Anasayfam Yap    -
Reklam     -
Kunye     -
Son Mansetler    -
Iletisim                                 
Facebook    -
TTB HEMEN KAPATILMALIDIR
YAPARIZ DİYORSAK YAPARIZ
KARİYE CAMİSİ DE MÜZELİKTEN KURTARILDI
KÖTÜ BEYAZ ADAMIN KÜSTAHLIĞI

Karakter boyutu :13 Punto15 Punto17 Punto19 Punto

İSRAİL'İN NATO'YA KATILMASINA TÜRKİYE NASIL İZİN VERDİ?

06.05.2016 / 14:22


Ak Parti Hükümetleri uzun zamandan beri İsrail’e karşı siyasetleri nedeniyle İslami çevrelerden ağır eleştiriler almaktadır. One Minute çıkışı ardından Mavi Marmara baskınını takiben Türkiye İsrail ilişkilerinin kopması bile bu eleştirileri ortadan kaldırmaya yetmedi. Bu eleştirilerin bütünüyle haksız olduğunu iddia etmek hayli zordur.



Ne var ki İsrail’e karşı İslam dünyasının kategorik olarak iki ayrı ama çok farklı görüşü vardır. Bunlardan ilkine göre “İsrail haritadan silinmeli yok edilmelidir.” Bu görüşün şampiyonluğunu İran ve ona yakın örgütler temsil edilmektedir. Bu ayrı bir yazı konusu olacak ölçüde uzundur. İkinci görüşe göre ise “İsrail 1967 savaşından itibaren işgal ettiği topraklardan çekilmeli ve Filistinlilerinde ayrı bağımsız egemen bir devleti olmalıdır.”



Türkiye’de ki İslami çevrelerde de bu apayrı iki görüşün taraftarları vardır. Başta merhum Erbakan olmak üzere Türkiye’de siyaset yapan şahısların ve partilerin hemen hepsi ikinci görüşü savunmuştur. İsrail’i ortadan kaldırmak haritadan silmek gibi bir iddiayı seslendirdikleri duyulmamıştır. Yine de İsrail ile Türkiye’nin arasındaki ilişkilerin bütünüyle kesilmesi yada olabilecek en alt seviyeye indirilmesini bu siyasiler öteden beri savunmuştur.



İsrail 1980’de Kudüs’ü başkent ilan ettiğinde buna en çok ve en açık tepkiyi merhum Erbakan ve arkadaşları göstermiştir. İlginçtir ki 12 Eylül 1980 darbesini yapan Kenan Evren’de buna tepki olarak Türkiye’nin temsilciliğini Kudüs’e taşıtmamış ve maslahatgüzarlık seviyesine indirtmiştir.



Ak Parti’de iktidar olduğu 2002’den beri İsrail ile olan ilişkileri inişli çıkışlı olmuştur. Ancak T. Erdoğan’ın İsrail konusundaki tutumu iddiaların aksine Erbakan’a yakın olmuştur. Erdoğan hiçbir zaman “İsrail ortadan kaldırılmalı, haritadan silinmeli” görüşünü savunmamıştır. Aksine Erdoğan İsrail’in varlığını bir sorun saymadan “İsrail’in işgal ettiği toprakları boşaltmasını ve Filistin topraklarına saldırmaktan vaz geçmesini” ısrarla savunmuştur.



İsrail’in kuruluşundan beri Türkiye’nin başbakanları ve cumhurbaşkanları arasından en ağır eleştiriler yine Ak Parti hükümetleri tarafından yöneltilmiştir. Filistin temsilcileri ile özellikle HAMAS ile en yakın ilişkiler de yine bu dönem de tesis edilmiştir. T. Erdoğan’ın doğrudan İsrail’in varlığını sorun saymayan tutumunu HAMAS yöneticileri de Türkiye ile yakın ilişkiler için bir sorun saymamıştır.



Türkiye’de ki bazı İslami çevrelerin özellikle İran adı anılınca cezbeye tutulan çevrelerin Ak Parti hükümetlerini İsrail konusunda ağır eleştirilerin hedefi yapmaktadırlar. Hemen her olay bu tür eleştiriler için bir bahane bir referans haline gelmektedir.



İsrail’in NATO’da temsilci bulundurması hakkında Türkiye’nin eskiden beri sürdürdüğü vetosunu kaldırdığı bu nedenle İsrail’in NATO’da temsilci bulunduracağı haberlerinin ortaya çıkması üzerine Ak Parti dolayısı ile Filistin sorununun iki devletli çözümünü savunan görüş şiddetli bir hücuma maruz kalmıştır.



Evrensel İslam ilkeleri bakımından NATO’nun varlığı yada Türkiye’nin NATO’da olması ne ölçüde meşrudur? NATO’yu meşru bilenlerin İsrail’in orada temsilci açmasını eleştirmeleri kaçınılmazdır. Tutarlıdır. Ne var ki İsrail’i AB ve ABD’den bağımsız yedi milyon nüfuslu minik bir devlet saymak büyük bir hatadır. İsrail’in varlığı AB ve ABD sayesindedir. İsrail batının uzantısıdır. Bu yüzden İsrail’i NATO’dan ayrı bağımsız düşünmek de büyük hatadır. Bütün AB ve ABD yöneticileri İsrail’in güvenliğini öncelikli ve asli görevlerinden saymıyorlar mı? Bu yüzden İsrail’in NATO’ya üye olmayışı ve orada temsilci bulundurmayışı İsrail için bir sorun sayılmaz. Suriye iç savaşı nedeniyle NATO’nun Malatya’ya kurduğu erken uyarı üssü bile, İsrail’in Suriye’nin batısında Malatya’nın ise Suriye’nin kuzey doğusunda olmasına bakmaksızın, Malatya’da ki üs İsrail’in menfaatı için kurulmuştur diye Türkiye hükümeti bu çevreler tarafından ağır bir şekilde eleştirildiği gibi İran yöneticileri tarafından da Türkiye defalarca tehdit edilmiştir. Eğer İsrail NATO’ya üye olmadan temsilci bulundurmadan NATO tarafından korunuyorsa bu gün NATO’da nasıl temsilci bulundurmasına izin verilir diye itiraz etmek büyük bir tutarsızlık değil midir?



Ancak kabul edilmelidir ki dış ilişkiler bir çeşit “al ver” ilişkisi gibidir. Türkiye İsrail’in NATO’da temsilci bulundurmasına olan vetosunu neyin karşılığında kaldırmıştır? Bu sorunun cevabı hayati derecede önemlidir. Konunun anlaşılması için de gereklidir. Eğer Türkiye İsrail ile olan ilişkilerinde, İsrailden kendisi için, Filistin için bazı kazanımlar karşılığında bu vetosunu kaldırmış ise bunun için Türkiye yönetimini eleştirmek değil kutlamak icap eder. Dış ilişkiler duygusal çerçeve içinde yürümez. İsrail’den bu konuda ne alındığı bu yüzden önemlidir. Ne var ki İsrail’den hiçbir kazanım elde edilmeksizin Türkiye bu vetosunu kaldırdıysa Türkiye yönetimi ağır bir veba altına girmiş demektir. Türkiye’yi eleştirme heyecanına fazla kapılmadan neyin karşılığında bu vetonun kaldırıldığını öğrenmek bunun için beklemek daha mantıklı ve tutarlı olacaktır.

Bu 1237
Yazarın Diğer Yazıları


YAZARLAR

Ger?? Duymayan Kalmas? Kalemiyet.Com