Anasayfam Yap    -
Reklam     -
Kunye     -
Son Mansetler    -
Iletisim                                 
Facebook    -
ABD'NİN İRAN'A ASKERİ SALDIRI SEÇENEKLERİ VAR MI?
MUHARREM TÖRENİNDE KENDİ KAFASINI KESTİ
ABD'NİN FAVORİ DİKTATÖRÜ SİSİ
ABD'DE UYGUR TÜRKLERİ TASARISI

Karakter boyutu :13 Punto15 Punto17 Punto19 Punto

İSLAMCILIĞIN SEYRİNDE EDEBİYATIN YERİ

22.07.2014 / 13:16


 



İSLAMCILIĞIN SEYRİNDE EDEBİYATIN YERİ



 







Siyasetten bağımsız, siyasetle ilgisiz edebiyat örneği çok azdır. Buna karşılık, siyasetle ilgili edebiyat eserleri çok daha fazladır. Zaten bir birikimin sonucu olarak yazılan edebiyat eserleri, türleri ne olursa olsun, siyasetin alanına da girecektir. Çünkü o birikim bir sorumluluk getirdiği gibi, bir düşünce bir plan, bir öngörü sahibi de yapacaktır. Bu da birikim (müktesebat) sahiplerinin siyasetin alanında da fikirleriyle yer edinmelerini kaçınılmaz edecektir.



 



Bizim tarihimizde de bunun örnekleri elbette pek çok olmuştur. Ne var ki Tanzimat dönemi (1839-1876) Edebiyat alanında yeni örnekler yeni arayışlara da zemin olmuştur. Bu dönem de gazete günlük hayata girmiştir. Bu günün şartlarında gazete’nin etki alanı çok sınırla kalmış olsa da o dönem de günlük hayatın belki tek etkili aracıydı. Gazete zamanla bütün hayatı etkileyen, şekillendiren bir araç haline gelmiştir.



 



Önceki dönemlerde Edebiyatçılar çalışmalarını tek başlarına yaparlardı. Tanzimat dönemi bu alanda da bir ilke sahne oldu. Bir grup edebiyatçı mutabık kaldıkları ilkeler çerçevesinde çalışmalarını bir arada yapmaya başladılar. Bunun ilk örneği de Yeni Osmanlılar olmuştur. Avrupa’da “Jön Türkler” (Genç Türkler) diye bilinmişlerdir.



 



Edebiyat çok eski zamanlarda bile bir muhalefet aracı olmuştur. Belki bu yanıyla Yeni Osmanlıların bir ayrıcalığı yoktur. Onların ayrıcalığı ise, edebiyatı muhalefet aracı yapmaları değil bunu bir topluluk halinde, bir cemiyet halinde yapmalarıdır. Yeni Osmanlılar bu yüzden sadece bir “edebiyat topluluğu” değil bir muhalefet odağı, bir muhalefet partisi özelliğine sahip olmuşlardır.



 



Yeni Osmanlıların en çok tanınan isimleri: Namık Kemal, Ziya Paşa ve Ali Suavi’dir. Adı geçen bu yazarlar edebiyatın hemen her dalında ciddi eserler bırakmıştır. Onları dönemlerinin etkili yazarları haline getiren özellikleri ise gazetelerde ki yazıları olmuştur. Eğer gazetelerde yazmamış olsalardı ne edebiyat ne de siyaset alanında bu etkiye sahip olabilirlerdi. Ancak gazete onları ün/şan sahibi yaptığı gibi, dönemin Padişah’ı Abdülaziz’in gazabına uğramalarına ve yurt dışına kaçmalarının da sebebi olmuştur.



 



Yeni Osmanlılar bir edebiyat odağı olmalarının yanında bir siyaset odağı olmanın da ilk örneğini oluşturmuştur. Tanzimat döneminin eğitim, adalet vb konularda getirdiği ikili / dualist anlayışa uygulamaya şiddetle muhalefet etmişlerdir. Tanzimat dönemi aynı zamanda “batılılaşmanın” da resmiyet kazandığı bir dönemdir. Batıda ki yönetim teorilerinin, uygulamalarının “kurtarıcı” olarak ele alındığı bir dönemdir. Her ne kadar Yeni Osmanlılar özellikle Namık Kemal batıcı çevrelerin “makbul” saydıkları bir isim olsa da onun yazıları, kitapları Tanzimat siyasi uygulamalarına muhalefetin örnekleriyle doludur.



 



Yeni Osmanlılar sadece Tanzimat uygulamalarına muhalefet etmekle yetinmemiştir. Dönemin sorunlarını çözeceğini düşündükleri siyasi teorileri de geliştirip savunmuşlardır. Tanzimat döneminde, Osmanlı sınırları içindeki Hıristiyan azınlıklar, Osmanlıdan ayrılmak isteği ile sık sık isyanlar çıkarmıştır. Dönemin egemen anlayışı ise, Osmanlının yönetim tarzını değiştirerek, yönetimde/hukukta  İslam’ın etkisini azaltarak bu ayrılıkçı isyanları engellemeye çalışmıştır. Din/Mezhep/Irk farkı gözetilmeksizin Osmanlı sınırları içinde yaşayan, Osmanlı vatandaşı olan herkesin, Osmanlı Milleti adıyla bir ve eşit sayıldığı gibi garip bir iddianın sahibi olmuştur. Bu iddia ise Osmanlıcılık diye bilinmektedir.



 



Osmanlıcılığın uygulamasıyla bunun için siyasi/adli ve eğitim alanında yapılan düzenlemelerin sonunda ayrılıkçı Hıristiyan azınlıkların, ayrılma isteğinden vaz geçtiklerinin örneği hiç olmamıştır. Aksine Tanzimat döneminin yönetim anlayışının bir sonucu olarak yapılan Osmanlıcılık uygulamaları, ayrılıkçı azınlık isyanlarını daha da özendirmiştir. Zaten dönemin belli başlı Avrupa ülkeleri de bu isyanların hazırlayıcıları, düzenleyicileri, duruma göre koruyucuları olduğundan, hükümet tasarrufuyla, Osmanlıcılık adıyla yapılanların bu isyanları önleme de bir çare olmadığı da zamanla ortaya çıkmıştır.



 



Dışarıda Avrupa ülkelerinin içerde ise onların müttefikleri ayrılıkçı Hıristiyan azınlıkların bu çabalarına karşılık yeni Osmanlıların geliştirip savundukları siyasi görüşleri ise “İttihad-ı İslam” bu günkü karşılığı ile İslamcılık olmuştur. Onların İslamcılık anlayışı idarede keyfiliğin, kişisel hegemonyanın reddi üzerine kurulmuştur. Dönemin İslam dünyasında görülen perişanlığın, çaresizliğin sorumlusu olarak, “İslam’dan uzaklaşılması, cehalet, baskı, zulüm ve tembellik” olarak görülmüştür. Bu görüşleri nedeniyledir ki Tanzimat uygulamalarına muhalefet etmişlerdir.



 



Meşrutiyet (1876-1923) ve Cumhuriyet dönemlerin de siyaset ve edebiyat alanında önemli bir yeri olan İslamcılık büyük ölçüde Yeni Osmanlıların eseridir. Yeni Osmanlılar yazılarında elbette Osmanlı Devletine öncelik vermişlerdir. Ancak onların görüşleri, önerileri Osmanlı devletiyle sınırlı değildir. İslam Dünyasının tüm sorunları onların ana gündemini oluşturmuştur. Sömürgecilik, kişisel hegemonya, cehalet, yönetimde İslam ilkelerinin etkisizleştirilmesi çabalarına karşı önemli eserler yazmışlardır.



 



Buna karşılık Türkiye’de İslami çevrelerde Yeni Osmanlılar hak ettikleri ilgiyi görmemişlerdir. Yeni Osmanlılar, “Türkçü, Turancı, Vatancı, Batıcı” gibi hak etmedikleri sıfatlarla anılmıştır. Necip fazıl Kısakürek bununla da yetinmeyerek onları birer “sahte kahraman” ilan etmiştir. Oysa Yeni Osmanlılar topluluğu, çaresizliğin toplumun üzerinde taht kurduğu bir dönemde, topluma yeni bir heyecan verdikleri gibi, İslam’ın değerinin yok sayılmasına da isyan etmiş bir çabanın sahibi olmuşlardır. Hem İslami konulara vukufiyetleri hem de toplum üzerindeki etkileriyle bu günün İslamcıları ile mukayese kabul etmez bir üstünlüğe sahip olmuşlardır.



 



Kanun-i Esasi, Meşrutiyet Yeni Osmanlıların çabalarıyla büyük ölçüde tahakkuk etmiştir. İkinci meşrutiyet döneminde (1908-1923) görülen İslamcılığın da hem hazırlayıcısıdır hem de başlangıcıdır. Buna karşılık İslamcılığın bütünüyle ve ısrarla Türkiye sınırları dışında aranması, Türkiye’de ise inatla İkinci meşrutiyet dönemiyle sınırlandırılmaya çalışılması sorunlu bir tutumdur.



 



Bu günün İslamcıları, Yeni Osmanlıların zengin İslami birikimlerine ilgisiz kalarak yalnızca onlara değil kendilerine de büyük ölçüde haksızlık etmektedirler. Sanayi devrimi sonrasında hızla yayılan yeni sömürgeciliğe, İslam dünyasının buna karşı çaresizliğine, İslam’ı bazı hurafelerin takdis edilmesi gibi gülünç işlerle sınırlandırma çabalarına karşılık Yeni Osmanlıların ortaya koydukları eserler, tarihin, siyasetin, İslam’ın doğru anlaşılmasına önemli bir katkı sağlayacaktır. Yeni Osmanlılar edebiyatı hayatın bir parçası bilenler için de zengin sahici bir örnek oluşturmaktadır.



 



İslamcılığın bir sömürge icadı olduğu, iflas ettiği, İslam’ın aslıyla ilgisiz olduğu gibi akıl/vicdan ve en çok da hakikatın sınırlarını zorlayan iddialara karşılık Yeni Osmanlıların eserleri gerçeğin anlaşılmasını temin eden önemli bir araç olacaktır. Denilebilir ki İslamcılığa ilgi duyan hemen herkesin asla ihmal edemeyeceği baş ucu eserleri Yeni Osmanlıların eserleri olacaktır.



 



 



 



ÖZET KAYNAKÇA:  



 



1-Necip Fazıl Kısakürek, Sahte Kahramanlar, İstanbul, 1976.



 



2-Nacip Fazıl Kısakürek, Babıali, İstanbul, 1976.



 



3-Hüseyin Çelik, Ali Suavi ve Dönemi, İstanbul, 1994.



 



4-Mümtazer Türköne, Türkiye’de İslamcılığın Doğuşu, İstanbul, 1992.



 



5-Mehmet Zeki İşcan, Siyasal İslam / Dini ve Fikri Temelleri, Erzurum, 2002.



 



6-Olıvıer Roy, Siyasal İslam’ın İflası, Çeviren: Cüneyt akalın, İstanbul, 1995.



 



7-Tarık Zafer Tunaya, İslamcılık Akımı, İstanbul, 2003.



 



8-Namık Kemal, Osmanlı Modernleşmesinin Meseleleri / Bütün Makaleleri, İstanbul, 2005.

Etiketler:
Bu 1508
Yazarın Diğer Yazıları


YAZARLAR

Ger?? Duymayan Kalmas? Kalemiyet.Com