Anasayfam Yap    -
Reklam     -
Kunye     -
Son Mansetler    -
Iletisim                                 
Facebook    -
28 ŞUBAT DARBECİLERİNİN CEZASI ONAYLANDI
TERÖRİST BAYIK ABD VE AB'YE YALVARDI
AYASOFYA KARARNAMSİ
CHP CAMİLERİ MÜZE YAPACAK

Karakter boyutu :13 Punto15 Punto17 Punto19 Punto

ANKARA’NIN TAŞINA BAK

21.02.2016 / 14:14


17 Şubat 2016 Çarşamba günü Ankara’da bombalı aracın patlatılması sonunda 28 kişi öldü 61 kişi yaralandı. Olay yerinde ölenlerin arasında bedeni parçalanmış olan Salih Neccar bulundu. Neccar Suriye’nin kuzey doğusunda Haseki iline bağlı Amude ilçesinden PYD’YPG’li bir Kürt. 1992 doğumlu. Suriyeli mültecilerle birlikte Türkiye’ye giriş yapıyor. Ankara’da ki palama için gerekli olan malzemeyi kimlerin nasıl temin ettiği ise henüz açıklığa kavuşmuş değil.



Kürtlerin arasında, geleceğini Türkiye ile beraber gören bir anlayış ile geleceğini, İran Rusya ABD ve AB ile gören anlayışın(Batı denilebilir) mücadelesi var. Batı ile müttefik bu anlayışın Kürtler arasında ki somut karşılığı ise elbette PKK ve onun (İran-Irak ve Suriye’de ki) türevleridir. PKK etkisindeki Kürtlere bakılırsa, “tarihin dönüm noktalarından birisi yaşanmaktadır, yüz yıl önce Batı tarafından yok sayılan Kürtler, bu gün yine Batı’nın yardımı ile varlığını kendini ait bir toprak üzerinde ve egemen bir ulus olarak varlığını sürdürecektir.”



PKK tarafının savunduğu bu görüşü destekleyen olaylar da olmuştur. Uzun zamandan beri Irak hükümetine karşı mücadele eden Irak Kürtleri, “ancak Körfez Savaşından sonra ve batı ittifakının yardımı ile bir statüye ve toprağa kavuşmuştur. Benzeri bir gelişme Suriye’de de olmak üzeredir.”



Suriye’de beş yıldır süre gelen iç savaşın seyri hatırlandığında bu görüşün bir mesnedi olduğu teslim edilir. Başlangıçta 122 ülke “Suriye Dostları” adıyla toplanır, muhaliflere desteklerini Esat’ın ise çekilmesini açıklardı. IŞİD heyulasının ortaya çıkışı ile birlikte, bu 122 ülke muhaliflerin tarafını terk ettiler. IŞİD’e karşı mücadele ediyor diye PKK/PYD tarafını desteklemeye başladılar. 80 ülkenin ortak saldırısı ile IŞİD Kobaniden çıkarılınca, PKK tarafında ki Kürtler bir kapandan çıkmış gibi oldu.



İşin tuhafı PKK tarafına İran ve Esat tarafının da sonuna kadar destek vermesidir. PKK’nın işgalinde ki şehirlerde memurların maaşlarını bile Esat hükümeti ödemeye devam ederken, karada muhaliflere karşı İran, Esat ve PKK’lılar muhaliflere karşı Rus hava desteği le saldırılarını sürdürüyorlar. Muhaliflerden alınan topraklar yeniden Esat’ın elinde ve PKK/PYD’nin eline geçmektedir. Suriye’de bir nüfus değişimi de yaşanmaktadır. Yedi milyona yakın Suriyeli sığınmacı olarak Suriye’yi terk etmiştir. Elbette bu sığınmacı nüfus, muhaliflerin dayanağı olan Sünni Arap ve Türkmenlerden oluşmaktadır. Buna karşılık İran’ın Afganistan, Pakistan, İran ve Irak’tan taşıdığı nüfus Suriyeye iskan edilmektedir.



Türkiye defalarca PYD lideri Salih Müslim’i Ankara’ya davet ederek onula orta bir yol bulmaya, onu PKK’dan uzak tutmaya çalıştı. Bu çabanın beyhude olduğu zamanla görüldü. Salih Müslim’in bu kadar çok yardım edeni ve sürekli artan kazançları varken neden PKK’dan ayrılsın? PKK’yı terk etmesi uzaklaşması hiç gerçekçi değildir. PKK/PYD’nin en önemli engeli Suriye’nin kuzeyindeki nüfus yapısı idi. Kürt şehirleri arasında ki Arap ve Türkmen şehirleriydi.



Kobani ve Haseki arasında ki Arap/Türkmen şehri Telabyad’a PKK saldırdığında Türkiye bu saldırıya fiili bir tepki göstermedi. Kınadı, protesto etti o kadar. Böylece Haseki ile Kobani birleştirildi. Telabyad’da ki Arap ve Türkmen nüfusunda önemli bir bölümü tehcir edildi. Sıra Kobani ile Afrin’in birleştirilmesine gelince Türkiye aradaki Mare/Cerablus hattını kırmızı çizgi ilan etti.



Ancak Rusya’nın havadan İran-Esat ve Hizbüllah çetelerinin karadan destek verdiği PKK/PYD ABD’den de her türlü askeri malzemeyi alırken neden Türkiye’nin kırmızı çizgisinde dursun? PKK/PYD önce Fırat üzerinde ki barajı ele geçirdi, böylece Fırat’ı geçmiş oldu. Sonra Afrin’den yola çıkarak Azez’i ve Telrıfat’ı işgale başladı. Türkiye’nin uzaktan top atışlarına PKK/PYD Ankara’da ki canlı bombası ile cevap vermiş oldu.



Yüz yıl önce Arapların içinde Arap milliyetçiliği güçlüydü. Osmanlılar/Türkler ile birlikte geleceğini arayanlar daha zayıftı. Yüz yıl önce Osmanlılardan/Türklerden ayrılmak isteyen Kürt milliyetçiliği Kürtler arasında daha zayıftı. Şartlar günümüzde tersine dönmüştür. Arap nüfus içinde (özellikle Suriye’de) Türkiye ile ittifak görüşü oldukça kuvvetlenmişken, Kürtler arasında ise, Türkiye’ye rağmen batı ile ittifak ederek Irak’ın kuzeyi gibi Suriye’nin kuzeyini de ele geçirme hevesi galip gelmiştir. Konjönktürel şartlar Türklerle Kürtleri karşı karşıya getirmiştir. Bu şartların kısa sürede ortadan kalkmayacağı da açıktır.



Türkiye muhaliflere askeri malzeme temin etmek için daha cesur davranmış olsaydı, bu gün kırmızı çizgi ilan ettiği alan için gösterdiği özeni, önceden Telabyad işgalinde göstermiş olsaydı belki bu günkü sonuç olmazdı. Türkiye’nin Mare/Cerablus hattındaki duyarlılığı devam ederse bunun uzaktan top atışlarıyla sağlanmasının da yeterli olmadığı görülecektir. Ankara’da parçalanan insan cesetleriyle Türkiye bir çaresizlikle kuşatılırsa, sıranın Mardin/Diyarbakır hattına gelmesi kuvvetle muhtemeldir.Türkiye'nin beka sorunu ağırlaşmıştır 

Bu 953
Yazarın Diğer Yazıları

YAZARLAR

Ger?? Duymayan Kalmas? Kalemiyet.Com