Anasayfam Yap    -
Reklam     -
Kunye     -
Son Mansetler    -
Iletisim                                 
Facebook    -
FOTOĞRAFÇISI DA CASUS ÇIKTI
AYASOFYA CAMİSİNDE ZULÜM BİTTİ
NASIL BİR ŞEREF YOKSUNUSUN?
28 ŞUBAT DARBECİLERİNİN CEZASI ONAYLANDI

Karakter boyutu :13 Punto15 Punto17 Punto19 Punto

ABD KİMİN İÇİN KAHROLSUN

06.08.2016 / 00:00


On beş Temmuz Darbesinde ABD’nin oynadığı rol hakkında her gün bir bilgi ortaya çıkmaya devam ediyor. ABD siyasetlerini bilenler takip edenler için aslında şaşırtıcı değildir. Darbe başarısız olur olmaz ABD yönetiminin, “darbecilerle ilgilerinin olmadığını, seçilmiş hükümetten yana oldukları” açıklaması da aslında gerçeği örtme çabasının bir sonucudur. 2013’te Mısır’da kanlı darbeyle iş başına gelen cunta için ABD “Mısır’da ordu demokrasiyi yeniden inşa ediyor” demişti. Benzeri sözleri fazlası   Türkiye için de söyleyeceklerdi. Ama onların hesabını Allah bozdu. Millet kan ve can pahasına ABD evindeki hesabını çarşıda bozdu.



Türkiye’de toplumun çok değişik kesimlerinde ABD nefreti vardır. Aşırı solunda, sağında, İslamcısında, son zamanlarda Kemalistinde ABD nefretini görmek mümkündür. Soğuk Savaş döneminin başladığı 1945’ten beri Türkiye’de ABD nefreti giderek derinleşiyor. Bu nefretin ulaşmadığı kesim yönetici sınıfıydı. Son dönemlerde bu sınıfında giderek ABD nefretiyle dolduğu görülmeye başlandı.



Her toplumun, her ülkenin kendine göre değişen sorunları, düşmanları olabilir. Bir Çeçenistan için değişmez düşman Rusya’dır. Bir Çeçenistanlıya ABD’nin dünyada ne şeytanlıklar yaptığını anlatmak zordur. Çünkü Çeçenistan’ı işgal eden yüz yıllardır bitip tükenmeyen katliamlar yapan Rusya dururken, dünyanın başka yerlerinde benzeri işleri yapan ABD’nin anlatılması bir Çeçen için beyhudedir.



Aynı durum Doğu Türkistan içinde söz konusu edilebilir. Her gün Uygur Türklerine kıyameti yaşatan onları akla hayale gelmedik “Çin işkenceleri” ile katleden Uygurlar için elbette düşman varsa yoksa Çin’dir.  Bu yüzden Çin’in şeytanlıklarını ikinci plana düşürecek her türlü “ABD şeytanlıkları” söylemi bir Uygur için de can sıkıcıdır. Dünya gerçeğinden kopuktur. Çünkü Uygur sabah akşam Çin zulümleri ile katliamları ile yüz yüze iken ona ABD zulümlerinden kesitler sunmak anlamsızdır.



Türkiye soğuk savaş döneminin başından beri ABD’nin her çeşit zulümlerinin, şeytanlıklarının uygulandığı bir ülkedir. Türkiye’nin ABD’ye olan bağımlılıklarının devamı için her çeşit ekonomik krizin altından da askeri darbe korkusuyla askeri darbeyle seçilmişleri korkutarak onları kendisinin bir emir subayı gibi kullanan dolayısı ile bütün askeri darbelerinde içinde olan bir ülkedir ABD. Üstelik ABD bütün bu şeytanlıklarını da “demokrasi” adına yapa gelmiştir.



Türkiye’de ABD nefretinin derin nesnel gerçekçi nedenleri vardır. Bu nedenler de toplumun her kesiminde görülür. Türkiye hesabına, ABD’nin Türkiye’ye yaptığı kötülükler nedeniyle ona duyulan derin nefretin saygı değer bir içeriği de vardır. N e var ki soğuk savaş dönemiyle birlikte, dünyaya SSCB penceresinden bakan sol çevreler ABD nefretini SSCB (Rusya) için söylemlerine ana malzeme yaptılar. Türkiye’nin SSCB’ye bağlanmasını, ABD ile olan askeri ve siyasi bağları, ittifakları engelliyordu. Bu yüzden sabah akşam sol cenah Türkiye’nin “tam bağımsız olmasını” savunurlardı. Çünkü Türkiye’nin ABD ve NATO ile olan ilişkileri, SSCB blokuna kapılanmasına engeldi. Sol cenah yatar kalkar ABD ve NATO’ya düşmanlık ederdi. Elbette bu düşmanlık Türkiye hesabına yada Türkiye’nin bağımsızlığı amacına yönelik değildi. Bu yüzden ABD aleyhine mitingler düzenler, ABD askerlerine saldırlar bile düzenler idiler. NATO ittifakı çerçevesinde Türkiye’ye gelen ABD deniz filosuna ve onun askerlerine saldırılarının temel nedeni de bu olmuştur. Türkiye’de halk ABD yanlısı olduğu için değil ama solun ABD düşmanlığı ile Moskof taraftarlığını örtmeye çalıştığını hissettiği için olmalı ki ABD filosunu protesto eden sol ile ciddi çatışmalar yaşanmıştır. Sol o dönemde SSCB’yi sömürgeci ülke bile say(a)mazdı. Sömürgeci denilince sadece ABD ve müttefikleri solun aklına gelirdi. SSCB’nin her çeşit zulmü, Macaristan, Çekoslovakya ve Afganistan işgali gibi her çeşit gayri meşru işleri Türkiye solu tarafından heyecanla alkışlanır hiçbir konuda SSCB eleştirilemezdi. SSCB’yi eleştirenler ise yoldan çıkmış sapkın (revizyonist) olarak görülürdü.



Geçmişte solun yaşadığı bu tutarsızlık ve Türk halkından kopuk tutumu günümüzde başka bir kesim bir lobi İran hesabına devam ettirmektedir. Dünyaya Tahran penceresinden bakan bu lobi, İran yönetiminin   dostlarını dost, düşmanlarını düşman bilmektedir. İran ABD ile düşmanlık içinde olduğunu bu kesime kabul ettirdiği için, bu lobinin değişmez düşmanı ABD’dir. Elbette bu düşmanlık Türkiye adına hesabına değildir. Her konuda Türkiye’nin yüz üstü düşmesi kendi sınırları dışına bakamaz duruma gelmesi bu lobinin en acil isteğidir. Çünkü Türkiye’nin güçlenmesini, İran işgalinin Arap yarım adasında yaygınlaşmasının bir engeli sayarlar. Türkiye’de sorunların çözülmesi ve Türkiye’yi güçlendirecek hiçbir atılımı bu lobi beğenmemiştir. Solun geçmişte SSCB hesabına üstlendiği ABD ve NATO düşmanlığını günümüzde bu lobi İran hesabına yürütmektedir. İran’ın her işgalini, her saldırısını alkışlamaya hazırdır. Hatta İran’ın suç ortakları olan Rusya ve Esat’ı bile heyecanla savunmayı kutsal bir görev sayar. Hiçbir konuda İran yönetimi tarafından işlenen yanlışlar, suçlar eleştiri konusu yapılamaz. Şimdi bu lobinin Darbe karşıtı söylemleri de bu çerçevede bir anlam ifade eder. Zaten bağımsız düşünme ve karar vermeyi peşinen reddederler. Gülencilerde görülen adanmışlık şartlanmışlığı bu kesimde de Tahran için geçerlidir.

Bu 870
Yazarın Diğer Yazıları


YAZARLAR

Ger?? Duymayan Kalmas? Kalemiyet.Com