hocaya, kitabı ile hükümet karşıtı muhalefete neden olduğu bazı il ve ilçelerde isyanlara neden olduğu yer verilmiştir.   Hatta Şeyh Said isyanı nedenleri arasında bile gösterilmiştir. Mahkemenin gülünç l irisi de Atıf Hoca’nın Milli Mücadeleye karşı olduğu iddiasıdır. T. Zafer Tunaya’da Türkiye’de Siyasal Partiler adlı kitabında, bu iddiayı Teali İslam Cemiyeti’nin Milli Mücadele komutanlarını başarısızlıkları nedeniyle eleştiren bildirisine yer vererek, idamın zımnen bu bildiri nedeniyle yapıldığını iddia etmiştir. Oysa cemiyet adına yayınlanan bildiri de mahkeme de sorulmuş, Atıf Hoca ise o bildiriye karşı çıktığını bunun için Vakit Gazetesi’nin 1034’ncü sayısında bildiriye tekzip amacıyla cevap yayınladığını açıklamıştır. Ancak Tunaya Vakit Gazetesinin bu tekzibine hiç değinmeyerek önyargılı ve bağnazlığını göstermiştir.



Günümüz şartlarında da bu konu hakkında yeterli bilgisi olmayan pek çok yazar ve siyasetçi tarafından 1920’lerin Türkiye’sinde işlenen bu siyasi cinayetleri örtmek için Atıf Hoca’nın Teali İslam Cemiyeti bildirisi nedeniyle idam edildiği yalanı tekrarlanmaktadır. Mahkeme tutanaklarını okumadan cahilce bu iddiayı tekrarlayanlar olduğu gibi o tutanakları okumdan bilmeden de bu yalanı tekrarlayanlar bilinmektedir.



Bu idamların görgü şahitleri olan Şevket Süreyya Aydemir Suyu Arayan Adam, Tahirül Mevlevi ise Matbauat Alemindeki Hayatım ve İstiklal Mahkemeleri adlı kitabında konu hakkında bilgi vermişlerdir. Sadece siyasal bağnazlıkla geçmişte işlenen bu tür siyasi cinayetleri örtme ve savunma çabaları ise bir çeşit suç ortaklığıdır.



Günümüzde adları meydanlara, okullara, caddelere, parklara verilen Ankara İstiklal Mahkemesi üyeleri siyasi cinayetlerin doğrudan suçlularıdır. Onların idam ettiklerine itibarlarının geri iadesi lazım gelirken bu cinayetleri işleyenlerin adlarının da o tabelalardan sökülmesi adalet adına insanlık adına en acil görevler arasında yer almaktadır. Cinayetler o kadar korkunç boyutlardadır ki idam edilen Ali Rıza ve Atıf Hocaların cesetleri günlerce darağaçlarında bekletildiği gibi gömüldükleri mezar yerleri bile ailelerinden gizlenmiştir.



1920'de başkalarının yayınladığı bildiri için, 1924’te basılan kitap için, 1926’da Ankara’da Mehmet Atıf ve Ali Rıza Hocaların suçlanarak, "Milli Mücadeleye karşı çıktılar, İngilizlerle işbirliği yaptıkları, isyanlara neden olduları, aslında şapka için idam edilmediler" diye taammüden işlenen bu cinayetlerin savunulması toplum adına utanılacak bir insanlık suçundan başka bir şey değildir.

Bu 1098
Yazarın Diğer Yazıları


YAZARLAR

Ger?? Duymayan Kalmas? Kalemiyet.Com