Anasayfam Yap    -
Reklam     -
Kunye     -
Son Mansetler    -
Iletisim                                 
Facebook    -
ABD'NİN İRAN'A ASKERİ SALDIRI SEÇENEKLERİ VAR MI?
MUHARREM TÖRENİNDE KENDİ KAFASINI KESTİ
ABD'NİN FAVORİ DİKTATÖRÜ SİSİ
ABD'DE UYGUR TÜRKLERİ TASARISI

Karakter boyutu :13 Punto15 Punto17 Punto19 Punto

LİSELERDE BİR KAZAN KAYNATILIYOR

18.06.2016 / 00:00


 Haziran ayı ile birlikte başta İstanbul olmak üzere çeşitli şehirlerde ki bazı liseli öğrenciler adına yayınlanan bildiriler haber olmaya başladı. Müdür protestoları ve liseliler adına yapılan açıklamaları doğrudan yada dolaylı olarak okul mezun dernekleri yürütmektedir. Otuzlu yada kırklı yaşlarda olanlar mezun dernekleri olarak ama onyedili liseliler adına “isyanlı, mücadeleci” bildirileri ile haber olmaktadırlar.



Teslim edilmelidri ki bu bildiriler “liselilerin işine” hiç benzemiyor. Mezun dernekleerinin damgasını içeriğini taşıyor. Mezun dernekleri ise kemalist, solcu aynı zamanda hükümet karşıtı, değişim karşıtı bir hava ile bir mücadeleyi liselerde temin etmeye çalışıyorlar. Bu bildiriler incelendiğinde hemen hepsinde aynı havanın baskın olduğu görülür. Sadece okul adı şehir adı farklılığı ile cümlelerin uzatlıp kısaltılması dışında kayda değer bir farklılık yoktur. Bu bildiriler arasında en geniş ve diğerlerini açıklayabilecek bir içeriğe sahip olanı belki de Samsun Anadolu Lisesi adına yayınlanmış olanıdır : “DAİŞ ile işbirliği yapan İHH adına yardım toplanması, Türkiye Cumhuriyeti varlığı reddedilmiş Osmanlı propagandası yapılmış, TÜBİTAK bilim fuarı açılış töreninde Atatürk’ün adından çok İslam alimlerinin adlarının anılması, TÜBİTAK bilim fuarı açılış töreninde AKP milletvekilinin mesajının okunması, Müdürün öğrenciler arasında bir muhbir ağı kurması, sözleşmeli olarak bulunan öğretmenlerin Eğitim Bir Sen’e üye yapılması, Cemaate yakın müdür yardımcısının görevden alınması, okul içinde kızlar ve erkeklerin  yan yana oturmalarının bile sorun olması, okul koridorunda kız arkadaşına sarılan erkek öğrenciye yaptırım uygulanması, müdürün birey haklarını hiçe sayan konuşmaları, müdürün 10 kasım ve 19 mayıs törenlerine katılmaması ve törenlerin iptali için uğraşması, okulun arazisindeki ağaçlar kesildi ve belediye tarafından imara açıldı, okula büyük harcamalarla kurulan kamera sistemiyle okul hapishaneye çevrildi, bilimsel eğitimden taviz vermeyen sorgulama yeteneği kazanmış nesiller yetiştirmeyi kendisine amaç edinen köklü liseler karanlığa çekilmek istenmektedir.” (gununmanseti.net)  



Bildiri son derece önyargılı suçlayıcı kaba ifadelerden oluşmaktadır. İHH’nin IŞİD’e yardım ettiği bir PKK suçlamasıdır. Saçmalıktır. PKK’ya karşı yüzlerce şehit verilen bir dönemde PKK’nın yaptıkları bu bildirilerde sorun sayılmazken PKK’nın İHH için icat ettiği suçlamalar bildiride yer almaktadır. Okulda eğer doğruysa Ak Partili milletvekilinin mesajının okunmasını, okullara siyasetin girmesi olarak görülürken, bütün orta okul ve liselerde CHP’nin altı oku “Atatürkçülük” adıyla ders olarak varlığını sürdürmektedir. Bir milletvekilinin mesajını siyaset yapılıyor diye sorun sayanlar bir partinin görüşlerinin yüz yıla yakın zamandan beri ders olarak okutulmasına itiraz etmiyorlar. Öğrencilerin şartlandırılması, yönlendirilmesi daha ilk okuldan başlamaktadır. Böyle şartlanan kafalar ise “suçlayıcı önyargılı düşmanca” bildirilerle kendilerini göstermektedirler.



Okullara yönetici atamaları her zaman sorunlu olmaktadır. O sorun günümüzde de rahatsız edici örneklerle devam ediyor. Oysa okul yöneticilerinin, okul çalışanları arasında yapılan bir seçimle belirlenmesi son derece isabetli olurdu. Bu günün yönetimi de seçim/demokrasi yerine süre gelen rahatsız edici yöntemleri sürdürmektedir. Hatırlanmalıdır ki Metin Bostancıoğlu’nun MEB olduğu dönemde Ankara’da yöneticilik sınavını kazanan bir bayan öğretmen, “evine gidip gelirken yolda başını örtüyor” diye atması yapılmamış bu gerekçede Ankara Valiliği adına İdare Mahkemesine gönderilen savunmada yer alabilmiştir. Buna karşılık günümüzde MEB tarihinde hiç görülmedik bir şekilde hemen herkes için kıyafet serbestliği vardır. Ancak liseliler adına bildiri yayınlayanlar hak ve özgürlüklerin herkes için değil sadece kendi çevreleri için geçerli olmasını “İslami kesimin” yaşam tarzını bırakarak onlara benzemesi ile ancak var olabileceği takıntısı içindedirler.  19 Mayıs 10 Kasım törenleri belli ki bir kesimin susturulması sindirilmesinin araçları olarak görülmektedir. Hak ve özgürlükleri diline dolayan bu bağnaz kesimin tarihi yok saydığı, Atatürk adına az yer veriliyor diye Osmanlı adının geçmesini sorun gördüklerini bile açıklayabiliyorlar. Bilimsel içerikli bir toplantı da Atatürk adı yerine “niye İslam bilginlerinin adı geçiyor” gibi oldukça gülünç gerekçelere sığınıyorlar. Bilimsel bir törende bir komutan adı yerine bilginlerin adlarının geçmesi doğallığını bile fark edemedikleri halde kendilerini “sorgulayan kuşaklar” niye nitelendiriyorlar. Bu nasıl sorgulamadır?



Çok değil 19 yıl önce İHL’nin kapatan düzenlemeler yapılırken, “İHL’i anlamalıyız, onlar bizim çocuklarımız” diyemeyenler şimdi “isyanlı savaşlı” bildiriler için “onları anlamalıyız” diyen bir iki yüzlülük bir kışkırtıcılık bir koruma kollama güdüsüyle davranmaktadırlar. Bütün bu çabaların Liseleri birer sorun odağı, hükümet için yönetilemez birer merkez durumuna getirmeye çalıştıkları kesindir.



Ak Parti’nin Tevhid-i Tedrisat yasasını demokrasi kurallarına göre düzenlemeyişi büyük bir eksikliktir. Çünkü bu yasa eğitimde devlet tekelini ve Kemalist ideolojiyi dayatmaktadır. Dikkat edilirse, bu liseli eylemleri ile liseli gençlerin hükümet karşıtı bir siyasi kampın ana malzemesi yapılmaya çalışılmaktadır. Ama bu çalışma özel liselerde değil devlet liselerinde yapılabiliyor. Liselerde verilen eğitimin ne derece bilimsel ve ihtiyaçların karşılığı olmaktan çok bir siyasi kampın saplantılarına göre eylemler ayarlanıyor. Buna karşılık seçmeli dersleri daha da çeşitlendirip okul dışına itilen konuları da okul kapsamına almak yerine her mahallede İHL açılması gibi gereksiz uygulamalarla zaman kaybedilmektedir. Hükümet T.C. İnkılab Tarihi ve Atatürkçülük dersi gibi dünyada benzeri görülemez bir şartlandırma siyasi propaganda derslerini kaldırabilir. Özel okulları daha çok teşvik edebilir. Kur’an, Edebiyat, Matematik gibi derslere bile Atatürk ile başlanılması müfredatında Atatürkçülüğe yer verilmesi gibi akıl dışı uygulamaları kaldırabilir. Ak Parti en zayıf ve etkisiz kaldığı alanı, Milli Eğitim olarak sürdürmektedir. 

Bu 1614
Yazarın Diğer Yazıları


YAZARLAR

Ger?? Duymayan Kalmas? Kalemiyet.Com