Anasayfam Yap    -
Reklam     -
Kunye     -
Son Mansetler    -
Iletisim                                 
Facebook    -
CEZAYİR'E KARŞI FRANSIZ KÜSTAHLIĞI
DÜNYA UYGUR TÜRKLERİNİN FERYADINI DUYMALI
ERDOĞAN İLE PUTİN'İN SOÇİ ZİRVESİ
AŞIYA KARŞI OLANLARIN MİTİNGİ
Karakter boyutu :13 Punto15 Punto17 Punto19 Punto

BAĞIMSIZ DEVLET BAĞIMSIZ ZİHNİYETLE KURULABİLİR

BAĞIMSIZ DEVLET BAĞIMSIZ ZİHNİYETLE KURULABİLİR
2021-09-21 07:38:17


Yirmi dokuz seneden bu yana yurtdışında ikamet eden ERK Partisi lideri Muhammed Salih ile yapılan röportaj:





"Bağımsız olmayan bir zihniyet bağımsız bir devlet kuramaz"



- Tam 30 yıl önce Özbekistan bağımsız devlet olarak ilan edilmişti. Ve bu bağımsız Özbekistan'ı tam yirmi yedi sene yöneten İslam Kerimov'un ölümünden sonra iktidarı ele alan Şevket Mirziyayev 'devlet kurmak için' Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan 'deneyimli eleman' isteyince, Erdoğan da kendisine 'Ali Babacan'ı önerdiğini' açıklamıştı. Kerimov 1991 sonbaharında ilan edilen bağımsızlıktan sonra yirmi beş sene içinde devlet kuramamış mıydı? 29 Ekim 1923'te ilan edilen Türkiye Cumhuriyeti'ni ayrı tuttuğumuzda bugün adına 'Türk Cumhuriyetleri' denilen coğrafyanın en büyük eksikliğinin bağımsızlıklarının otuzuncu yılında devlet yapısından çok uzak olduklarını görmekteyiz. Katılıyor musunuz?



Katılıyor ve bunu normal bir durum olarak görüyorum. Çünkü Mirziyaev da aynı Kerimov gibi komünist ekolden geliyor ve Kerimov'un idaresinde 20 sene çalışarak başbakanlığa kadar yükselmişti. Kerimov'a sadıktı yani.



İkisi de 1991 yılına kadar SSCB'nin yıkılmasına karşı olan sadık komünistlerdi. 19 Haziran 1990'da Sovyet Özbekistan'ı Parlamentosuna 'Bağımsızlık Deklarasyonu' Özbekistan Komünist Partisi lideri İslam Kerimov tarafından değil muhalefetteki ERK Partisi tarafından sunulmuştu.



Daha doğrusu, 'Özbekistan'ın Bağımsızlık Deklarasyonu'nu bizzat kendim - Muhammed Salih, ERK Partisi lideri ve milletvekili sıfatıyla - sunmuş ve parlamentodan geçmesi için mücadele vermiştik. 20 Haziran 1990'da Bağımsızlık Deklarasyonu kabul edilmiş ve Kerimov başta olmakla SSCB'nin yaşamasını savunanlar yenilgiye uğramıştı.



Fakat bağımsızlıktan sonra da bağımsızlık düşmanları komünistler iktidarda kalmayı sürdürdüler. Ve aradan geçen 31 senenin sonrasında devlet kuramamış, bunu Türkiye Cumhurbaşkanından istemektedirler.



Bunun nedeni komünist kafalı insanların hiçbir zaman milli manevi değerler üzerinde bir devlet inşa etmek istememeleri ve isteseler bile bunu becerememeleridir.



Onun için 31 sene sonra 'devlet kurma' peşindeler. Güler misin, ağlar mısın? Bu komünist kuşak dünyayı terk etmediği sürece Türkistan (yani beş 'bağımsız cumhuriyet' ) bağımsız bir devlet yapısına ulaşamayacaktır. Zira bağımsız olmayan bir zihniyet bağımsız bir devlet kuramaz.

 






"Mirziyaev'in iktidara gelmesinde büyük rol oynayan Putin'in şahsıyla ilintilendirilebilir"



- Bu durum Rusya'nın o bölgelerde değil hakim pozisyonunu koruması hatta daha da güçlenmesi anlamına gelmiyor mu?



Aynen öyle oluyor ve olmaya devam ediyor. Kerimov'un ölümünden sonra Özbekistan dışarıya daha da bağımlı hale geldi. Özellikle Rusya'ya.



Kerimov'un ölümünden hemen sonra Rusya Devlet Başkanı Putin, başbakan Şevket Mirziyayev'in devlet başkanı koltuğuna oturmasını sağladı ve Özbekistan'daki durumların Kremlin'in kontrolünden çıkmasına izin vermedi. Abartmıyorum, adeta bir biat söz konusu.



Bugün Özbekistan'ın doğal kaynakları üzerindeki en güçlü nezaret Rusya'ya ait olup dış politikada, jeostratejik alanda Mirizyaev'in politikaları da Rusya güdümlüdür.



Bu durum Mirziyaev'in iktidara gelmesinde büyük rol oynayan Putin'in şahsıyla ilintilendirilebilir. Bu açıdan bakıldığında Kerimov'un ölümü de şüphelidir.



Bu ölümün kendi eceliyle bir ölüm olmadığına ilişkin pek çok söylentiyi bir kenara koymamız durumunda bile bir dizi açıklanması zor siyah noktalar bulunmaktadır… Genel kanı Mirziyaev'in Rusya'ya bağımlılık oranının kendisinin iktidarda kalmasıyla eş orantılı olduğu yönündedir.  



 



"Afganistan'daki sorun etnik menşelidir"



- Türkistan coğrafyasının komşuluğunda Afganistan İslam Emirliği'nin ilan edilmesi o coğrafyanın mevcut durumunu ve geleceğini nasıl etkileyecektir? Senelerden beri Türk basının önemli kalemleriyle Afganistan konusunda fikir tartışmalarınızın olduğunu bilmekteyiz. Independent Türkçe için nasıl bir değerlendirme yapacaksınız?



1989 yılında Rusların Afganistan'ı terk etmesinden sonra bu ülkede ortaya çıkan kaos ortamı 32 yıldan bu yana hemen hemen değişmedi. 1990'lı yıllarda bendeniz 'Afganistan endişeleri' başlıklı bir makale kaleme almıştım. O makalede öne çıkarılan fikir ve düşünceler günümüzde de aktüalitesini korumaktadır.



Zira 1990'lardan bu yana Afganistan'daki iç savaşın ana nedenleri hiç değişmedi. 1989 yılı Afganistan için dönüm noktası oldu. 1989'da, Rus ordusu ülkeyi terk ettiğinde Ruslara karşı savaşan farklı etnik gruplar kendilerinin de beklemediği bir gerçeği anladılar:



Onlardan hiçbirisi ötekinin hükümranlığı altında yaşamak istemiyordu.Ve iç savaş bundan başlamıştı. Bu savaş Ruslarla savaştan daha kanlı, daha acımasız fakat anlamsız ve onursuz bir savaş oldu.



Evet, Afganistan'da 30 yıldan bu yana hiç durmayan iç savaşın ana nedeni ETNİK mesele olup yerde kalanlar bu ana nedenin doğurduğu nedenlerdir. Bu gerçeğin üstü bugüne kadar hep örtülmeye çalışıldı.



Tabi bu gerçeği kabul etmeyenler herkesten önce Peştunlar ve Pakistan'dır. Çünkü onlar Peştun hakimiyeti ve Pakistan'ın fiili mandası altında Afganistan'daki tüm etnik grupların mutlu yaşamaları gerekir diye düşünüyorlar.



Peştunlar, "Afganistan'da azınlık filan yok, burada herkes Müslüman ve kardeş olup, 'etnik mesele' dedikleri konunun Afganistan'ın düşmanları, İslam'ın düşmanları tarafından uydurulan bir yalandır" diyor.

 






"Afganistan'ın konfedratif bir formatta yeniden kurulması gerekmektedir"



Ancak iş iktidarın paylaşılmasına gelince Peştunlar devlet makamlarına 'din kardeşini' değil de 'kan kardeşini' oturtmakta herhangi bir sıkıntı görmüyorlar.



Ve bu din kardeşlerinin kendi dillerinin, kendi kültürlerinin olabileceğini unutuyorlar, onları yine o 'kan kardeşi' dilinde konuşmaya zorluyor ve tüm bunları 'Müslümanların Birliği' adına yapıyorlar.



Kısacası, Afganistan'ın federatif ve hatta konfedratif bir formatta yeniden kurulması gerekmektedir. Peştun, Tacik. Türk (Özbek, Türkmen, Hazara) bölgelerinden ibaret üç parçalı bir yeni devlet yapısı iç savaşı durdurabilecek tek çaredir.



Gördünüz, Taliban iktidara gelir gelmez okullardan Özbek dili dersini kaldırdı. Kurduğu hükümette ne bir Tacik, ne de bir Özbek siyasetçi vardır. Olmayacaktır. Çünkü Peştun milliyetçileri buna izin vermeyeceklerdir. 





"Elde ettiğimiz zaferi koruyabilseydik bugün Özbekistan bambaşka noktada olurdu"



- Önce Özbekistan'ın bağımsızlığı, ardından ise demokrasisi için siyasi parti lideri olarak mücadele verirken Nisan 1993'de kendinizi Türkiye'de buldunuz, 17 Nisan saat 14'te Özal ile buluşmaya giderken Ankara havaalanına indiğinizde Özal'ın ölüm haberini almıştınız. O anda mücadelenizi uzun süre yurtdışında vereceğinizi düşünmüş müydünüz?



Düşünmemiştim. Çünkü iki devlet başkanı - Turgut Özal ve Ebülfez Elçibey - bizim hareketi destekleme kararı almışlardı. 'En kısa sürede Özbekistan'a dönüp, yeni devlet kuracağız' diye hayaller içindeydik.



Kadere bakın, Özal da, Elçibey de çok geçmeden iktidardan gittiler: biri vefat etti, diğeri Rusya destekli bir darbeyle iktidardan indirildi. 'Mücadelenin sonuna geldik' derken onun başında olduğumuzu gördük ve 29 yıllık bir sürgün hayatı başladı...



Oysa biz 1991 yılında yapılan devlet başkanlığı seçimlerinde elde ettiğimiz zaferi koruyabilseydik bugün Özbekistan bambaşka noktada olurdu. ERK Partisi, başkanlık seçimini kazanmıştı. O seçimde aday bendim.



Bunu 30 yıldır hep söyledik. Fakat kısa süre önce 1991 seçiminde İslam Kerimov'un yanında çalışmış bir danışman, (bugün bağımsız yazar) Şaraf Ubaydullayev'in bu konuda tarihi bir açıklama yapmasına kadar kamuoyu bizim seçimi kazandığıma hep şüpheyle bakmıştı.

 









İşte Kerimov'un sarayında çalışan o şahsın açıklaması: 



Radyo Liberty Özbekçe yayınları servisinin sorusu:



- Özbekistan tarihinde hiç özgür seçimler olmuş mudur?  



- Şaraf  Ubaydullaev: Muhammed Salih ile Kerimov'un katıldıkları seçim Sovyetler Birliği'nde 'Glasnost' uygulamalarının doruk noktasında yapıldı. Ben Başkanlık Konseyi'nin danışmanı sıfatıyla o seçimi içeriden takip eden biri olarak Kerimov'un tamamen kaybettiğini söylemek istiyorum. O zamanki seçimlerde çok şaibe oluyordu. Fakat buna rağmen böyle bir maraton hiçbir yaşanmamıştı ve bugüne kadar da bir daha yaşanmadı. İslam Kerimov'un tüm devlet imkanlarını kullanmasına rağmen seçimi Muhammed Salih kazanmıştı." 1

 


Düşününüz ki, yirmi dokuz sene sonra Özbekistan'ın o zamanki devlet başkanlığı cenahından böyle bir ses yükseliyor. Tarihi bir açıklama saymamız gerekir kanısındayım.



O vakit devletin tüm imkanlarını kullanan İslam Kerimov bize karşı zorbalık yaparak kendisinin istediği sonuca kocaman bir şaibeyle ulaştı.



Bizi ise savunan olmadı. Ne uluslararası kamuoyu ne de demokratik devletler seçimdeki büyük sahtekarlığı göre göre bu haksızlığa karşı hiçbir müdahalede bulunmadılar.





"Kitaplar yazmak için Özbekistan'a dönmek istedim, fırsat tanımadılar"



- Hep Özbekistan'a dönerek mücadelenizi orada sürdürmek istemenize rağmen İslam Kerimov döneminde bu fırsatı bulamamıştınız. Şevket Mirziyayev'in döneminde böyle bir fırsat ortaya çıktı mı? Bağımsız devler kuruluşu ve demokrasi mücadelenizi Özbekistan'da vermenin yollarını arıyor musunuz?



Mirziyaev iktidara gayrimeşru şekilde geldi. Kerimov'un ölümünden sonra Anayasaya göre devlet başkanlığı görevini seçime kadar Senato başkanının üstlenmesi gerekirdi. Ama öyle olmadı.



Başbakan Mirziyaev, Senato başkanına baskı yaparak bu görevi kabul etmemesini sağladı ve Başkan vekili koltuğuna kendisi oturdu. Ardından yapılan seçimde kendisini Başkan olarak seçtirdi. Totaliter ülkelerde bu işler bu kadar kolay ve basittir maalesef. 



Ben Mirziyaev'e, "Özbekistan dönmeme müsaade edin, Taşkent'e gelip ERK Partisi'nin Kurultayını toplayacak ve parti liderliğinden istifa edeceğim, partinin başına genç bir liderin gelmesine çalışacağım" diye yazdım.



"Siyaseti bırakarak kitaplar yazacağım, şiirler yazacağım, benden korkmayın" dedim. Ama teklifimi kabul etmedi.



Tam tersine, Mirziyaev'in kontrolündeki basın ve troller bana karşı çeşitli suçlama ve iftiralarla dolu yazılar yayımlamayı sürdürmektedir. Aynı Kerimov dönemindeki gibi.



Özbekistan'da benim için hiçbir şey değişmedi. En kötüsü ise halkım için da değişmiş bir şey bulunmamaktadır. Ekim ayında yapılması öngörülen devlet başkanı seçiminde Mirizyaev yine kendisini seçecektir.



Gerçek siyasi hüviyetten uzak adaylar ortaya çıkarak bu seçime de demokrasi süsü vermeye çalışacaklar.



Demokrasiyle yönetilen ülkelerden ve uluslararası kurumlardan gelecek olan 'gözlemciler' bu seçimle meşruiyet kıyafeti giydirecekler.



Ve maalesef demokrasiden uzak baskıcı rejim sakin ve durgun hayatını sürdürecektir. 


Bu haber toplam defa okundu


YAZARLAR

Ger?? Duymayan Kalmas? Kalemiyet.Com