Anasayfam Yap    -
Reklam     -
Kunye     -
Son Mansetler    -
Iletisim                                 
Facebook    -
TTB HEMEN KAPATILMALIDIR
YAPARIZ DİYORSAK YAPARIZ
KARİYE CAMİSİ DE MÜZELİKTEN KURTARILDI
KÖTÜ BEYAZ ADAMIN KÜSTAHLIĞI

Karakter boyutu :13 Punto15 Punto17 Punto19 Punto

YAŞAR NURİ ÖZTÜRK'Ü NASIL BİLİRDİNİZ

23.06.2016 / 00:00


Her fani gibi Yaşar Nuri Öztürk’te bu dünyadan göçüp gitti. Onun da kendine göre sevenlerinin sevmeyenlerini olması doğal sayılır. Ne tür insanların hangi gerekçeyle onu sevdikleri gibi kimlerin de hangi gerekçeyle onu sevmedikleri onun görüşleri ve hayat seyri hakkında oldukça öğreticidir. Ölülerin arkasından genel olarak ileri geri konuşmamak kuralı, özel hayatı ilişkileri bakımından Yaşar Nuri için de fazlası ile geçerlidir. Bu yazının konusu değildir.



Doktora tezi “tasavvuf” olduğu halde bunu her nedense İslam Felsefesi diye ilan etmişti. Tasavvufun İslam Felsefesiyle de ilgisi olduğundan denilebilir. Öyle olsun. Tasavvufa hiçbir zaman karşı olmadığı halde aşırı bir tasavvuf karşıtı olarak bilinir. Tasavvuf büyüklerinden sayılan Celaleddini Rumi ve İbni Arabi gibi şahısları daima yüceltme ihtiyacı duymuştur. Eleştirilerini daha çok günümüzdeki Tasavvuf büyükleri ile şeyh efendileri ile sınırlı tutmuştur. Arada ki farka dikkat etmeyen birisi onun Tasavvufa karşı olduğu sonucunu da çıkarabilir. Nitekim öyle biliniyor. Öyle bilindiği için de keramet rivayetlerine itiraz ettiği sanılır. Oysa gerçek durum tam aksinedir. Kuşadalı İbrahim Halveti’nin iki yüz yıl önce kendisinden haber verdiğini iddia edecek kadar cezbe hali yaşamıştır. Hatta bu sıra dışı görüşünü “Göklerin kapıları eskiden açıkken günümüzde neden kapalı olsun” gibi vurgularla keramet hallerinin devam edegeldiğini söyleyebilmiştir. Tasavvufun dünü yüceltilirken bu gününe itiraz etmenin tutarsızlığı ise yalnızca konuyla ilgilenenlerin aklında bir soru olarak kalmıştır.



Doksanlı yıllarda yazı yazdığı Hürriyet Gazetesini “Hakçı ve halkçı yayın yapan bir gazete” olarak vasıflandırmıştır. Bu görüşünü yalnızca gazeteden aldığı parayla açıklamak yeterli olmayabilir. Ancak teslim edilmelidir ki Hürriyet her dönem “İslam karşıtı söylemlerin” odağı olan bir gazetedir. Hürriyet darbecilerin sözcüsüdür. İrtica paranoyalarının amiral gemisi gibidir. Böyle bir gazeteyi Yaşar Nuri bey “hakçı ve halkçı bir gazete” olarak görebilmiştir. Demek ki hakçı ve halkçı olmak için Hürriyet gibi yayınlar yapmak icap ediyormuş.



Yaşar Nuri bey tek parti döneminin bütün işlerini saygıyla hayırla anan birisidir. Hatta olmayan işleri bile rahatlıkla olmuş gibi gösteren birisidir. M. Kemal Paşa’nın “kendi maaşından biriktirdiği para ile Elmalılı Hamdinin tefsirini bastırmış” olduğunu söyleyen cezbe halleri bile yaşamıştır. Oysa M.Kemal Paşa 1932’de Türk Tarih Kurumu Başkanına yazdığı mektubunda “Türk çocukları Arap oğlunun yavelerini Türkçe okuyup anlasınlar diye Kur’anı çevirttirdim” demiştir. Yaşar Nuri bey ise bu çeviriyi “İslama olan bağlılık ve hizmet” ile açıklamıştır.



“Cumhuriyeti demokrasiye kurban ettirmeyeceğiz” gibi Konfüçyüs’ü kıskandıracak ve siyaset literatürünü alt üst eden cümleleri de söylemiştir. İnandığı cumhuriyetin demokrasinin değerlerine olan uzaklığını itiraf ederek buna rağmen onu kurban ettirmeyecek bir kahramanlığı da kendine yakıştırmıştır. 28 Şubat darbecilerinin işbirlikçisidir. O darbe döneminde İslami kesime yapılan bütün zulümleri alkışlamıştır. Sekiz yıllık kesintisiz eğitim yasasının çıktığı akşam birkaç tv’yi dolaşarak “bu düzenleme ile İHL’i daya iyi olacak” demekten kaçınmamıştır. Birkaç yıla İHL’in ne hale getirildiğini ise herkes görmüştür. 2002 genel seçimlerinde CHP’den milletvekili adayı olduğunda Deniz Baykal’ı övmek için söyledikleri padişah dalkavuklarını bile utandıracak içeriktedir. Ama üç yıl sonra CHP’den ayrılmak yeni parti kurmak zorunda kalmıştır. Kurduğu partiyi ise bu gün bilen gören yoktur.



Tek parti dönemindeki işleri yücelten sahiplenen birisinin tarihin başka bir dönemindeki uygulamaları “Kur’an ile eleştirmesi” iddiası ne kadar inandırıcıdır? Bu yüzden onun “Kur’an’da ki İslam” iddiası bir fantazidir. Bilimsel değeri ciddiyeti hayli kuşkuludur. Çünkü tarihin başka dönemindeki olaylara şahıslara hatırlattığı “Kur’an İslam’ını” kendi dönemi için görmezlikten gelmesi tutarsızlıktan çok öteye bir şey olmalıdır. Gerçeğin tahrifidir. İstismarıdır. Dine karşı dini kullandı. Kutsalı kutsalla alt etmeye çalışırken kutsal'ın bezirganlığını yaptı. "Putinden Kur'an kokusu alıyorum" diyecek kadar cezbeliydi. 



Yaşar Nuri bu dünyayı terk etmezden önce reenkarnasyonu son olarak da deizmi keşfetmiştir. Onun bu keşiflerinin ilgili ayetlerin tahrifine dayandığı açıktır. Bilim her şeyden önce bir tutarlılık işidir. Gerçeğe sadakattir. Bunların tam tersini yapan birisi “ilmiyle kitleleri büyülemiş” olabilir mi? Onun sahip olduğu ilimde bir sorun olduğu gibi büyülediği var sayılan kitlelerde de ciddi sorunların olduğu açıktır. Buna rağmen “Müslümanları Kur’an ile tanıştırmış” olduğu iddiası da hem Müslümanlar için hem de Kur’an için çok büyük bir iddiadır. Muhtemelen büyük bir kibirle “Halkın Dilinde Y.Nuri Öztürk” adıyla bastırdığı kitabı ne tür hurafelerle malül bir zihin yapısına sahip olduğunu görmek isteyenlere gösterebilir. Yaşar Nuri’yi tanımak isteyenler onun kitaplarını ve onun hakkındaki  övgüleri okusalar fazlası ile yeterlidir.

Bu 1096
Yazarın Diğer Yazıları


YAZARLAR

Ger?? Duymayan Kalmas? Kalemiyet.Com