Anasayfam Yap    -
Reklam     -
Kunye     -
Son Mansetler    -
Iletisim                                 
Facebook    -
TTB HEMEN KAPATILMALIDIR
YAPARIZ DİYORSAK YAPARIZ
KARİYE CAMİSİ DE MÜZELİKTEN KURTARILDI
KÖTÜ BEYAZ ADAMIN KÜSTAHLIĞI

Karakter boyutu :13 Punto15 Punto17 Punto19 Punto

GÜVENLİKÇİ POLİTİKALAR ÇARE OLUR MU?

08.04.2016 / 11:04


Türkiye’de terör olaylarının çözümlemesi yapılırken pek çok kimsenin “güvenlik politikası ile sonuç alınamaz” yada “30 yıldır çatışma ile ne elde edilebildi ki” dediği görülmektedir. Bu görüş sahiplerinin iddiasına bakılırsa terör olaylarının temel nedeni bu “güvenlik politikaları” olmaktadır.



Oysa hangi inanca, ideolojiye bağlı kalırsa kalsın devlet sonuçta bir otoritenin tekelleşmiş halidir. Bu tekelleşmeyse “anarşinin-kaosun panzehiri” olarak ele alınıp savunulmaktadır. Zaten bu otoriteyi tekelleştirmeyen devletlerin kalıcı olamadıkları da bilinmektedir.



Türkiye şartlarında terör olaylarını bir otorite tekelleşmesiyle açıklamak, tarihi, toplumsal şartları, olaya komşu olan/olmayan ülkelerin dahlini hesaba katmamak demektir. Pek çok unsurun bir arada olmasıyla oluşan terör sorunu “güvenlik politikaları” ile açıklanamaz.



Son yıllarda giderek artan terör olaylarının temel nedeni olarak da “Ak Partinin sağcılaşması” ya da “ekseninin kayması” hatta “İslamcılıktan yüz çevirmesi” diyen açıklamalarda bilinmektedir. Sorunun içeriğinden habersiz, çözümü hakkında da ciddi bir görüş sahibi olmayan, kafası karışık kimselerin bir fantezisi diye de belki bu görüşleri anlamak mümkündür.



Paris’te patlamalar olduğunda, olağan üstü hal ilan edilmiş, günlük hayat neredeyse durdurulmuştu. Dünyaya insan hakları dersi vermeye çok hevesli Fransız yöneticileri bir hafıza kaybı haliyle bu patlamaların tekrarını önlemeye çalışmıştı. Hiç kimseden de sosyalist Fransuva Holande, “artık bir eksen kayması yaşıyor, sağcılaştı” gibi iddialar duyulmamıştı. Fransa örneği başka ülkelerde ki terör olaylarından sonra ortaya konulan tepkiler için de düşünülebilir.



Türkiye’de neredeyse 40 yıldır devam eden terör saldırılarına karşı ülkeyi yönetme sorumluluğunu üstlenenlerin bir çözüm bulması, önleyici tedbirler alması da giderek bir beka sorununa dönüşmüştür. Aslında teröre karşı “güvenlikçi politikalar çare değildir” nakaratı büyük ölçüde terörü haklı gören, terör cephesinin iddialarını halı gören bir anlayışın sonucudur. Terör grupları ile mücadele yerine onların iddialarını kabullenmeyi bir çözüm olarak görmenin açıklamasıdır.



Hiçbir gerçeğe dayanmayan bu görüşlerin içinde, kendini İslamcılığı açıklama, koruma kollama yetkisiyle donanmış görenlere bile rastlanmaktadır. Terör olayları hakkında İslamcılığın tutumunu bir



türlü ortaya koyamıyorlar. Bazen modern ulus devlet, bazen muhafazakar devlet erki gibi itiraz yollu açıklamaları biliniyor. Ama Türkiye’nin ulus/tekil devlet yerine kaç devletli federal bir yapıyla kaça bölünmesini istediklerini bu isteğin de İslamcılığın hangi ilkesine tekabül ettiğini henüz açıklayabilmiş değillerdir.



PKK terörünü mahcup bir edayla meşru/mazur görme takıntısı içinde olanlar bu teröre karşı mücadeleyi gereksiz hatta yanlış gördüklerinden, “güvenlikçi politikayla bu iş olmaz” nakaratını öne çıkarıyorlar. Bu görüşün temelinde “PKK tarafının isteklerini kabul edin bu sorun çözülsün” vurgusunu görmek icap eder. PKK tarafı bile isteklerini hemen her mevsimde revize edip güncellerken, onun hangi isteği hangi meşru gerekçeyle kabul edilerek sorun çözülebilir?



Devletin PKK ile mücadelesini, güvenlikçi politika diye hafife aldığını düşünenler benzeri bir eleştiriyi PKK’ya yöneltebiliyor mu? Yaptığınız barbarlıktır, vahşettir, bununla bir yere varamazsınız diyebiliyorlar mı? Aksine PKK barbarlığı onun bir var oluş hakkı gibi görülmektedir. Hiçbir insanlık dışı eylemi kınanmıyor.



Açıktır ki bu yanlış haksız görüşlerin temelinde PKK tarafını haklı görme, onların isteklerini meşru sayma ön kabulü vardır. Buradan hareketle PKK’ya karşı yapılanları sonuç getirmeyecek “güvenlikçi politikalar” diye eleştirmektedirler. Oysa yaşanmış tecrübeler bile bu görüşün sahiplerini ikaz edememiştir. Güvenlikçi politikalar çözüm süreci denemesiyle terk edildi. Bu deneme PKK saldırıları için daha büyük bir hazırlık ve fırsatı sağlamadı mı? Çözüm süreci denemesi olmasaydı belki terör olaylarının etkisi bu kadar artmamış etki alanı da bu kadar genişlememiş olacaktı.



Ak Partinin olayı sadece bir güvenlik politikası olarak görmediği açıktır. Kürtçenin okullarda seçmeli ders olması, Kürtçe TRT kanalı, PKK partisinin hazine yardımı almasını sağlayan seçimlerde % 3 oy alanlara para verilmesini öngören yasa değişikliği, okullarda ki andımız uygulamasının kaldırılması gibi pek çok iş yapılmıştır ama bütün bunlar terörü azaltmadı aksine ona propaganda imkanı sağladı.



Dünyanın hiçbir yerinde terör eylemleri siyasetle çözülebilmiş değildir. Üstelik Türkiye bu yolu denemiş bir sonuç alamamışken aynı yanlış da ısrar etmenin hiçbir mantıklı gerekçesi olamaz. PKK terörü pek çok ülkenin Türkiye’ye karşı kullandığı bir araçtır. Türkiye bu ülkelere karşı benzeri araçlara baş vurmadıkça bu sorunun ağırlığından siyaset yoluyla kurtulamaz.



Bu şartlarda bile Türkiye’de pek çok belediye PKK elindedir. Yüzlerce derneği yan kuruluşları hatta medyası vardır. Buna rağmen Türkiye’nin tutumu soruna çözüm getiremedi. Güvenlik politikalarının



terk edilmesi Türkiye’yi zayıflattı. Şimdi yapılan mücadeleyle şartlar terörün aleyhine değişmektedir.

Bu 821
Yazarın Diğer Yazıları


YAZARLAR

Ger?? Duymayan Kalmas? Kalemiyet.Com