Anasayfam Yap    -
Reklam     -
Kunye     -
Son Mansetler    -
Iletisim                                 
Facebook    -
TTB HEMEN KAPATILMALIDIR
YAPARIZ DİYORSAK YAPARIZ
KARİYE CAMİSİ DE MÜZELİKTEN KURTARILDI
KÖTÜ BEYAZ ADAMIN KÜSTAHLIĞI

Karakter boyutu :13 Punto15 Punto17 Punto19 Punto

İMPARATOR'UN İKİ YÜZLÜLÜĞÜ

16.08.2016 / 00:00


Koç Holding’ten Ali Koç, İstanbul Sanayi Odasının düzenlediği bir toplantıda yaptığı konuşmada: “15 Temmuzda laik eğitimin önemini bir kere daha anladık ve demokrasi sınavını başarıyla verdik.” diyor. Ama içinin kan ağladığından kuşku duyulmamalı. FETÖ lideri Gülen, Afrika ülkelerinde  Koç ailesi için ihale takip eder oralardan bu aileye ananas gönderirdi. Koskoca “Kainat İmamı” işini gücünü bırakarak Koçların ananasları için uğraşırdı. Şimdi bu Koçların da Demokrasi sınavını başarıyla vermiş olmalarına inanmamızı istiyorlar. Milletçe saf olduğumuz doğrudur da saflığın bu kadarı da sağlığımız için ciddi ölçüde tehlikelidir.  



Koçlar’ın gezi kalkışmasına olan destekleri de “demokrasi sınavına” olan bağlılıklarından mıydı? Bu kalkışmada yaralananlar için Koçlar, Divan Oteli’nin bir katını revir hizmetleri için tahsis etmişti. Koçlar elbette yeşile ağaca olan tutkuları için bu insani hizmetlerini açıkladılar. Oysa o Koçlar, üniversitelerini, Boğaza nazır ormanların bir bölümünü tahrip ederek kurmuşlardı. Rahmi Koç, İstanbul Rum Patriği Bartelemous ile birlikte uzun yıllar “temiz deniz derneği” faaliyetleri yürütmüştü. Rahmi Koç’un ömründe bir kere de olsa Diyanet İşleri başkanı ile ortak bir proje faaliyeti olmuş mudur? Gerçi Diyanet İşleri başkanlarının bir projesini de duyan olmamıştır. Yada projesi olanlar Diyanette başkan olamazlar. O işin başka bir tarafıdır.



Koç ailesinin “demokrasiye olan sadakati” yeni bir icattır. FETÖ itirafçılarından öğreniyoruz ki Gülen örgüt kariyerine Vehbi Koç’un evinde 12 mart darbecilerinin MİT müsteşarı Fuat Doğu ile yemek yiyerek başlamıştır. Sonraki yıllarda Gülen’in Afrika’da bu aileye ihale takip etmesi ananas aramasında bu yemeğinde bir payı olmalıdır.



15 Temmuz akşamı Koçların büyük bir gerilim yaşadıkları tahmin edilebilir. Çünkü kendilerine ihale ve ananas arayan Gülen başarısız olursa kendileri de kaybedenlerden olacaktı. Koçlar şimdiye kadar bütün darbecilerle yakın olmuştur. Hiçbir darbe yönetimi ile sorun yaşamamıştır. Aksine en çok demokrasi ile işbaşına gelenlerle sorun yaşamıştır. Şimdi Koçların süslüsü Ali Koç, bütün bunları yok saymamızı, hafızamızdakileri boş vermemizi gerektiren cümleler kuruyor. Oysa onun içi kan ağlıyor olmalıdır. Talat Aydemir’in girişimi hariç bu güne kadar başarısız olan darbe yoktur. Koçlar hepsinin arkasında vatan nöneti tutmuştur. Demokrasi, vurguları bir fantezidir ve kazanan tarafın demokrasi olmasından dolayıdır.



Ali Koç 15 Temmuz akşamı “laik eğitimin önemini” anlamış. Hatırlanmalı ki bu darbeyi askerler oldukça barbar bir yolla yapmaya çalıştı. Neredeyse tümü askeri lise çıkışlı ve hepsi harp okulu mezunudur. Askerlik mesleğinin icaplarına ne kadar vakıf oldukları elbette kuşkuludur ama mezun oldukları okullarda “laik eğitimin” olmadığını kim iddia edebilir? Laik eğitimi derken “nasıl olurda başarısız olurlar?” yakınması olabilir. Buna karşılık askeri okullarda “SSCB tipi laikliğin” hala geçer akçe sayıldığı herkesin malumudur. Buna rağmen o okullardaki öğrencilerin % 95’i ilgili bakanın açıklamasına göre FETÖ’cüdür. Demek ki laiklik böyle bir darbe kalkışma hazırlığının bu okullarda yapılmasına engel olamamış Bunu sorgulaması lazım iken ezberini tekrarlayarak, laik eğitimin sanal önemini pazarlıyor. Koçların laik eğitimi köklerini, tek parti döneminden, İslam’ın her şeyinin suç ve yasak sayıldığı dönemden almaktadır. O dönemin hatıralarını özlemle hayranlıkla anıp dururlar.



Vatan savaşta fakirlerin barışta zenginleridir sözü Koçlar için külliyen yanlıştır. Çünkü Türkiye’yi hem savaşta hem barışta kendilerinin bilmektedirler. Bu formül aslında yönetimler içinde geçerlidir. Koçlar hem demokrasiyi hem de darbeli yönetimleri kendilerinin hizmetlisi sayıyorlar. Koçlara mesafe koyan bir yönetim olmuş mudur? Teslim edelim rahmet dileyelim ki bunun istisnası merhum Erbakan olmuştur.



Fakirler savaşta ölerek sakatlanarak kaybederken barışta ise ömür boyu asgari ücretle veya işsizlikle sömürülmekte hayatları çekilmez hale gelmektedir. Koçlar fakirin ölüsünden de dirisinden de kazanmaya devam etmektedirler.





Koçların aile şecerelerinin Ankara’ya uzandığı anlatılır. Bu hikaye ne kadar doğrudur? belli değil.Doğru olduğunu var sayalım, Koçlar Türk halkının sevindiklerine sevinmezler üzüldüklerine de üzülmezler. Geriye ne kaldı? Temiz deniz derneği. Oda Türk halkını ilgilendirmiyor. Eğer Erol Toy’un İmparator adlı kitabını okumadıysanız kendinize yazık ediyorsunuz demektir. Ankara’nın taşlı yollarından başlayan ananas arayışının Afrika ülkelerine kadar nasıl uzandığının hikayesi vardır bu kitapta.Koçları tanımak TÜSİAD’ı da tanımaktır. TÜSİAD, Türkiye’yi bir Tüsiad Cumhuriyeti gibi görür. Tüsiad’ın gördüğü ilgiyi % 10-15 oy alan partiler bile göremiyor. Üstelik sayıları 500 bile değildir. demokrasi gerçekten Tüsiad’ı Koç’u rahatsız eder. Darbecilerin arkalarında saf tutmaları var oluş nedenlerine bağlıdır. Sermaye sınıfı için vatan da demokrasi de “aziz karlarıdır” gerisi koca bir hikayedir. Erol Toy’un impaartoru’da bunları anlatıyor. Onun için de önemlidir.

Bu 999
Yazarın Diğer Yazıları


YAZARLAR

Ger?? Duymayan Kalmas? Kalemiyet.Com