Anasayfam Yap    -
Reklam     -
Kunye     -
Son Mansetler    -
Iletisim                                 
Facebook    -
TTB HEMEN KAPATILMALIDIR
YAPARIZ DİYORSAK YAPARIZ
KARİYE CAMİSİ DE MÜZELİKTEN KURTARILDI
KÖTÜ BEYAZ ADAMIN KÜSTAHLIĞI

Karakter boyutu :13 Punto15 Punto17 Punto19 Punto

1 MAYIS BİR FANTAZİDİR

04.05.2016 / 06:17


Avrupa toplumları “sınıflı” toplumlardır. Avrupa’nın tarihi sınıflar arasındaki kanlı mücadelelerden oluşur. Sanayi devrimi ile birlikte Avrupa’da ki sınıflara bir de “işçi sınıfı” eklenmiştir. Doymak bilmez bir kar etme iştahı ile davranan sermaye sahiplerinin, işçileri köle gibi çalışmalarına karşı zamanla işçilerin tepkisi mücadelesi ortaya çıkmıştır. ABD’de 1 Mayıs 1886’da İşçi Sendikalarının günde 12 saatlik çalışma süresinin 8 saate indirilmesi isteği ile grev yaptılar. Şikago’da siyahların girmesinin yasak olduğu Ulusal Park’a, siyah ve beyaz işçiler birlikte girdi. Benzeri grev ve gösteriler diğer eyaletlerde de tekrarlandı. 14 Temmuz 1889’da toplanan İkinci Enternasyonal’da 1 Mayıs günü işçi sınıfının “birlik, mücadele ve dayanışma günü” ilan edildi.



Osmanlı döneminde ilk defa 1 Mayıs 1911’de Selanik’te kutlandı. 1923’te 1 Mayıs resmi olarak “işçi bayramı” ilan edildi. 1924’te yasaklandı. 1935’te 1 Mayıs “Bahar ve Çiçek Bayramı” ilan edildi. İlk defa 1976’da İstanbul Taksim’de “İşçi Bayramı” kutlaması 1 Mayıs’ta yapıldı. 1977’deki kutlamalarda olaylar çıktı 37 kişi hayatını kaybetti. 12 Eylül 1980 Askeri darbesinden sonra 1 Mayıs bayram olmaktan ve tatil günü olmaktan çıkarıldı. 2008’de 1 Mayıs yeniden “Emek ve Dayanışma Günü” ilan edilerek tatil günleri arasına alındı.



Sosyalizme göre “toplum sınıflardan oluşur ve bu sınıfların mücadelesi de kaçınılmazdır. İşçi sınıfı da sermaye sınıfına karşı mücadele etmeli ve kendi egemenliğini yani sosyalist idareyi” kurmalıdır. Avrupa toplumlarının sınıflı olması ve bu sınıfların arasında ki mücadele bu tez için önemli bir veri olabilir. Ancak bu veriyi evrensel saymak, bütün dünya toplumları için geçerli saymak bu tezin en zayıf tarafıdır. Asya, Afrika, Avustralyalılar neden Avrupalılara benzemek, Avrupalıların geçtiği aşamalardan geçmek zorunda olsun?



 İslam toplumlarında sınıf farklılığı Avrupa’dakine benzemez. İslam ilkeleri, ekonomik ve siyasi bakımdan bütün toplumu aynı düzeyde tutmak iddiasında değildir. Sömürüyü de en büyük suç sayar. Ama özgür bir ortamda herkesin kendi yetenek ve imkanlarına göre çalışmasından elde edeceği farklılığın bir diğeri ile mutlaka eşit olmasını öngörmez. Kara, faydaya dayalı bir sınıf ve onun mücadelesi İslam tarihinde görülen bilinen bir olay da değildir. Elbette kazanmanın haram helal gibi kuralları olduğu gibi tüketmenin de yine benzer kuralları vardır. Hiçbir insan istediği gibi kazanma, istediği gibi de tüketme, harcama hakkına sahip değildir. Toplumu oluşturan kesimler, yahut sınıflar biri birinin hasmı, rakibi olarak bilinmezler. Dolayısı ile bu kesimlerin biri birlerine karşı mücadelesi de anlamsız mesnetsiz bir tutumdur.



Üstelik hala yeterince sanayileşemeyen ve nüfusunun önemli bir kısmı köyde tarımla uğraşan Türkiye’de İşçi Sınıfı kime karşı mücadele edecek? Ancak Sol çevreler dünyaya topluma sınıf mücadelesinden baktıkları için hayali bir işçi sınıfını ve onun mücadelesini kaçınılmaz saymaya devam ediyorlar.



Soğuk savaş döneminde İşçi Sınıfını (Proleteryayı) sosyalist idareyi kurmanın, ABD hegemonyasındaki ülkeleri karıştırmanın, ele geçirmenin bir aracı sayan SSCB yönetimi ve onun güdümündeki sol çevreler her zaman sınıfların mücadelesini kışkırtmıştır. SSCB’nin bu yöntemle başarılı olduğu ABD hegemonyasın kendi hegemonyasına aldığı ülkeler olduğu gibi yine ABD hegemonyasındaki pek çok ülkenin de bu yolla istikrarını bozmuştur. Buna karşılık ABD ise kendi hegemonyasındaki ülkeleri SSCB’ye kaptırmamaya ve onların istikrarını korumaya özen göstermiştir. İşçi sendikaları öncülüğünde ki sokak eylemleri bu dönemde ABD ile SSCB arasında ki siyasal mücadelenin birer araçları olmuştur.



Ancak bu mücadeleyi ABD kazanmış SSCB yıkılmıştır. Şunu da hatırlamak icap eder bütün yanlışlarının yanında ABD ve hegemonyasındaki ülkelerde işçi sınıfının durumu SSCB ve hegemonyasındaki ülkelerden iyi olmuştur. SSCB’den her zaman ve her sınıftan insan fırsatını buldukça Avrupa ülkelerine kaçmıştır. Ama Avrupa ülkelerinden Komünist Partililer bile SSCB’ye kaçmamıştır. Türkiye’de ki sol çevreler SSCB’nin yıkıldığını, sosyalizmin iflas ettiğini, 70 yıl bütün insanlık için bir büyük felaket olduğunu bir türlü kabullenmedi. Sol çevrelerde Marx, Lenin hatta Stalin ve onların kötü bir kopyası Che Guevera matah sayılmaya devam ediyor. 1 Mayıs’ta daha çok kalabalık toplanması ile sorunların çözüleceği gibi fantazilere tutkuyla devam ediyorlar.



Tuhaf olan İslami çevrelerden bilinen bazı insanlarda solun fantazilerini sahiplenmeye başladılar. Sömürgeciliği hala salt “ABD ve müttefiklerinin” kötü bir işi bilmeye ve ABD’ye karşı sömürgeciliğe karşı mücadele etmek iddiası ile solun jargonunu kullanmaya 1 Mayıs’ı bayram bilmeye çalışıyorlar. ABD’ye karşı mücadele ettikleri şüphelidir ama sınıf mücadelesini İslam’a yamamaya çalışmaları karşı oldukları en az ABD kadar lanetlidir. 

Bu 825
Yazarın Diğer Yazıları


YAZARLAR

Ger?? Duymayan Kalmas? Kalemiyet.Com