Anasayfam Yap    -
Reklam     -
Kunye     -
Son Mansetler    -
Iletisim                                 
Facebook    -
28 ŞUBAT DARBECİLERİNİN CEZASI ONAYLANDI
TERÖRİST BAYIK ABD VE AB'YE YALVARDI
AYASOFYA KARARNAMSİ
CHP CAMİLERİ MÜZE YAPACAK

Karakter boyutu :13 Punto15 Punto17 Punto19 Punto

ÇANAKKALE SAVAŞLARINA YENİDEN BAKARKEN

21.03.2016 / 06:53


Bilindiği gibi Çanakkale Savaşı, Birinci Dünya Savaşında sonuçları bakımından oldukça etkili olan belirleyici olan bir savaştır. 1915 yılı içinde neredeyse bütün bir yıl sürmüştür. İlk 1ki-üç ayda savaş daha çok denizde (Boğaz’da) şiddetli bir savaş olmuşken, geri kalan dönem de ise İtilaf Devletlerinin, Boğaz yolu ile İstanbul’a ulaşma umudu kalmadığından, karaya asker çıkarmaları üzerine, savaş Gelibolu Yarım adası üzerinde devam etmiştir.



Çanakkale Savaşlarının hem deniz hem de kara bölümü de oldukça önemlidir. Çünkü bu savaşla İtilaf Devletleri, İstanbul’u ele geçirmeyi, Osmanlı Devletini savaş dışı bırakmayı, Karadeniz üzerinde Rusya’ya yardım ulaştırmayı planlamışlardı. Ancak denizde ve karada yenildiklerinden geri çekilmek zorunda kaldılar. Savaş uzadı. Rusya’da ki çarlık yönetimi yardım alamadığı için Ekim 1917’de Bolşevik (Komünist) devrim ile yıkıldı. Böylece bu savaş dünya siyasi ve askeri dengeleri bakımından oldukça belirleyici oldu.



Çanakkale Savaşları elbette Türkiye tarihi bakımından da önemlidir. Savaşın sonuna kadar Osmanlı Devleti’nin savaşabilmesi bir ateşkes anlaşması ile savaştan çekilmesi büyük ölçüde Çanakkale Savaşına bağlı olmuştur.



Çanakkale Savaşı içinde de dönüm noktası sayılan çatışmalar olmuştur ki belki de bunların en önemlisi 18 Mart 1915’te Boğaz’da İtilaf Devletleri ve Osmanlı Donanması arasındaki çatışmalardır. Bu çatışmada itilaf Devletlerinin ana savaş gemileri batırılmış veya ağır hasar alarak geri çekilmek zorunda kalmışlardır. Böylece deniz yoluyla İtilaf Devletlerinin İstanbul’a ulaşması umudu da kalmamıştır.



Birinci Dünya Savaşı içinde Osmanlılar yedi ayrı cephede savaşmışlar ama en büyük can kaybını Çanakkale’de vermişlerdir. Çanakkale’de ki büyük can kaybından dolayı 18 Mart günü sonradan Türkiye’de “şehitler günü” ilan edilmiştir. Her yıl 18 Mart günü Türkiye’de şehitler günü olarak anılmaktadır.



Sonradan Türkiye tarihinde çok önemli yerleri olan M. Kemal pek çok Osmanlı subayı da Çanakkale cephesinde görev yapmışlardır. Şehitler günü nedeniyle yapılan her toplantı da M. Kemal’in Çanakkale’de ki yerinin önemi sürekli anlatılmaktadır.



Şehitler günü sayılan 18 Mart günü Osmanlı ve düşman donanmaları arasında yapılan bir savaş günüdür. Bu gün de Osmanlının Çanakkale’de ki donanması komutanı ise Cevat Paşa’dır. Bilindiği gibi M. Kemal, bir piyade subayıdır yani karacı askerdir. Denizcilikle donanmayla ilgisi yoktur. Üstelik Çanakkale cephesine ulaştığı tarih ise 19 Nisan 1915’tir. M. Kemal’in Çanakkale’ye gelmesinden bir ay önce olan bir deniz savaşının onun adıyla başarılarıyla açıklanması da tarih ilmi açısından oldukça ibretlik bir olaydır.



Gelibolu yarımadasındaki Osmanlı kara kuvvetleri de 5.Ordu adıyla düzenlenmiş ve Alman generali Liman Von Sander’de cephe komutanı olarak atanıp görev yapmıştır. Onun emrinde ise iki Türk Kolordusu iki ayrı Türk komutanı Esat ve Vehip Paşalar görev yapmışlardır. M. Kemal ise 19 Nisan 1915’te geldiği cephede Yarbay rütbesiyle yedek askerlerden oluşan 19. Tümene komutanlık etmiştir. Askeri hiyerarşi bakımından M. Kemal’in rütbesi cephede oldukça alt seviyededir. Atandığı 19. Tümenin yedek askeri alaylardan oluşması da cephedeki yerini açıklamaktadır.



Ne var ki siyasi önderlerin iktidar durumlarına göre geçmişlerinin yeniden düzenlenmesi, süslenmesi kuralı M. Kemal’in siyasi kariyerinde de sonradan görülmüştür. Çünkü kendisi Çanakkale Savaşı’nda “yerinin hayati” olduğunu açıklamadığı halde, sonradan bu yönde yapılan siyasi içerikli açıklamaları



kabullenmiştir. Çünkü Kasım 1918’de Ruşen Eşref Ünyadın ile yaptığı röportajda “Çanakkale’de ki yerinin önemsiz olduğunu” vurgulamışken, daha sonra hem R.E.Ünaydın bu vurguyu kaldırmış hem de M. Kemal’in kendisi yerinin “hayati olduğunu, zaferin kendi adıyla açıklanmasına ya sessiz kalarak ya da sahiplenerek adeta sonradan üstlenmek zorunda kalmıştır.



Cumhuriyetli Türkiye’de yapılan Çanakkale Savaşlarını anma toplantılarında, başkomutan Enver Paşa, Ordu Komutanı Liman Von Sander ve Kolordu Komutanları Esat ve Vehip Paşaların adları hiçbir şekilde anılmaz ve yer almazken 18 Mart deniz zaferi bile M. Kemal’in adıyla açıklanarak dünyada benzeri kolayca görülmeyecek bir tahrif olayı resmi makamlar eliyle yapılmaya devam edilmektedir.



Kara Savaşlarının devam ettiği Gelibolu yarımadasında bile hemen her tepeye M. Kemal’in heykelleri dikilerek onun komutanı durumunda olan şahısların isimleri yarım ada topraklarına adeta gömülerek yok edilmiştir. Yüzbinlerce Osmanlı askerlerinin şehit edilmesini temin eden İngiliz askerlerinin (Anzakların), M. Kemal tarafından adeta övgüye boğularak “artık onlar bizimde evlatlarımız olmuştur, Mehmetçikle koyun koyuna ebediyen yatmaktadırlar” diyen cümlelerinin Gelibolu’da duvarlara yazılması da son derece hüzün vericidir. Sanki İngilizler bu toprakları işgale gelmemişler, yüz binlerce Mehmetçiği şehit etmemişlerdir. Çanakkale Savaşlarının hem yeniden yazılması hem de Gelibolu yarım adasının yeniden düzenlemesi acil bir ihtiyaçtır.



 

Bu 733
Yazarın Diğer Yazıları


YAZARLAR

Ger?? Duymayan Kalmas? Kalemiyet.Com