Anasayfam Yap    -
Reklam     -
Kunye     -
Son Mansetler    -
Iletisim                                 
Facebook    -
ABD'NİN İRAN'A ASKERİ SALDIRI SEÇENEKLERİ VAR MI?
MUHARREM TÖRENİNDE KENDİ KAFASINI KESTİ
ABD'NİN FAVORİ DİKTATÖRÜ SİSİ
ABD'DE UYGUR TÜRKLERİ TASARISI

Karakter boyutu :13 Punto15 Punto17 Punto19 Punto

ABD MAHKEMESİNDEN MEDET UMMAK

08.04.2016 / 10:59


Aslında hikaye 2008’de başlıyor. Dünya’da ABD merkezli bir ekonomik kriz patlak veriyor. Kriz giderek yayılıyor. Her ülke kendisini bu zarardan korumaya çalışıyor. ABD ise dünyadaki dolar hegemonyasının devamını istiyor elbette. Bir yandan Afganistan ve Irak işgalleriyle İran’ın önünü açıp Fars yayılmacılığını teşvik ederken diğer taraftan bu tutumuyla çelişen bir kararla İran’a uygulanan ekonomik ambargonun artarak devamını sağlamaya çalışıyor. BM genel kurulunun ambargo kararlarını yetersiz bularak İran’ın petrol ve doğalgaz satışlarına kısıtlamalar öngören ilave kararlar alıyor. Bu kararlarına Türkiye’nin de sıkı sıkıya bağlı kalmasını ısrarla telkin ediyor.



İran ise dış ticaretini dolar ile yapmayan bir ülkedir. Dış ticareti büyük ölçüde petrol ve doğalgaz satışına bağlıdır. Ticaretini de çoğunlukla takas yoluyla yapmaktadır. Takas hem doların devre dışı kalmasını hem de kuruluşlarınca bu ticaretin denetimini yetersiz hale getirmektedir. Türkiye ile İran arasında yapılan ticaret için ise Türkiye tarafından Halk Bankası yetkilendiriliyor. Ali Babacan 2013 bütçe görüşmelerinde: “Türkiye doğalgaz ihtiyacının % 18’ini petrol ihtiyacını ise % 55’ini bu yolla karşılamaktadır” diye açıklıyor. Bu ticaretle İran ambargonun yükünü azaltırken, Türkiye’de cari açığını önemli ölçüde azaltıyordu. Halk Bankası aracılığı ile İran’a aktarılan TL cinsi para İran aracı şahıs ve kurumları tarafından altına çevrilerek İran’a aktarılıyordu.



ABD kendi denetimi dışındaki ticareti kendince “yasa dışı” sayıyor. Kara para aklanması gibi görüyor. ABD senatosu aldığı bir kararla İran’ın doğalgaz ve petrol gelirlerini böylece “kara para” sayıyor. Türkiye’de bu kara paranın aklayıcısı veya suç ortağı gözüyle bakılıyor. Elbette bu ABD yönetiminin bakışıdır. Evvel emirde kendini bağlar. Önemli olan bu ticarette Türkiye’nin ne kazandığı veya ne kaybettiğidir. Gel gör ki Türkiye’de bazı çevreler bu ticarette Türkiye’nin ne kazandığı / ne kaybettiğine değil ABD’nin olaya nasıl baktığı ile daha çok ilgili olmaya programlanmıştır.



Ayrıca bu dönemde(2010) ABD, İran’ın nükleer faaliyetlerinin enerji ihtiyacı ile sınırlı olmadığını “Nükleer silah yapma isteğinin, enerji ihtiyacı iddiası ile örtülmeye çalışıldığı” iddiası ile İran hakkında BM’de karar aldırmaya çalışırken, Türkiye BM’in geçici /daimi üyesi sıfatıyla Brezilya ile birlikte İran’ın lehine oy kullanıyor. Bu da İran’ın (Türkiye ile olan anlamsız rekabeti hatta örtülü husumeti nedeniyle) hiçbir zaman hatırlamadığı ama ABD’nin de muhtemelen hiçbir zaman unutmadığı bir siyasi tercihi olmuştur.



17-25 2013 darbe girişimleri ile Türkiye gündemini birden Reza Zarrap ismi dolduruyor. Kimmiş bu Reza? İran ile Türkiye arasında ki ticarette aracı olan İran vatandaşı bir Türk. ABD’de onun adı Reza Zarrap diye okunduğu için bu darbe girişimi ile Türkiye’ye ayar vermek isteyenler de onun adını böyle yazıp böyle okuyorlar. Türklerin binlerce yıldır kullandığı Rıza adı ABD gözlüğü ile birden Reza oluyor. Yine binlerce yıldır Türkçede kullanılan Sarraf’ın Zarrap olması gibi.



Rıza Sarraf Türkiye’de ki işlerini yürütürken bazı yetkililere rüşvet vermiş veya vermemiş olabilir. Onun rüşveti adi bir suç olarak görülecekken birden bire Gülen Cemaatinin beka sorununa dönüşüyor. Üstelik bu cemaat tarihinde hiçbir zaman “rüşvet iddiaları ile” ilgilenmemiştir. Buradan sonuç alamayan cemaat bu sefer Adana’da MİT tırları operasyonu ile Türkiye’yi bütün dünyaya Suriye’de ki terör örgütlerine yardım eder vaziyette göstermeye çalıştı.



Bütün bu hikayelerin ardından Rıza Sarraf gittiği ABD’de 19 Mart 2016’da tutuklandı. Suçu da “kara para aklamak.” ABD İran ile yaptığı Nükleer anlaşma sonunda İran’a koyduğu ambargoları kaldırdı. Siyasi ve askeri alanda İran’a önceden temin ettiği desteği böylece ekonomik alanda da vermeye başladı. Kaldırılan ambargoların “kara para işlemi” saydığı fiiller için Sarraf tutuklandı. Bu akıl dışı tutumun Ak Parti iktidarına da bir ayar verme içeriği taşıdığı iddiası ile bazı çevreler yeniden heyecanlandılar. Sarraf Türkiye’de haber olduğu gibi rüşvet verdiyse bu durum ABD mahkemelerinin görev alanına girer mi? ABD savcısı Preet Bharaa, kendi devletinin kaldırdığı ambargonun yaptırımlarının hesabını sorarken onu alkışlayanlar, Türkiye’de ki bazı savcıların Türkiye Devletinin kararlarını yok sayan girişimlerini büyük bir pişkinlikle, utanmazlıkla “kahramanlık işi” saymaktadırlar. Bir ABD’li savcı marifetiyle Türkiye’nin siyasi yapısına ayar vermeye çalışmak lanetlenecek bir iştir. Cemaate akıl veren, iş veren akıllılar Türkiye’yi yâri sömürge bir ülke gibi görüyorlar. İran ile böyle bir ticaret doğrudur veya yanlıştır. Elbette bunun kararını Türkiye’de ki siyasi iktidar verecektir. Yaptığı bu işin hesabını da meclise, millete verecektir. Gerisi züğürt tesellisidir.

Bu 647
Yazarın Diğer Yazıları


YAZARLAR

Ger?? Duymayan Kalmas? Kalemiyet.Com