Anasayfam Yap    -
Reklam     -
Kunye     -
Son Mansetler    -
Iletisim                                 
Facebook    -
TTB HEMEN KAPATILMALIDIR
YAPARIZ DİYORSAK YAPARIZ
KARİYE CAMİSİ DE MÜZELİKTEN KURTARILDI
KÖTÜ BEYAZ ADAMIN KÜSTAHLIĞI

Karakter boyutu :13 Punto15 Punto17 Punto19 Punto

Ak Parti'nin Geleceği

04.11.2014 / 00:00


Ak Parti’nin Geleceği



Ak Parti katıldığı ilk genel seçimde (3 Kasın 2002) % 34 oy alarak tek başına iktidar oldu. Bunu takiben, üç yerel seçim, iki genel seçim, iki referandum ve bir tane Cumhurbaşkanlığı seçiminde de oy yüzdesini arttırmış oldu. Ancak 27 Ağustos 2014’te, R. T. Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı seçilmesi üzerine, Ak Parti’de R. T. Erdoğan yerine A. Davutoğlu’nun genel başkan seçilmiş olması yeni bir dönemin de başlamasına neden oldu.



Pek çok gözlemci ise “Ak Parti ile Anavatan Partisi arasında bir benzerlik kurarak, R. T. Erdoğan’ın fiilen genel başkanlığı bırakmasına bağlı olarak partinin halk nezdinde ki desteğinin giderek azalacağı, parti içinde iktidar mücadelesinin kaçınılmaz olacağı tıpkı ANAP gibi oy yüzdesinde başlayacak gerilemenin de engellenemeyeceği” görüşünü savunmuştur.



Buna karşılık ANAP ile AKP arasında yapılacak esaslı bir karşılaştırma da ise görüleceği gibi, tek başına iktidar olması, karizmatik bir liderin etrafında partinin şekillenmesi gibi hususlar ANAP ile Ak Parti’nin ilk bakışta benzer taraflarının olduğu görülecektir. Gerçekten de ne ANAP içinde Turgut Özal’ın liderliği ne de Ak Parti içinde R. T. Erdoğan’ın liderliği tartışma konusu olmamıştır. ANAP Mayıs 1983’te kurulmuş 6 Kasım 1983’te yapılan ve ilk genel seçimde de tek başına iktidar olmuştur. Ak Parti’de Ağustos 2001’de kurulmuş ve bir yıl sonra yapılan ilk genel seçimde de tek başına iktidar olmuştur. Siyasi görüşleri parti programları itibarı ile de hem ANAP hem de AK Parti AB ve ABD ile iyi ilişkiler içinde olmayı demokratik hak ve özgürlüklerin genişletilmesi görüşünü savunmuşlardır.



Ne var ki bu iki parti arasındaki benzer özelliklerin yanında oldukça farklı taraflarının olduğu da teslim edilmelidir. Bir defa ANAP 6 Kasım 1983 genel seçimlerine askeri bir vesayet altında rakipleri engellenmiş olarak katılmıştır. Daha açık bir ifadeyle 12 Eylül 1980 öncesinde faaliyette olan MSP, MHP ve AP’nin devamı olan partiler 1983 genel seçimlerine sokulmamıştır. Bu partiler de 1983 genel seçimlerine girebilseydi ANAP tek başına bu seçimleri kazanarak iktidara gelebilir miydi? Adı geçen partilerin de 1983 genel seçimlerine katılmaları halinde ANAP’ın seçim kazanma şansının oldukça azalacağı belki de hiç olmayacağı söylenebilir.



Oysa 3 Kasım 2002 genel seçimlerine siyasi yelpazenin bütün renkleri, bütün partileri katılmıştır. Hiçbir siyasi partinin seçimlere katılması engellenmemiştir. Farklı görüşteki bütün siyasi partilerin katıldığı 2002 genel seçimlerinde Ak Parti büyük bir başarı elde ederek seçimleri kazanmıştır. ANAP, DYP, MHP ve SP bu seçimlerde % 10 barajını aşamamıştır. Bu partilerin rağmına Ak Parti 2002 genel seçimlerini kazanmıştır. ANAP ise 1983 genel seçimlerini, askeri vesayet tarafından rakiplerinin seçimlere katılması engellendiği için kazanmıştır.



1989’da Kenan Evren’in görev süresi dolmak üzereyken pek çok çevre Turgut Özal’a partisinden ayrılıp Cumhurbaşkanı seçilmesi halinde partisinin (ANAP’ın) dağılacağı görüşünden hareketle T. Özal’ın ANAP’ın başında kalmasını savunmuştur. Benzeri bir durum 2014 baharında da görülmüştür. R. T. Erdoğan’ın Ak Parti’den ayrılarak Cumhurbaşkanı seçilmesi halinde Ak Parti’nin de ANAP gibi zaman içinde eriyeceği iddiası savunulmuştur. Bu iddialara karşılık 28 Mart 1989’da yapılan yerel seçimlerde Turgut Özal liderliğinde ki ANAP’ın Türkiye genelinde oyu % 21.75’e düşmüştür. ANAP T. Özal ayrıldıktan sonra değil o partinin başındayken önemli ölçüde oy kaybetmiştir. T. Özal’dan sonra ANAP’ın başına gelenler de hiçbir seçimde bir daha eski oy oranını yakalayamamıştır. Ak Parti’deyse böyle bir durum yaşanmamıştır. 30 Mart 2014 yerel seçimlerine R. T. Erdoğan liderliğinde katılan Ak Parti % 46 oy almıştır. Bir önceki genel seçimlere göre aşağı yukarı oy yüzdesini korumuştur.



1988 referandumu ile 12 Eylül askeri darbe yönetiminin S.Demirel-B.Ecevit-N.Erbakan-A.Türkeş gibi eski siyasi liderlere getirilmiş olan siyasi yasaklar kalkmıştır. Adı geçen siyasi liderler ise kendi tabanlarında oldukça etkili olan isimlerdir. T. Özal bu etkili siyasi liderlere karşı zaman içinde başarılı olamamıştır. En önemli başarısızlığını ise daha partisinin başındayken 1989 yerel seçimlerinde yaşamıştır. R. T. Erdoğan dönemindeyse adı geçen bu etkili siyasi liderler ya ölmeleri ya da çok yaşlanmaları fiilen siyaset dışı kalmalarından dolayı R. T. Erdoğan’a karşı bir varlık gösterememişlerdir. Bunların devamı sayılan T. Çiller-M. Yılmaz -D. Bahçeli ve M. Kamalak gibi siyaset adamları da R. T. Erdoğan’a karşı başarısız olmuşlardır.



Turgut Özal liderliğindeki ANAP ciddi bir medya desteğine sahip değillerdi. T. Özal’ın ve partisinin yıpranmasında ekonomik başarısızlığından daha çok medya muhalefeti etkili olmuştur. Ak Parti de kurulmazdan önce ve iktidarının ilk yıllarında benzer bir medya muhalefeti ile kuşatması ile karşılaşmıştır. Ne var ki zaman içinde Ak Parti tarafını destekleyen önemli medya organları oluşmuştur. Ak Parti’nin yapıp ettikleri bu medya aracılığı ile kendi seçmen tabanına iyi anlatılmıştır. Bu da Ak Partiye olan desteğin aratarak devam etmesini sağlamıştır.



T. Özal’ın başbakanlığı 6 yıl sürmüşken R. T. Erdoğan’ın başbakanlığı 12 yıl sürmüştür. Ak Parti’den önce yaşanmış olan ekonomik istikrarsızlık halka büyük sıkıntılar yaşatmış olduğundan Ak Parti döneminde ekonomik ve siyasi istikrarın sağlanmış olması Ak partiye seçmen nezdinde büyük bir destek sağlamıştır. 12 yıllık Ak Parti iktidarı döneminde halkın hayat seviyesini yükselten kolaylaştıran hizmetlerin (haberleşme-ulaşım-sağlık-eğitim vb) görünür hale gelmesi de Ak partiye olan seçmen desteğini devamlı ve sürekli tutmuştur.



Türkiye’de terör olayları bu arada 1976’dan itibaren başlayan PKK terörü 12 Eylül 1980 askeri darbesiyle sona ermiştir. İlginçtir 16 Ağustos 1984’te PKK terörü yeniden başladığında T. Özal ve ANAP tek başına iktidardı. Dönemin siyasi liderlerinin anılarından görüşlerinden anlaşıldığı kadarıyla PKK’nın 1980-1984 arasında yeniden hazırlık yaptığı takip edilmemiş buna göre devlet tarafının karşı bir hazırlığı da olmamıştır. PKK terörü 1984’te başladığında devletin hazırlıksız olduğu zamanla görülmüştür. T. Özal’ın ve ANAP’ın da PKK’ya karşı ciddi bir başarısı olmadı. 22 Eylül 1980’de başlayan İran/Irak savaşı, PKK’ya inanılmaz bir fırsat sağladı. Kuzey Irak’a (Kürdistan’a)bu sayede yerleşen PKK Türkiye’nin doğu bölgesindeki terör eylemlerini rahatça sürdürebilmiştir. Değişen şartlara bağlı olarak da dönem dönem İran-Irak-Suriye-İsrail-ABD gibi ülkelerin desteğini almıştır. Ocak 19912de başlayan ilk Körfez Savaşında ANAP iktidar değildir ama bu savaş PKK’ya çok yeni ve daha büyük fırsatlar sağlamıştır.



ANAP iktidar olduğunda Türkiye’de silahlı terör olayları olmadığı gibi Ak Parti iktidar olduğunda da PKK terörü sıfırlanmıştı. Öcalan’ın 16 Şubat 1999’da yakalanıp Türkiye’ye getirilmesi, PKK’lıların Suriye’den çıkarılması PKK’yı önemli ölçüde etkisiz hale getirmişti. 1980-1984 arasında hazırlığını tamamladığı gibi PKK, Şubat 199’dan 1 Haziran 2004’e kadar ki zamanı da yeni bir hazırlık dönemi olarak tamamlamıştır. Bu arada ikinci Körfez Savaşı’nın 20 Mart 2003’te yapılması, Saddam Hüseyin’in devrilmesi, Irak’ın ABD tarafından işgal edilmesi, Türkiye’nin ABD ile birlikte Irak’ta Saddam yönetimine karşı savaşa katılmamasından dolayı ABD’nin Türkiye’yi cezalandırması, başlayan PKK terörüne karşılık 2008’e kadar Irak’taki PKK üstlerine Türkiye’nin müdahale edememesi de PKK’yı askeri açıdan daha korunaklı bir hale getirmiştir. 2010’da Tunus’ta ortaya çıkan 20 Mart 2011’de ise Suriye’de başlayan Arap Baharı da PKK için yeni fırsatları doğurmuştur.



2005’te R. T. Erdoğan’ın Diyarbakır’da açıkladığı “Kürt Sorununu kabul ediyorum” çıkışı ve resmi olarak Ağustos 2009’da başlayan “Çözüm Süreci” ile PKK’nın etkisi azalmamış aksine artmıştır.



R.T. Erdoğan’ın yerine seçilen Ahmet Davutoğlu’nun belli başlı zorlukları ise: kendinden önceki liderin karizması altında ezilmemek, siyasi ve ekonomik istikrarı devam ettirmek giderek bütün Türkiye’yi kuşatan PKK terörünü etkisiz hale getirmektir. Davutoğlu’nun başarısını gösterecek en önemli olay ise Haziran 2015 genel seçimleri olacaktır. Seçimde başarılı olması halinde Ak Parti’nin hiçbir şekilde ANAP’a ve onun akıbetine benzemediği görülecektir. Davutoğlu liderliğindeki Ak Parti’nin Haziran 2015 seçimlerinde başarısız olması halinde, Ak Parti giderek artan bir şekilde ANAP’a benzetilecektir

Etiketler:
Bu 1218
Yazarın Diğer Yazıları


YAZARLAR

Ger?? Duymayan Kalmas? Kalemiyet.Com