Anasayfam Yap    -
Reklam     -
Kunye     -
Son Mansetler    -
Iletisim                                 
Facebook    -
ABD'NİN İRAN'A ASKERİ SALDIRI SEÇENEKLERİ VAR MI?
MUHARREM TÖRENİNDE KENDİ KAFASINI KESTİ
ABD'NİN FAVORİ DİKTATÖRÜ SİSİ
ABD'DE UYGUR TÜRKLERİ TASARISI

Karakter boyutu :13 Punto15 Punto17 Punto19 Punto

BÜYÜK FELAKET GÜNÜ YADA İSRAİL HARİTADAN NASIL SİLİNECEK

11.05.2016 / 00:00


Birinci Dünya Savaşı’nın sonunda Filistin bütünüyle İngilizler tarafından 1918’de işgal edildi. Milletler cemiyeti kararı ile İngiliz Mandasına bırakıldı. İngiltere 30 yıl boyunca dünyanın dört bir tarafından Yahudi nüfusunun Filistin’de toplanmasını özenirdi yardım etti. Filistin’de toplanan Yahudi nüfusunu yeni bir devlet kurmak için hazırladı örgütledi. Nihayet Filistin’e toplanan Yahudiler 14 Mayıs 1948’de İngiltere’den bağımsızlıklarını ilan ettiler. Bu İsrail Devleti’nin kuruluşunun ilan edilmesi demekti.



Bir gün sonra Birleşmiş Milletler’de (BM) yapılan oylamada Filistin Yahusi ve Arap nüfus için iki devletli bir paylaşma kararı aldı. Araplara bırakılan topraklar daha fazlaydı. O tarihte 13 Arap ülkesi BM’in bu kararını kabul etmedi. Ancak kararla İsrail devleti kabul edildi. Filistinliler BM karar gününü “Nekbe Günü” yani Felaket Günü diye adlandırdılar. 1998’den beri her yıl 15 mayıs günü Filistinliler tarafından Nekbe Günü olarak anılmaktadır.



İsrail’in kuruluşunun ardından çıkan Arap Yahudi savaşında başta Yafa ve Hayfa olmak üzere önemli Arap şehirleri ve binlerce köy İsrail tarafından işgal edildi. İşgal edilen topraklarda ki Arap nüfusun önemli bir kısmı katledildi bir kısmı da tehcir edildi. İsrail ile yapılan 1956, 1967 ve 1973 savaşlarında da Filistinli Arapların katledilmesi tehcir edilmesi devam etti. Lübnan, Ürdün, Suriye, Mısır gibi Arap ülkelerinde yaklaşık yedi milyon Filistinli mülteci olarak yaşamaya devam etmektedir.



Nekbe gününden başlayarak Filistinliler ve diğer Araplar İsrail’in varlığını tanımadı. BM’nin paylaşım kararını da kabul etmedi. İsrail’in eninde sonunda ortadan kaldırılacağı herkesin ortak görüşüydü. İsrail nasıl ortadan kaldırılacaktı? “Kıyamete yakın bir zamanda İsrail ile Müslümanlar arasında çıkacak savaşı Müslümanların kazanacağı Yahudilerin bölgeden silineceğini” öngören rivayetler giderek yaygınlaştı. Ancak bu rivayetlerin aksine İsrail Araplara karşı girdiği her savaşı kazandı işgalindeki toprakları genişletti. Artık 1948 BM kararını da istemek hayal oldu. İsrail’in ortadan silinmesini akla uygun bulmayanlar 1967 savaşı öncesindeki sınırlara dönülmesini savunmaya başladı.



İsrail AB ve ABD’nin askeri uzantısı olarak bölgeye yerleşti. Varlığını da bu destekle sürdürmektedir. İsrail’in haritadan silinmesi de rivayetlerden yeni bir işaret bularak değil ancak askeri yolla olacaktır. Elbette İsrail’i haritadan silecek bir askeri hareketin, ABD ve AB’yi de hesaba katmasının yanında her şeyden önce İsrail ile sınırı olan ülkeler eliyle ve onlar tarafından yürütülmesi daha mantıklı ve gerçekçidir.



İsrail’in Arap komşuları ise Mısır, Ürdün, Lübnan ve Suriye’dir. Dünyanın en büyük askeri güçleri tarafından desteklenen korunan İsrail’e karşı Ürdün ve Lübnan gibi iç düzenini bile sağlamaktan aciz ülkelerin bir savaş yürütmesi gerçekçi görünmüyor. Nüfusları ve askeri potansiyelleri nedeniyle kuzey doğuda Suriye ve güneybatı da Mısır, İsrail’e karşı yürütülecek askeri bir harekete öncü olabilirler. Ancak Baas idaresinin 1963’te başlaması ve son beş yıldır nedeni olduğu iç savaş ile birlikte Suriye’nin İsrail’e karşı bir askeri hareket şöyle dursun kendini koruması bile başarı sayılabilir. 1973 savaşında İsrail’e karşı kazandığı kısmi bir başarı ve askeri potansiyeli ile Mısır bu İsrail’in bekası için önemli ve caydırıcı bir ülkedir. Ne var ki Enver Sedat’ın 1978’de imzaladığı Camp David anlaşması ile birlikte Mısır fiilen resmen İsrail için tehdit olmaktan çıkmış hatta onun bir müttefiki durumuna gelmiştir.



İsrail’in Mısır’dan kaynaklanan beka tehdidini aşması bu anlaşma ile olmuştur. İsrail’in işgal ettiği toprakları savaşsız terk etmeyeceği iddiası da bu anlaşma ile Sina Yarım adasını Mısır’a bırakması geçersiz olmuştur.



İslam dünyasında “İsrail’in haritadan silinmesi” isteği hala en çok rağbet gören seçenektir. Ne var ki bunun nasıl gerçekleşeceği hakkında ortada ciddi elle tutulur bir görüş bir tez yoktur. İslami cemaatlerin, partilerin, vakıfların mensupları “İsrail’in haritadan silinmesi isteği” ile heyecanlanmaktadırlar. İsrail ile ilişki kurulmasını, ticaret yapılmasını, İslam’a bir çeşit saldırı olarak görmektedirler.



İran’da devrimle birlikte gelen “yeni yönetim”’in en çok sahiplendiği tez “İsrail’in haritadan silinmesi” tezidir. Hatta bunun için İran’da “Kudüs ordusunun” kurulduğu bile haber olmuştur. Ne var ki Kudüs ordusu Irak’ta Yemen’de Bahreyn’de ve Suriye’de beş yıllardır savaşırken bir türlü İsrail’e yönelmemiştir. İran yönetiminin, bazı Arap ülkeleri gibi İsrail’in varlığını bir siyasi propaganda aracı olarak kullandığı görülmüştür. Çünkü doğrudan İsrail’e karşı hiçbir askeri harekete girişemeyen İran yöneticileri meydanlarda “İsrail’i haritadan silmeye” devam etmektedirler. İsrail’in haritadan silinmesi bir duygu istismarı, bir hayalin sömürülmesi örneği olarak önümüzde durmaktadır.

Bu 1095
Yazarın Diğer Yazıları


YAZARLAR

Ger?? Duymayan Kalmas? Kalemiyet.Com