Anasayfam Yap    -
Reklam     -
Kunye     -
Son Mansetler    -
Iletisim                                 
Facebook    -
TTB HEMEN KAPATILMALIDIR
YAPARIZ DİYORSAK YAPARIZ
KARİYE CAMİSİ DE MÜZELİKTEN KURTARILDI
KÖTÜ BEYAZ ADAMIN KÜSTAHLIĞI

Karakter boyutu :13 Punto15 Punto17 Punto19 Punto

DEVLETİN İTİBAR MAKAMLARI

08.11.2014 / 14:06


DEVLETİN  İTİBAR  MAKAMLARI



Turgut Özal döneminde ABD’de bir “Türk Günü” icat edilmişti. Her yıl ANAP’ın kameralara sığmayan Mustafa Taşar / Güneş Taner gibi ileri gidenleri, ABD’ye giderek bu “Türk Günü” ne katılırlardı. Turgut Özal, Türkiye’deyken  “damarlarında Kürt kanının aktığını” söylerken, Türkiye dışına çıkınca da “Türk Günü” gibi icatlar yapardı. Türkiye dışına çıkınca mı Turgut Özal’ın damarlarındaki Kürt kanı değişirdi, Türkiye’ye dönünce hangi işlemin sonunda damarlarına yine Kürt kanı dolardı, bu da anlaşılamadı.



Cengiz Çandar’dan öğreniyoruz ki Turgut Özal “Kürtlerin zararına olur diye federasyona da hep itiraz etmiştir.” Türkiye’nin Cumhurbaşkanı Turgut Özal, federasyona itiraz ederken “Kürtlerin zararına olur” diye itiraz etmiştir. Federasyon ile Türklerin göreceği zarar ya da kar ise Turgut Özal’ı ilgilendiren bir konu olmamıştır. Turgut Özal’ın ölümüne hem Kürtlerden hem de Türklerden çok sayıda ağlayanlar üzülenler olmuştur. Kürtlerin Turgut Özal için ağlama sebebi anlaşılmıştır ama Türkler niye ağlamıştır? Türkler en çok gaz yaşlarını gereksiz münasebetsiz yere harcayan bir topluluk olmalıdır. Belki bu yüzden göz yaşları hiç dinmemiştir. Göz yaşlarını akıtacak bir sebepleri her zaman olmuştur.



ABD’deki “Türk Günü” elbette sıradan bir gün sayılmazdı. Bazen Mehter Takımı götürülür, bazen de ANAP’ın ileri gidenleri için çok sayıda limuzinler kiralanırdı. Bu limuzinlerin kiralanması Türkiye’de medyada haber yapılınca Turgut Özal ve ANAP’ın ileri gidenleri; “Türk Günü için bu limuzinlerin kiralandığını, bunun devletin itibarını korumak için yapıldığını” anlatırlardı. Ortalama bir Türk vatandaşı da elbette bu açıklamalardan dolayı “rahatlar sevinirdi”. Çünkü Turgut Özal ve arkadaşları bir çeşit fedakarlık yaparak “devletin itibarını” uzak diyarlarda koruyorlardı. Ya böyle yapmasalardı, devletin itibarından bize ne deselerdi? ABD’de “Türk Günü” icat etmeselerdi, ta oralara kadar giderek limuzin kiralayarak onlarla New York sokaklarında dolaşmasalardı, devletin itibarı kaç paralık olurdu?



Turgut Özal’dan sonra ABD’de ki “Türk Günü” nasıl olduysa önemini yitirmiştir. Devletin itibarı da yeterince korunamamıştır. O dönem de olduğu kadar limuzinler kiralanarak devletin itibarı taşınır hale getirilmemiştir. Doğrusu devletin itibarı adına üzüntü verici bu duruma da bir daha sahip çıkan da görülmemiştir. Yazık olmuştur tek kelimeyle.



Ancak son günler de başlayan “Ak Saray” tartışmaları devletin itibarının sahipsiz, kimsesiz olmadığını bir daha göstermiştir. Ak Saray adının “White House” den esinlenerek verildiği iddialarının kıymeti harbiyesi şüphelidir. Çünkü Türkiye’de Ak Saray adını taşıyan 68 plaka numarası olan bir ilin varlığı hatırlanacak olursa, Ak Saray adının iddia edildiği gibi White House’ye özentiyle bir ilgisinin olmayacağı henüz ABD ve onun White House’si ortada yokken Türkiye’de bir Ak Saray’ın olduğu tarihen tespit ve teslim edildiğinde konu kendiliğinden açıklığa kavuşmuş olacaktır.



Türkiye’de yeni bir Ak Saray’a ihtiyaç var mıydı? CB R. T. Erdoğan’ın açıklamasına göre “Buralar devletin itibar makamlarıdır.” İşte bu açıklama çok önemlidir. Çünkü Devletin itibarı hep ABD’de “Türk Gününde” temsil edilecek korunacak değildir. O itibarın başkent Ankara’da da korunması mümkündür ve muhtemeldir. Hatta muhtemelden öteye kesindir. “koskoca CB’nın açıklaması” elbette önemlidir bağlayıcıdır.



Elbette ortalama bir Türk vatandaşı tv’sinden Ak Saray görüntülerini izlediğinde o “devlet itibarından” kendini ne kadar hissedar saymaktadır, kendisinin o “itibar makamlarında” ne kadar yerinin olduğunu düşünmektedir? Bu soruların yeri ve önemi de şüphelidir. Çünkü Cumhurun başkanı böyle açıkladığına göre o cumhura da bu açıklamaya “hakikaten doğruymuş, işin bu tarafını hiç düşünemedik” diye hayıflanmak düşmez mi? Yüzlerce yıllık tarihi birikim hatta herkesin hayat tecrübesinden öğrendiği gibi, devletin itibarının, vatandaşın nasıl yaşadığı ile onun hayat seviyesi ile hiçbir ilgisi yoktur ve muhtemelen de olmayacaktır.



Turgut Özal’ın icadı “Türk Günündeki” vur patlasın çal oynasına hayıflanarak diş bileyenler bu gün Ak Saray’a yapılan milyar dolarlık harcamaları olağan ve hatta devletin gücünün göstermesi bakımından, bir Eski Türkiye Yeni Türkiye karşılaştırması bile yapmaktadırlar.



Resmi işsizlik oranının % 10’ların altına hiç düşmediği, 800 TL’lik asgari ücretle milyonların çalıştığı Türkiye’de Ak Saray “devletin itibar makamı” olmalıdır elbette. Vatandaş geçim derdini, işsizliğini, çocuklarının sıradan isteklerini yerine getiremeyişinin ezikliğini hiç olmazsa bir nebze de olsa bu itibar makamları ile hafifletmelidir. Vatandaşın durumu “devletin itibarında” bir tenzilata yol açmıyor ama bu itibar makamları olmazsa, düşünülmesi bile devlet itibarını temsil edenlerin kimyasını bozabilir.



Bu arada M.S. Kasım 2014’de İzmir Buca’da 4.2 milyon TL harcanarak Buca Belediyesi tarafından 42 m yüksekliğinde dev bir Mustafa Kemal heykeli yaptırılmıştır. Bu heykel üzerine dikildiği tepenin tüm alanını kapsamıştır. Kuzey Kore devlet başkanı Kim İl Sung ölmeden önce çok heykeller dikmişti. Ama onların tamamı üst üste konulsa Buca’da ki Musfa Kemal heykeli kadar büyük değildir. Büyüklük farkı elbette Mustafa Kemal’den dolayıdır. Kim İl Sung da kim oluyor ki onun heykelleri Mustafa Kemal’in heykeli kadar büyük olabilsin? Dünya da kaç tane Mustafa Kemal vardır? Yok elbette.



Buca’da ki Mustafa Kemal heykelinden heyecanlanarak göz yaşı dökenlerin Ak Saray’a harcanan paraya hayıflanmaları ise bir muhalefet alışkanlığıdır. Bizim parti seçimleri kazanamaz bizim lider oraya taşınamazsa yazık olmaz mı diye anlamak lazımdır. İnsanların aç ve açıkta olduğu 1930’ların Türkiye’sinde milyonlarca TL ödenerek Mustafa Kemal Paşa için alınan Savarona yatına bakılamadı, bir mabede saklanamadı diyen büyük üzüntü sahipleri yok mudur? Zaten o yatta “devletin itibar makamlarından” birisi değil miydi?  Koskoca şanı büyük Mustafa Kemal Paşa, deniz gezilerini Rizeli İpsiz Recep’in takasıyla yapacak değildi elbette.



Artık işsizlikten, geçim derdinden beli bükülen vatandaş, haline bakıp üzülme. Devletin itibar makamlarına bak sevin. Başını yükselt. Dik dur. Dünya da kaç ülkeye Allah böyle liderler nasip etmiştir? Şanslı ayrıcalıklı olduğunu aklından çıkarma. Bu itibar makamlarındakiler zaten padişah değil ki. Padişahlığı kaldıranlar değiller mi? Senin seçtiklerin değiller mi?

Etiketler:
Bu 1996
Yazarın Diğer Yazıları


YAZARLAR

Ger?? Duymayan Kalmas? Kalemiyet.Com