Anasayfam Yap    -
Reklam     -
Kunye     -
Son Mansetler    -
Iletisim                                 
Facebook    -
28 ŞUBAT DARBECİLERİNİN CEZASI ONAYLANDI
TERÖRİST BAYIK ABD VE AB'YE YALVARDI
AYASOFYA KARARNAMSİ
CHP CAMİLERİ MÜZE YAPACAK

Karakter boyutu :13 Punto15 Punto17 Punto19 Punto

TERÖRLE MÜCADELE TARZI DEĞİŞMELİDİR

25.03.2016 / 07:44


Türkiye’nin belli başlı şehirlerinde canlı bombalar patlamaya devam ediyor. Türkiye’nin IŞİD’i olan PKK terör örgütü dünyadaki diğer terör örgütlerinden farkını daha çok barbarlık yaparak, sokaktaki kimsesizleri, simitçileri ,kestanecileri, otobüs bekleyen yolcuları, annesinin peşinden giden 3-5 yaş aralığındaki çocukları toplu halde katletmeye devam etmektedir. Bütün bu vb barlıkları 40 yıldır yapan PKK son yıllarda “Kürt Siyasi Hareketi” adıyla anılmaktadır.



Bu isimlendirmeyi ilk önce Türkiye’nin “müttefiki” sayılan NATO üyesi batılı ülkelerin medyası yaptı. Türk solu büyük bir maden bulmuş gibi büyük bir hevesle bu icadın üzerine atlayarak PKK yerine “Kürt Siyasi Hareketi” etiketini kullanmaya devam etmektedir.



Oysa bir hareketin siyasiliği kullandığı yöntemle olur. Amaç bildiklerini siyaset yoluyla vatandaşı ikna ederek yapmaya çalışıyorsa, vatandaşın desteği ölçüsünde yine barış yoluyla kendi siyasi görüşlerini gerçekleştirmeye çalışıyorsa, böyle bir hareketi “siyasi hareket” diye isimlendirmek anlamlı ve gerçekçi olur. Buna karşılık PKK var olduğu günden beri kan dökmeyi, insan katletmeyi, muhaliflerini yok etmeyi varlık nedeni saymıştır. PKK’nın siyasi bir tarafı, siyasi görüşü yok mudur? Elbette vardır. Ama onu diğer siyasi görüş sahibi partilerden, hareketlerden ayıran, siyasi görüşlerinin, aşırı, kabul edilemez fantastik içeriği değil, bu siyasi görüşlerinin gerçekleşmesi için barbarlığı biricik yol bilmesidir.



PKK barbarlığının etkili olduğu alanlarda, PKK eleştirilemez, PKK’nın adaylarının dışındaki başka partilerin adayları siyasi faaliyet yapamazlar. Böyle bir faaliyete heveslenen diğer partilerin adayları tek tek veya toplu halde katledilerek yok edilmişlerdir. Zaten PKK’ya muhalefetin, itirazın adı, PKK tabanında ajanlıktır, hainliktir. Ajan sayılan hain sayılan kimselerin de elbette yaşamaya haklı olmayacaktır.



PKK’nın Diyarbakır Cezaevindeki, işkencelerden, kötü muamelelerden ortaya çıktığı iddiaları tümüyle yalandır ve PKK’yı aklamaya yönelik bilinçli bilinçsiz propaganda söylemidir. Çünkü Diyarbakır Cezaevindeki hikayelerden önce, 1978-1980 aralığında, Diyarbakır, Hakkari, Ağrı üçgeninde faaliyet gösteren grupların hemen hepsinin ileri gelenleri ya öldürülerek yada bölgeden kaçmaya zorlanarak yok edilmişlerdir. 12 Eylül 1980 askeri darbesinden önce PKK’ya rakip olabilecek grupların hemen hepsi PKK tarafından kanlı bir şekilde tasfiye edilmiştir. Zaten o cezaevine toplanan PKK’lılar da seyyar satıcılık yaptıkları için toplanmış değillerdi.



Ancak Türkiye Devleti her nedense 1991 seçimlerinden beri PKK’lıların değişik isimlerle seçimlere katılmalarına razı olmuştur. Güya PKK’lıların seçimlere katılması zaman içinde onların terörden şiddetten uzaklaşmalarını, “sisteme entegre olmalarını” sağlayacaktı. Oysa geçen 25 yıllık tecrübe bu beklentinin son derece akıl dışı olduğunu göstermiştir. PKK adına siyaset yapanlar, PKK’nın dağ kadrolarından daha saldırgan, daha çok dışa kapalı, PKK barbarlığı ile daha çok övünen kimseler olmuştur. Teslim edilmelidir ki PKK barbarlığı yaygınlaştıkça, ilginçtir PKK adayları daha çok oy almaya, daha çok il ve ilçede belediye seçimlerini kazanmaya başlamıştır.



PKK’yı 40 yıldır ayakta tutan elbette kendi barbarlığını çok aşan güçlerin desteğidir. İran, Suriye gibi komşu ülkelerin desteği her zaman PKK’nın arkasında olmuştur. ABD (İsrail) Almanya gibi müttefik ülkelerin desteği de her zaman PKK’nın yanında olmuştur. IŞİD yöntemi sayılan canlı bomba barbarlığını PKK 20 yıldan beri uygulamaktadır. Türkiye’de ki PKK canlı bomba barbarlıklarından sonra, AB liderlerinin katılımı ile Belçika / Brüksel’de toplantı yapıldığı esnada Belçika hükümeti PKK’lılara “taziye çadırı” açtırarak nasıl bir müttefik olduğunu göstermiştir. Ancak bu olayın sadece Belçika ile sınırlı olduğunu düşünmek de büyük bir hatadır.



IŞİD’in veya elkaide’nin bir siyasi partisi ABD’de olabilir mi? Yahut IŞİD’çiler ABD’de bir taziye çadırı açabilirler mi? Ama Belçika’da ve Türkiye’de PKK taziye çadırları açabilmektedir. Türkiye daha kendi ülkesinde PKK taziye çadırını engellemezken Belçika’da nasıl engelleyecektir? Dünyanın hiçbir yerinde örneği görülmeyen vahşi terör saldırılarından sonra, her şey normal seyri içindeymiş gibi PKK’lılar başka isimlerle günlük hayatın içinde yeni faaliyetlerini sürdürmekte, yeni canlı bombacılar kazanmaya çalışmaktadırlar. Türkiye bir seçim yapmak zorundadır. 1991’den beri PKK’lıları seçimlere sokarak elde etmek istediklerinin hiç birisini elde edememiştir. Bu yanlışta ısrar etmenin ne anlamı vardır. Hatta Türkiye’nin AB’ye katılma ısrarı da anlamsızdır. Çünkü bu ısrar PKK’yı daha çok korunaklı ve daha çok barınaklı bir hale getirmektedir. Türkiye bu haliyle yoluna devam edemez. Kesin bir kararla, PKK’ya arka çıkan her girişimi “düşmanlık” saymak kaçınılmazdır. Türkiye terörle mücadelesini, kendisini değiştirerek yeniden başlamalıdır. Komşularına da ancak benzeri yollar ile mukabelede bulunacağını derhal acilen göstermedikçe can kayıpları maalesef artarak devam edecektir.

Bu 849
Yazarın Diğer Yazıları


YAZARLAR

Ger?? Duymayan Kalmas? Kalemiyet.Com