Anasayfam Yap    -
Reklam     -
Kunye     -
Son Mansetler    -
Iletisim                                 
Facebook    -
NASIL BİR ŞEREF YOKSUNUSUN?
28 ŞUBAT DARBECİLERİNİN CEZASI ONAYLANDI
TERÖRİST BAYIK ABD VE AB'YE YALVARDI
AYASOFYA KARARNAMSİ

Karakter boyutu :13 Punto15 Punto17 Punto19 Punto

BATIYA YÜZLERİNİ DÖNENLER

12.10.2016 / 11:40


SSCB 1991’de dağıldıktan sonra oldukça kötü durumda olan Rusya, petrol ve doğalgaz zenginliği sayesinde yeniden toparlanmaya başladı. Rusya’nın yeni çarı Putin bu zenginliği ile Rusya’yı yeniden ABD’nin rakibi olacak bir yere taşımaya çalıştı. Bu yada epey bir mesafe aldığı da söylenebilir.



Ne   var ki Rusya’nın önce Gürcistan’a sonra Ukrayna’ya saldırması Batı ile ilişkilerini bozdu. Batı tarafında ticaretine büyük kısıtlamalar getirildi. Petrol ve doğalgaz fiyatlarında üçte bire kadar düşüşlerin olması, Rusya’nın eski çarlık / SSCB dönme hayallerini ertelemesini kaçınılmaz hale getirdi. Rusya petrolünü, doğalgazını satmada büyük sıkıntılar yaşarken, Türkiye ile iyi ilişkiler kurmaya mecbur hale geldi.



Türklerin tarihinde Rusya’nın apayrı bir yeri vardır. Elbette dış ilişkiler tümüyle tarihe göre ayarlanamaz. Ama tarihinde dış ilişkilerin tayininde bir yerinin olduğu da inkar edilemez. Rus adı Türklerin tarihinde Moskof olarak yer alır oldukça olumsuz bir içeriğe sahiptir; amansız bir düşman, zalim bir sömürgecidir. Türklerin maküs talihinde Rusların  önemli bir yeri vardır. Başta Tataristan, Çuvaşistan, Kırım olmak üzere Rus işgalinde olan pek çok Türk yurdu bulunmaktadır. Türkistan birkaç yüz yıl Rus işgalinde kalmıştır. Ancak SSCB’nin dağılmasından sonra Türkistan bu fiili işgalden kurtulmuştur. Türkistan’da ve Kafkasya bölgesinde Rusların Türklere ve diğer topluluklara yaptıkları katliamlar, zulümler, etnik arındırmaların dünyada benzeri kolay kolay bulunamaz.



Günümüz Türkiye’sinin doğu ve batı sınırlarının oluşumunda, nüfus yapısının oluşumunda Rusya’nın etkisi büyüktür. Ne var ki “coğrafyanın kader olması” gerçeği Türkiye ile Rusya’yı komşu olmaya mecbur etmiştir. Komşuluk ilişkileri inişli çıkışlı olmakla birlikte, Türkiye Rusya arasında ki iyi ilişkiler en iyi dönemlerinden birini yaşamaktadır. Rusya’nın Kırım’ı yeniden işgal etmesi, Suriye’de İran ile her çeşit savaş suçu işleyerek sivilleri katletmesi, Türkiye’ye gelen mültecilerin sayısını arttırması, Ermenistan’a Kuzey Azerbaycan topraklarının bir bölümünü İran ile birlikte işgal ettirmesi, Türkiye Rusya ilişkilerinin iyileşmesine, giderek enerji, gıda, turizm, savunma, nükleer santral, ulaşım, inşaat gibi pek çok alanı içine alarak artmasına engel olmamıştır.



Türkiye’nin 1922’de başlayan ne pahasına olursa olsun Avrupa ülkeleri ile birlikte olma çabası 1945’te yeni bir safhaya ulaşmış giderek müttefiklik adıyla yeni bir içeriğe ulaşmıştır. Türk makamları, önce Avrupa’nın sonra ABD’nin müttefiki oldukları zannıyla, “muasır medeniyet” hedefinden söz ederek yüz yılı geride bıraktı. Irak ve Suriye iç savaşıyla birlikte görüldü ki Türkiye’yi batı hiç de müttefik olarak görmemektedir. Türkiye’ye yönelen terör saldırıları, Türkiye’nin beka kaygıları, batılı müttefikleri tarafından fasa fiso sayılmıştır. Türkiye’de artık takvime bağlandığı görülen askeri darbeler de Türkiye’ye yönelen terör saldırıları da batılı müttefiklerin himayesinde gerçekleşmektedir. Türkiye batılı dostlarının ihanetine uğramıştır. PKK benzeri terör örgütleri eliyle Türkiye cezalandırılmaya yeniden hizaya getirilmeye çalışılmaktadır.



Türkiye’nin batılı dostları, bir taraftan Şii Hilali ile diğer taraftan PKK koridoru ile Türkiye’yi kuşatmaya çalışırken, IŞİD ve PKK terörü ile de Türkiye iç sorunlarının ağırlığı altında ezilmeye çalışılmaktadır. Yüz yıla yakın bir zamandan beri Türk makamlarının övünerek, iftihar ederek, “yüzümüz batıya çevrilidir” vurgusu, batıya sadakatın, köleliğin sürdürülmesi iflas etmiştir. Yüz yıl önce Osmanlıyı kendi aralarında pay etme anlaşmaları yapan batılı ülkeler bu gün benzeri planlarını Türkiye için devreye sokmuşlardır.



Kendi valisinin isyan ederek Mısır’dan Kütahya’ya kadar gelmesini engelleyemeyen II. Mahmut buna karşılık Rus Çarlığı ile Hünkar İskelesi anlaşması yapmış ve bunu da “denize düşen yılana sarılır” çaresizliği ile açıklamıştır. Elbette günümüz Türkiye’sinin şartları II.Mahmut’un dönemi ile bire bir eşitlenemez. Ama II.Mahmut’un Rusya ile ittifakı Avrupa ülkelerinin Mısır valisine olan desteği mecbur ettiği gibi, günümüzde Rusya ile yapılan ittifak benzeri yakın ilişkilerin anlaşmalarında AB ve ABD’nin Türkiye’ye karşı riyakar ve haince tutumlarının sonucu olduğu açıktır. Umulur ki  sonuçların da benzer olmasın.



“Yüzümüz batıya dönük olacak” söylemi elbette sırtımızı da İslam Dünyasına döndük anlamını da kapsar. Ne yazık ki günümüz şartlarında “İslam dünyası” adını karşılayacak bir dünyanın varlığından söz etmekte oldukça şüphelidir. Yüzlerini batıya çevirmekle övünen çevrelerin, hedefi/kıblesi olan o batın Türkiye’yi yeniden sattığı örneği ile karşı karşıyadırlar. Yüz yıl boyunca Türkiye’ye nasıl bir kötülük ettiklerini anladıkları da kuşkuludur.



Türkiye belki denizde yılana sarılma durumunda değildir. Ama yılanlarla, Türkiye’ye düşmanlığı varlık nedeni sayanlarla kuşatılmış olduğu da inkar edilemez. Türkiye bu kuşatmayı sadece içerden yapılacaklarla aşamaz. Kuşatmanın olduğu yerlerde de yapılacak işler olmalıdır. Türkiye’nin Suriye ve Irak’a asker göndermesini bu çerçevede düşünmek icap eder.

Bu 891
Yazarın Diğer Yazıları


YAZARLAR

Ger?? Duymayan Kalmas? Kalemiyet.Com